Çok yoğun bir ekim ayı geçirdim. Ardarda seminer, eğitim, konferans, moda fuarı, sergi çalışmaları derken yazmak istediğim şeyleri ancak yazabilme imkanı buluyorum. Öncellikle siteye yoğun bir ilgi var, burayı kurmamın amacı gittiğim seminer ve eğitimlerin dökümanlarını aktarıp herkesle paylaşmak sonrada okumuş olduğum kitapları burada beraber yorumlamak. O açıdan herkese teşekkürler...
İTKİB'de düzenlenen 2009 yaz ve 2009-2010 Sonbahar-Kış semineri ile ilgili fotoğrafları, dökümleri ve trendleri yakın zamanda yükliyeceğim. Ama şimdi yakın zamanda okuduğum birkaç kitap ile ilgili güzel şeyleri sizinle paylaşmak istiyorum.James ARTHURRAY Spiritüellik nedir, nasıl kullanılır? Spiritüel gücünüzü kullanarak akıl almaz işler başarmanın en kısa yolu nedir?.Kitabın içeriği 29 ana başlıktan oluşuyor. 1. egoyu aşmak 2. kişisel geçmişinizi silin 3. az, çoktur 4. kendiniz için yaşayın 5. kendinize güvenin 6. spiritüel kimliğinizin farkına varın 7. ciddi bir öğrenci olun 8. metafizikçi olun 9. bağlı ve istekli olun 10. rahatsızlıkta rahat edin 11. eşsiz olun 12. çıtanızı yüksek tutun 13. bir enerji alanı olduğunuzu görün 14. bedeninizi güç aracı olarak kullanın 15. sadece olun 16. dünyayı durdurun 17. sezgilerinizi izleyin 18. ''karşısında'' değil, ''yanında'' olun 19. sadece yapın 20. evinize taşının 21. küçük şeyleri sürekli yapın 22. bağışlayın ve özür dileyin 23. dünyayı yıkın 24. rüya zamanında yolculuk yapın 25. kusursuz olun 26. kendi tutkunuzun peşinden gidin 27. toplu düşünün 28. aydınlanma zamanı şimdidir 29. akışına bırakın v.b.. içeriği dolu dolu bir kitap.
Kitap da etkilendiğim bir hikayeden sizede bahsetmek istiyorum. Buda, yeni öğrencilerine, bir oğlu olan dul babayı anlatırdı. Adam bir iş seyahatindeyken, hırsızlar evine girmiş, evi yakmış ve oğlunu kaçırmış. Baba evine döndüğünde, evinin kül olduğunu ve oğlunun da yanıp ondan geriye yalnızca küllerinin kaldığını düşünmüş. Kalbi kırılan baba, külleri toplamış ve yanından hiç ayırmadığı bir kavanoza koymuş. Biraz zaman geçmiş, oğlu hırsızların elinden kaçmış ve eve, babasına koşmuş. Gece geç saatte eve gelen çocuk kapıyı çalmış. Baba, derin uykusundan uyanmış ve seslenmiş, ''kim o?'' oğlu yanıtlamış, ''benim baba, oğlun.'' acıyla öfkelenen baba, kötü kalpli bir çocuğun ona numara yaptığını düşünerek, oğlunu kapıdan kovmuş. Oğlu kendini anlatmaya çalışmış, ama baba dinlememiş. Sonunda çocuk bir daha dönmemek üzere oradan ayrılmış. Bu öyküden sonra, Buda yeni öğrencilerine şöyle derdi: ''Bazen gerçek olduğunu düşündüğünüz bir şeye öyle sıkı tutursunuz ki, gerçek kapınıza geldiğinde, onu içeri almazsınız.'' . İnançlarınızın kaçı gerçekten size ait?. Kaç tanesine kişisel deneyimleriniz sonuçunda ulaştınız?. Doğru olduğuna inandığınız şeyleri sorgulamak konusunda ne kadar açıksınız?Sokrates'in bir sözü vardır: ''Üzerinde düşünülmemiş yaşam, yaşanmaya değer değildir.'' Ciddi bir öğrenci olarak sizin öncellikli çalışmalarınız, içsel dünyanıza odaklanmalıdır. İçsel dünyanızın kaşifi olmalısınız. Size, hiçbir şekilde hayatı reddetmenizi ya da dünya işlerinden elinizi eteğinizi çekmenizi söylemiyorum; aslında tam tersi. Hangi mesleği ya da uğraşı seçerseniz seçin, kendinizi ona adayın. Kimse yarım yamalak yaşayarak, bir yaşam sürdüremez.
Bu zamana kadar, kişisel gelişim üzerine pek çok kitap okudum. secret, ferrari'sini satan bilge, koza kelebeği bilmez, düşün ve zengin ol, başarı hikayeleri, küçük şeyler, çekim yasası, ömrümden uzun ideallerim var, bolluk yasaları, paraşütünüz ne renk, çalışmamanın keyfi, hayalinizi yorganınıza göre uzatın, herşey seninlre başlar, limit sizsiniz v.s..Şu dönemde ise, en çok ilgimi çeken yazarlar arasında ROBERT T. KIYOSAKI yer alıyor. ''Zengin Baba, Yoksul Baba'' bu kitapta yoksullardan ve orta sınıftakilerden farklı olarak zenginler çocuklarına para hakkında neler öğretir?. İnsanların maddi sıkıntılar içinde boğuşmasının neden, okulda geçirdikleri onca yıl boyunca para konusunda hiçbir şey öğrenmemeleri. Sonuçta para için çalışmayı öğrenirler... ama parayı kendileri için çalıştırmasını hiç bilmezler. Zengin baba, yoksul baba'yı okuduktan sonra zengin olmak için yüksek bir gelire sahip olmanız gerektiği saplantısı yerle bir olacak. Evinizin bir aktif varlık olduğuna inancınız sarsılacak. Çocuklarınıza para kazanmanın yollarını öğretmek için okuldaki sisteme güvenmiyeceğinizi öğreneceksiniz. Aktif ve pasif varlıkları yeniden tanımlayacaksınız. Çocuklarınızın gelecekte finansal başarı sağlamaları için parayla ilgili onlara öğretmeniz gereken her şeyi öğreneceksiniz. Bir diğer kitap ise, ''Genç Emekli, Zengin Emekli'' nasıl çabucak zengin olunur ve nasıl hep zengin kalınır?. Bu kitap, sıfırdan başlayıp 10 yıldan az bir sürede mali açıdan özgürlüğe kavuşmuş olarak nasıl emekli olduğumuzun öyküsüdür. Siz de aynısını nasıl yapabileceğinizi keşfedin. ömrünüz boyunca çalışıp didinmek istemiyorsanız bu kitap tam size göre...
31 Ekim 2008 Cuma
4 Ekim 2008 Cumartesi
İSTANBULU DEV AYAKKABILAR BASTI :) (SHOE-ART)
Öncellikle Ekim ayında İTKİB de verilecek olan 2 seminerden bahsetmek istiyorum. 15 Ekim de 2009 İlkbahar-Yaz trendleri, 27 Ekim de ise, Sonbahar-Kış trendleri ile ilgili seminer verilecek. www.itkib.org.tr dan kayıt olup ücret karşılığı seminere katılabilirsiniz. Bu arada, 15-17 Ekimde Beşiktaş Akaretlerde Moda Tasarımcıları Derneğinin fuarı var. Kasımda ise, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde sergi ... daha çok bilgi için, siteyi takip etmeye devam edin. Teşekkürler...

Bundan birkaç hafta önce Cevahir alışveriş merkezine, alışveriş yapmaya gittiğimde gördüğüm manzara beni adeta büyüledi. O gün dev ayakkabı heykelleri 1 günlüğüne tanıtım amacı ile Cevahir alışveriş merkezinin önünde sergilenmişti. Şimdi ise, İstanbul sokaklarını süslüyor. Son dönemde gördüğüm farklı ve gerçekten çok başarılı bulduğum ayakkabı tasarımları İstanbul’ un en iyi alışveriş merkezlerini ve sokaklarını Ekim sonuna kadar süsleyecekmiş. Daha öncesinde inek, daha sonra ise lale projesiyle katkı bulunan tasarımcılar şimdi ise, dev ayakkabılar ile bu projeye destek oluyorlar.
Shoe-Art İstanbul 2008 projesi kapsamındaki 120 farklı tasarımcı ve sanatçı tarafından tasarlanan dev ayakkabı heykelleri 3 farklı biçimde tasarlanmış. Stil etto, spor ayakkabı ve motosiklet ayakkabı. A
yakkabıları tasarlayanların bazılarının isimleri ise şöyle; Arzu Kaprol, Atilla Kuzu, Bahar Korçan, Alinur Velidedeoğlu, Emel Acar, İdil Tarzı, Ertuğrul Ateş, İsmail Acar, Yazbükey gibi isimler …
120 ismin nasıl seçildiğine gelince. Öncelikle Derin Sarıyer, İdil Tarzi, Bahar Korçan, Özlem Süer, Ayşe Ece Ege, Atilla Kuzu, Defne Koz, Cemil İpekçi, Arzu Kaprol, Banu Bora, Ertuğrul Ateş gibi isimlere teklif götürülmüş. Birçoğundan onay alınmış. Ama açık hava sergisinin kapıları herkese açık. "Ben de dev ayakkabı tasarlamak istiyorum" diyen herkes www.shoeartistanbul.com adresinden başvuru yapabilir
Uluslar arası alanda da farkındalık yaratacak bir tanıtım gücü oluşturan dev ayakkabıların yükseklikleri 1.80 cm’ yi genişlikleri ise 2.60 cm’ yi buluyor. Dünyanın önemli açık hava sergilerinden biri olmaya aday, Shoe Art İstanbul 2008 sergisi sonunda düzenlenecek müzayededen elde edilecek gelirin tamamı ise, TEMA ve
Türk Kalp Vakfına bağışlanacakmış.
Şişli Belediyesi'nin ev sahipliğinde ve Hotiç'in ana sponsorluğunda gerçekleştirilen sergi, Ekim sonuna kadar İstanbul sokaklarına ihtişamıyla renk katacak.Sergi, sanatçıların eserlerini binlerce sanatsevere gösterebilmeleri için alışılmışın dışında dikkat çekici bir tuval sunuyor.İlk insanla başladığı varsayılan ve tarihsel süreçte sanatsal bir boyut kazanan ayakkabının oluşturduğu bu özel tuval üzerinde sanatçılar, Türkiye'nin ve İstanbul'un mozaik yapısını, kültürünü, sanat anlayışını ve hayal gücünü yansıtıyor. Şehrin en hareketli noktalarından başta Şişli olmak üzere Nişantaşı, Teşvikiye, Abdi İpekçi gibi en işlek ve hareketli caddeleri ile büyük alışveriş merkezlerinde sergilenecek heykeller sanatı ve tasarımı eğlenceli bir şekilde bir araya getiriyor.
Shoe-Art İstanbul 2008 Organizasyon Sponsorları, Ana Sponsor Hotiç İletişim Ortağı CnnTürk, Joy Türk, Fashion TV - Proje Danışmanlığı TBWA Fusion Moda Tasarımcıları Derneği - İletişim Desteği Effect Halkla İlişkiler - Medya Takibi PR Net - Mekan Desteği Kanyon, Akmerkez, Cevahir, İstinye Park, Metrocity, City's Nişantaşı, Capacity, Astoria, Resürans Çarşısı

Hürriyet'in haberine göre ise, Louis Vuitton 2008 İlkbahar-Yaz koleksiyonunda yer alan bir ayakkabıya "İstanbul" ismini verdi. İstanbul isimli ayakkabı, şehrin canlılığını ve enerjisini yansıtıyor. Pembe, yeşil ve kırmızının yarattığı kontrastla şehrin zıtlıklarla dolu yapısına atıfta bulunan modelde, iri taşlar ve fiyonk dikkat çekiyor.
Parlak taşlar oryantalizme vurgu yaparken, ayakkabının kenarındaki fiyonk modernlikle ilişkilendiriliyor. Ayakkabı yüzde yüz keçi derisinden yapılmış, sarı ve siyah gibi renk alternatifleri var. Louis Vuitton İlkbahar-Yaz kolesiyonunun en iddialı modelleri arasında yer alan İstanbul’un topuk boyu 10.5 cm. Peki bu ayakkabı nereden çıktı? Louis Vuitton’un ayakkabı tasarımından sorumlu departman, durup dururken İstanbul’dan etkilenmedi. Ocak
ayında Nişantaşı’nda açılan büyük Louis Vuitton mağazasının açılışına onlar da gelmişti. İstanbul onları da büyüledi. Tasarımcılar şehri çok renkli ama aynı zamanda karmaşık bulmuşlar. Bu renkliliği ve karmaşıklığı yaptıkları ayakkabı tasarımına da fazlasıyla yansıtmışlar.
İstanbul’dan etkilenerek ürettikleri bir de çanta var. İsmi Bosphore Backpack. Yani Boğaziçi Sırt Çantası. Louis Vuitton’un orijinal monogram deseni ile tasarlanan çanta şık ve kullanışlı. Tam İstanbullulara göre.
Bitti mi? Devamı 2008-2009 Sonbahar-Kış koleksiyonuna. Birkaç ipucu vermek gerekirse... Kış koleksiyonunun tamamında bir İstanbul/Türkiye etkisi var. Mevlevi şapkaları, şalvar pantolonlar, Kapalıçarşı takılarından ilham alınarak hazırlanmış yeni aksesuvarlar... Bekleyip göreceği
z.
Cow Parade’i hatırlarsınız. Geçen yıl 1 Ağustos-31 Ekim tarihleri arasında şehrin dört bir yanını inekler basmıştı. Tüm dünyada 54 şehirde düzenlenen inek yürüyüşü adlı serginin İstanbul ziyareti oldukça başarılı geçmişti.
31 Ekim tarihinden sonra açık arttırmayla satılan ineklerden toplam 850 milyarlık gelir elde edilmiş, bu tutar üç sivil toplum örgütüne bölüştürülmüştü. Cow Parade’in İstanbul’a gelmesine aracı olan SİNPA şirketi, ineklerden aldıkları ilhamla yeni bir açık hava sergisi tasarladılar: İsmi Shoe Art İstanbul.
İKİ MODEL VAR
Ayakkabı tasarlayacak insanlar işe başlamadan önce bir seçim yapmak zorundalar. Sivri burunlu, topuklu bir stilettonun mu, yuvarlak burunlu bir spor ayakkabının mı üzerinde çalışmak istediklerine karar verecekler. Seçtikleri modelin fiberglas maketi onlara teslim edilecek. Sonrasında tamamen özgürler. İsteyen camlarla kaplayacak, isteyen karman çorman boyayacak, isteyen ayakkabısının üzerine çivi yazısı yazacak. Fiberglas’tan yapılan ham ayakkabı maketlerin tamamını Cow Parade ineklerini ve İstanbul lalelerini de yapan Heykeltraş Hakan Temur yapacak. Shoe-art projesi bir yandan sanat ve tasarımın geniş kitlelere ulaşmasını gerçekleştirirken, bir yandan da şehre enerji getirecek.

Bundan birkaç hafta önce Cevahir alışveriş merkezine, alışveriş yapmaya gittiğimde gördüğüm manzara beni adeta büyüledi. O gün dev ayakkabı heykelleri 1 günlüğüne tanıtım amacı ile Cevahir alışveriş merkezinin önünde sergilenmişti. Şimdi ise, İstanbul sokaklarını süslüyor. Son dönemde gördüğüm farklı ve gerçekten çok başarılı bulduğum ayakkabı tasarımları İstanbul’ un en iyi alışveriş merkezlerini ve sokaklarını Ekim sonuna kadar süsleyecekmiş. Daha öncesinde inek, daha sonra ise lale projesiyle katkı bulunan tasarımcılar şimdi ise, dev ayakkabılar ile bu projeye destek oluyorlar.
Shoe-Art İstanbul 2008 projesi kapsamındaki 120 farklı tasarımcı ve sanatçı tarafından tasarlanan dev ayakkabı heykelleri 3 farklı biçimde tasarlanmış. Stil etto, spor ayakkabı ve motosiklet ayakkabı. A
yakkabıları tasarlayanların bazılarının isimleri ise şöyle; Arzu Kaprol, Atilla Kuzu, Bahar Korçan, Alinur Velidedeoğlu, Emel Acar, İdil Tarzı, Ertuğrul Ateş, İsmail Acar, Yazbükey gibi isimler …120 ismin nasıl seçildiğine gelince. Öncelikle Derin Sarıyer, İdil Tarzi, Bahar Korçan, Özlem Süer, Ayşe Ece Ege, Atilla Kuzu, Defne Koz, Cemil İpekçi, Arzu Kaprol, Banu Bora, Ertuğrul Ateş gibi isimlere teklif götürülmüş. Birçoğundan onay alınmış. Ama açık hava sergisinin kapıları herkese açık. "Ben de dev ayakkabı tasarlamak istiyorum" diyen herkes www.shoeartistanbul.com adresinden başvuru yapabilir
Uluslar arası alanda da farkındalık yaratacak bir tanıtım gücü oluşturan dev ayakkabıların yükseklikleri 1.80 cm’ yi genişlikleri ise 2.60 cm’ yi buluyor. Dünyanın önemli açık hava sergilerinden biri olmaya aday, Shoe Art İstanbul 2008 sergisi sonunda düzenlenecek müzayededen elde edilecek gelirin tamamı ise, TEMA ve
Türk Kalp Vakfına bağışlanacakmış.Şişli Belediyesi'nin ev sahipliğinde ve Hotiç'in ana sponsorluğunda gerçekleştirilen sergi, Ekim sonuna kadar İstanbul sokaklarına ihtişamıyla renk katacak.Sergi, sanatçıların eserlerini binlerce sanatsevere gösterebilmeleri için alışılmışın dışında dikkat çekici bir tuval sunuyor.İlk insanla başladığı varsayılan ve tarihsel süreçte sanatsal bir boyut kazanan ayakkabının oluşturduğu bu özel tuval üzerinde sanatçılar, Türkiye'nin ve İstanbul'un mozaik yapısını, kültürünü, sanat anlayışını ve hayal gücünü yansıtıyor. Şehrin en hareketli noktalarından başta Şişli olmak üzere Nişantaşı, Teşvikiye, Abdi İpekçi gibi en işlek ve hareketli caddeleri ile büyük alışveriş merkezlerinde sergilenecek heykeller sanatı ve tasarımı eğlenceli bir şekilde bir araya getiriyor.
Shoe-Art İstanbul 2008 Organizasyon Sponsorları, Ana Sponsor Hotiç İletişim Ortağı CnnTürk, Joy Türk, Fashion TV - Proje Danışmanlığı TBWA Fusion Moda Tasarımcıları Derneği - İletişim Desteği Effect Halkla İlişkiler - Medya Takibi PR Net - Mekan Desteği Kanyon, Akmerkez, Cevahir, İstinye Park, Metrocity, City's Nişantaşı, Capacity, Astoria, Resürans Çarşısı

Hürriyet'in haberine göre ise, Louis Vuitton 2008 İlkbahar-Yaz koleksiyonunda yer alan bir ayakkabıya "İstanbul" ismini verdi. İstanbul isimli ayakkabı, şehrin canlılığını ve enerjisini yansıtıyor. Pembe, yeşil ve kırmızının yarattığı kontrastla şehrin zıtlıklarla dolu yapısına atıfta bulunan modelde, iri taşlar ve fiyonk dikkat çekiyor.
Parlak taşlar oryantalizme vurgu yaparken, ayakkabının kenarındaki fiyonk modernlikle ilişkilendiriliyor. Ayakkabı yüzde yüz keçi derisinden yapılmış, sarı ve siyah gibi renk alternatifleri var. Louis Vuitton İlkbahar-Yaz kolesiyonunun en iddialı modelleri arasında yer alan İstanbul’un topuk boyu 10.5 cm. Peki bu ayakkabı nereden çıktı? Louis Vuitton’un ayakkabı tasarımından sorumlu departman, durup dururken İstanbul’dan etkilenmedi. Ocak
ayında Nişantaşı’nda açılan büyük Louis Vuitton mağazasının açılışına onlar da gelmişti. İstanbul onları da büyüledi. Tasarımcılar şehri çok renkli ama aynı zamanda karmaşık bulmuşlar. Bu renkliliği ve karmaşıklığı yaptıkları ayakkabı tasarımına da fazlasıyla yansıtmışlar.İstanbul’dan etkilenerek ürettikleri bir de çanta var. İsmi Bosphore Backpack. Yani Boğaziçi Sırt Çantası. Louis Vuitton’un orijinal monogram deseni ile tasarlanan çanta şık ve kullanışlı. Tam İstanbullulara göre.
Bitti mi? Devamı 2008-2009 Sonbahar-Kış koleksiyonuna. Birkaç ipucu vermek gerekirse... Kış koleksiyonunun tamamında bir İstanbul/Türkiye etkisi var. Mevlevi şapkaları, şalvar pantolonlar, Kapalıçarşı takılarından ilham alınarak hazırlanmış yeni aksesuvarlar... Bekleyip göreceği
z.Cow Parade’i hatırlarsınız. Geçen yıl 1 Ağustos-31 Ekim tarihleri arasında şehrin dört bir yanını inekler basmıştı. Tüm dünyada 54 şehirde düzenlenen inek yürüyüşü adlı serginin İstanbul ziyareti oldukça başarılı geçmişti.
31 Ekim tarihinden sonra açık arttırmayla satılan ineklerden toplam 850 milyarlık gelir elde edilmiş, bu tutar üç sivil toplum örgütüne bölüştürülmüştü. Cow Parade’in İstanbul’a gelmesine aracı olan SİNPA şirketi, ineklerden aldıkları ilhamla yeni bir açık hava sergisi tasarladılar: İsmi Shoe Art İstanbul.
İKİ MODEL VAR
Ayakkabı tasarlayacak insanlar işe başlamadan önce bir seçim yapmak zorundalar. Sivri burunlu, topuklu bir stilettonun mu, yuvarlak burunlu bir spor ayakkabının mı üzerinde çalışmak istediklerine karar verecekler. Seçtikleri modelin fiberglas maketi onlara teslim edilecek. Sonrasında tamamen özgürler. İsteyen camlarla kaplayacak, isteyen karman çorman boyayacak, isteyen ayakkabısının üzerine çivi yazısı yazacak. Fiberglas’tan yapılan ham ayakkabı maketlerin tamamını Cow Parade ineklerini ve İstanbul lalelerini de yapan Heykeltraş Hakan Temur yapacak. Shoe-art projesi bir yandan sanat ve tasarımın geniş kitlelere ulaşmasını gerçekleştirirken, bir yandan da şehre enerji getirecek.
2009- 2010 SONBAHAR-KIŞ, TRİKO TRENDLERİ
SEZONU SÜRÜKLİYEN TEMALAR
1. Going back to my roots (Köklerime Geri Dönüş): İnsanların kendi kültürlerinin resmi hallerini spor giyim ile kombine eden, alışagelmişin dışında eşleştiren ve karıştıran görünümler. Doğa ve tekniğin karışımı sö
z konusu, zıtlıklarla oynanıyor. Farklı yüzeylerin karışımı, alpaka yumuşak ve hacimli efektler, baskılar detaylı zengin stilize, çiçek şeklinde şal desenler. Geometrik modellerle rahatsız edilen geleneksel ve süsleme tasarımlar. Giysiler üzerinde düz baskılar, mücevherlerden esinlenmiş. Uygulamalarda balkan esintileri örgü ve kumaşın bir kombinasyonu. Folklorik görünüm hakim. Klasik tasarımların, geometrik olanlarla kesildiğini görüyoruz. Daha ziyade Bulgaristan ve Asya’dan etnik görüntüler ve nakış. Tekstürelerin neredeyse rustik ancak teknik bir tuşenin de olduğunu söyliyebiliyoruz.

Bayan triko renkleri; Taban renklerde kahverengi ve beyazın, güçlü efekt olarak ise leylak, koyu mor ve sarının kullanımı söz konusu. Uygulama için çok renkli bir karışım söz konusu.
Erkek triko renkleri; Renk kombinasyonu, taze ve serin renkler ve yine erkekler için de güçlü renklerden bahsedebiliyoruz. Beyaz, mavi, yeşil ve siyah koyu kahverengi ve sarı.
2 . The time is new (Şimdi Zamanıdır): Stil sahibi, şehirli bir ruh hali, doğa ve malzemelerin ileri teknoloji bağlamında yeniden çalışılması. Performans sağlamak amacıyla, epeyce işlenmiş veya bir araya getirilmiş dar yapılar. Boyutlu yapı
suyu iten, çabuk kuruyan kaliteler, streç ile doğal ve sportif ince hafif ağırlıkta. 3 boyutlu şeritler. renkte links. Bulanık etkiler elde etmek için, kısmen fırçalanmış yüzeyler. Doğal fenomen ve malzemelerin yüksek ileri teknoloji ile yeniden çalışılması. Çok temiz ve ince ipliklerin kullanımı söz konusu.
Bayan triko renkleri; fazlaca mavinin kullanıldığı şık bir renk
kombinasyonu. Koyu maviden açık maviye. Pembemsi ve sarı renk tonları, kapsamlı bir dizi sofistike mat orta tonların uyumlu hale getirdiğini, görüyoruz.
Erkek triko renkleri; Işık vermek amacı ile, erkeklerde de mavi/gri tonların sarı ile kullanıldığını görüyoruz. Ayrıca pembe tonlar, siyah ve beyaz var. Nane tonu.
3. Keep on moving (Hareket Etmeye Devam Et): Genç, renkli ve sportif bir tema. Her zaman, hareket halinde ve oyunlar içeriyor. Güçlü renkler
var. Oyun, dans ve spor da olduğu gibi, karıştırılmış görüntülerle ifade edilen dinamizm ve dönüşümler. Temel geometrik elementlerin kat kat oluşumların, gölgeleme ve renk bloklarının grafik kompozisyonu var. Angora, moher, kaşmir ve pamuklu karışımlar gibi biraz tüylü yüzeyleri olan yünün fazlaca kullanımı. Mat ve parlak baskılar, intersia modeller, farklı tipte ipliklerle yaratılan sertlikler. Hareket halinde geometrik şekiller, düzenli aşırı büyük detaylar, örgü dik ve enlemesine olabiliyor.
Bayan triko renkleri; sarı ve yeşil gri ile sarı
tonlar, yeşil ve altın rengi, koyu mor dut rengi beyaz ve mavi.
Erkek triko renkleri; erkek giyiminde de renk dizisi güçlü. Koyu mor tonlar, mavi, yeşil, sarı ile birlikte gri.
4. A trip to the forest (Ormana Yolculuk): Parlak bir görüntü ile doğanın güzelliği, zenginliği ve gücü kutlanıyor bu tem
ada. Sıcak ve kabarık tiplemeler içerisinde kış ortası atmosferi. Doğadan esinleniliyor bu temada ancak oldukça da göz kamaştırıcı. Keten ve ipek ile doğal karışımlar hacimli iplikler. Buradaki kıymet bize şetland dantel tül dikişleri, küçük saten payet tasarımlar ve yanar döner iplik nakışlar , yumuşak tuşe, sıaradan dikişler ve kabarık ipliklerin fazlalığı da dikkat çekiyor. Koyu ipliklerle muline birlikte kullanılmış. Bulanık baskılar, iri intersia, düzensiz baskı haute couture yapılar mevcut.

Bayan triko renkleri; koyu mor renk tonları ve doğal renkler kullanılıyor. Koyu kahverengi ve mavi. Portakal rengi ve yeşil, kahverengi pembe ve en önemlisi yanık portakal rengi.
Erkek triko renkleri; hem düşük hem de yüksek numaralarda melanj iplikler için doğal renk tonları kullanılmış. Çok doğal bir görüntü elde etmek için, ton sür ton açıklaştırılmış renkler için gri ve yeşil.
1. Going back to my roots (Köklerime Geri Dönüş): İnsanların kendi kültürlerinin resmi hallerini spor giyim ile kombine eden, alışagelmişin dışında eşleştiren ve karıştıran görünümler. Doğa ve tekniğin karışımı sö
z konusu, zıtlıklarla oynanıyor. Farklı yüzeylerin karışımı, alpaka yumuşak ve hacimli efektler, baskılar detaylı zengin stilize, çiçek şeklinde şal desenler. Geometrik modellerle rahatsız edilen geleneksel ve süsleme tasarımlar. Giysiler üzerinde düz baskılar, mücevherlerden esinlenmiş. Uygulamalarda balkan esintileri örgü ve kumaşın bir kombinasyonu. Folklorik görünüm hakim. Klasik tasarımların, geometrik olanlarla kesildiğini görüyoruz. Daha ziyade Bulgaristan ve Asya’dan etnik görüntüler ve nakış. Tekstürelerin neredeyse rustik ancak teknik bir tuşenin de olduğunu söyliyebiliyoruz.
Bayan triko renkleri; Taban renklerde kahverengi ve beyazın, güçlü efekt olarak ise leylak, koyu mor ve sarının kullanımı söz konusu. Uygulama için çok renkli bir karışım söz konusu.
Erkek triko renkleri; Renk kombinasyonu, taze ve serin renkler ve yine erkekler için de güçlü renklerden bahsedebiliyoruz. Beyaz, mavi, yeşil ve siyah koyu kahverengi ve sarı.
2 . The time is new (Şimdi Zamanıdır): Stil sahibi, şehirli bir ruh hali, doğa ve malzemelerin ileri teknoloji bağlamında yeniden çalışılması. Performans sağlamak amacıyla, epeyce işlenmiş veya bir araya getirilmiş dar yapılar. Boyutlu yapı
suyu iten, çabuk kuruyan kaliteler, streç ile doğal ve sportif ince hafif ağırlıkta. 3 boyutlu şeritler. renkte links. Bulanık etkiler elde etmek için, kısmen fırçalanmış yüzeyler. Doğal fenomen ve malzemelerin yüksek ileri teknoloji ile yeniden çalışılması. Çok temiz ve ince ipliklerin kullanımı söz konusu.Bayan triko renkleri; fazlaca mavinin kullanıldığı şık bir renk
kombinasyonu. Koyu maviden açık maviye. Pembemsi ve sarı renk tonları, kapsamlı bir dizi sofistike mat orta tonların uyumlu hale getirdiğini, görüyoruz.Erkek triko renkleri; Işık vermek amacı ile, erkeklerde de mavi/gri tonların sarı ile kullanıldığını görüyoruz. Ayrıca pembe tonlar, siyah ve beyaz var. Nane tonu.
3. Keep on moving (Hareket Etmeye Devam Et): Genç, renkli ve sportif bir tema. Her zaman, hareket halinde ve oyunlar içeriyor. Güçlü renkler
var. Oyun, dans ve spor da olduğu gibi, karıştırılmış görüntülerle ifade edilen dinamizm ve dönüşümler. Temel geometrik elementlerin kat kat oluşumların, gölgeleme ve renk bloklarının grafik kompozisyonu var. Angora, moher, kaşmir ve pamuklu karışımlar gibi biraz tüylü yüzeyleri olan yünün fazlaca kullanımı. Mat ve parlak baskılar, intersia modeller, farklı tipte ipliklerle yaratılan sertlikler. Hareket halinde geometrik şekiller, düzenli aşırı büyük detaylar, örgü dik ve enlemesine olabiliyor.Bayan triko renkleri; sarı ve yeşil gri ile sarı
tonlar, yeşil ve altın rengi, koyu mor dut rengi beyaz ve mavi.Erkek triko renkleri; erkek giyiminde de renk dizisi güçlü. Koyu mor tonlar, mavi, yeşil, sarı ile birlikte gri.
4. A trip to the forest (Ormana Yolculuk): Parlak bir görüntü ile doğanın güzelliği, zenginliği ve gücü kutlanıyor bu tem
ada. Sıcak ve kabarık tiplemeler içerisinde kış ortası atmosferi. Doğadan esinleniliyor bu temada ancak oldukça da göz kamaştırıcı. Keten ve ipek ile doğal karışımlar hacimli iplikler. Buradaki kıymet bize şetland dantel tül dikişleri, küçük saten payet tasarımlar ve yanar döner iplik nakışlar , yumuşak tuşe, sıaradan dikişler ve kabarık ipliklerin fazlalığı da dikkat çekiyor. Koyu ipliklerle muline birlikte kullanılmış. Bulanık baskılar, iri intersia, düzensiz baskı haute couture yapılar mevcut.
Bayan triko renkleri; koyu mor renk tonları ve doğal renkler kullanılıyor. Koyu kahverengi ve mavi. Portakal rengi ve yeşil, kahverengi pembe ve en önemlisi yanık portakal rengi.
Erkek triko renkleri; hem düşük hem de yüksek numaralarda melanj iplikler için doğal renk tonları kullanılmış. Çok doğal bir görüntü elde etmek için, ton sür ton açıklaştırılmış renkler için gri ve yeşil.
10 Eylül 2008 Çarşamba
İTALYANLARIN, ÜRÜN KOLLEKSİYON SATIŞ İLETİŞİMİ VE MARKA KÜLTÜRÜ

İtalyan merkezde, şirkete farklı vizyon kazandıran üründür. Moda endüstrisi için geçerli İtalyan akımlarına tasarımcılarına bakıldığında, üründen hareketle, İtalyan yaklaşımda vizyonu geliştiren, üründen yola çıkılıyor. Bu çemberin her birinde tüketiciyle ilişki olması önemli değil. Tüketicinin o ürünün mağazasına gelmesi önemli.
Farklı yaklaşımlarda söz konusu;
Daha çok amerikan firmalarının yöntemi; iletişim, tasarım, ürün...
Stratejiden hareketle bir ürün çıkarmaya en iyi örnek APPLE
Yeni neslin yoğun bir şekilde internetten müzik indirdiğinden yola çıkarak bir ürün çıkarttılar.
Amerikan tasarımcılar katalizör görevi görerek somut bir ürün ortaya çıkarıyor. Amerikan yaklaşımı vizyondan hareket ediyor.

Yukarıdaki grafik kimliği olan ürünlerin çok fazla sayıda olmadığını gösteriyor.
İnovasyonun sınırları var sıçrayışları var.Üründe kullandığınız süreçte yenilik yapabilirsiniz.Ürün dağıtımında değişiklikler yapabilirsiniz.Yada Pazar hedef tanımınızı değiştirebilirsiniz.İnovasyon bunların hepsinde olur.
Değişik firmaların inovasyon süreçlerini incelemek istersek;
İKEA

İnsanlara günlük hayatlarını kolaylaştırabilecek şekilde, ürünler tasarlamaya odaklanıyorlar. Her zaman ürün odak oluyor. İkea tüm süreçlerde inovasyon yaptı. Tedarik zincirini iyi tutmaları gerekiyor ki ürünü tasarımı ucuza verebilsin. Tasarımı düşük maliyetle sunuyorlar.
İkea’nın hedef kitlesi gençler,düşük ve orta seviyeli insanlar. Ürünü siz gidip alıyorsunuz. Değişik ve sürekli yenilenen tasarımları ucuza alabiliyorsunuz. Beğendiğinizi götürmek,ve montajını kendiniz yapmaktan kaçınmıyorsunuz.
Böylece üründe inovasyondan başlayıp, tüm süreçlerde bunu uygulandığını görüyoruz.
Örneğin;Çin de yeni nesil için İkea’ dan ürün almak bir prestij. Burada işin tamamı öne geçiyor.
Üründe inovasyonla başladık ve tüm süreçlerde inovasyonun uygulandığını görüyoruz.
ZARA

Zara piyasadaki tedarik zincirini değiştiriyor. Fikir öylesine bir kuruluş kurmak ki her türlü tasarımı tüketiciye hızlı bir şekilde buluşturabilsin. Geniş bir tedarik zinciriyle hızlı bir şekilde ürünü tüketiciyle buluşturarak koleksiyonu her ay değiştireceğiz diyor. (Fast Fashion) Ve bunun dağılımını hızla yapacağını söylüyor. Diğer firmalar koleksiyonu altı ayda bir
değiştirirken Zara da müşteri her ay gittiğinde yeni bir şeyler bulabiliyor. Zara ya yılda 12 ay gidilebilinirken diğer firmalara yılda iki kez gidiliyor. Zara İtalya da ortaya çıktı ve iyi bir lojistik ağı kurdu. Pek çok ülkede ve Çin de üretim yapıyor. Bunları sonra nakliye yapıyor. Onun için fiyatının düşüklüğü değil önemli olan tüketiciye hızlı bir şekilde tasarımları ulaştı.
ÖNERİLER
1- Her şey den önce şirketler iyi bir güvenilirliğe sahip olmalı। Ürün ve imajınızın zarar görmemesi gerekiyor।
2- Yaratıcılık da yenilik kullanılması gerekiyor. Doğru dengeyi iyi kurmanız gerekiyor. Şirketiniz için doğru dengeyi siz kuracaksınız.
Güvenilir olmak yeterli de çok temkinli ile çok yaratıcı olmak arasında dengeyi iyi kurmak gerekli.
Güvenilirlik ve yaratıcılık sonuçla odaklanılmalı. Güvenilir olmak, geçmişteki verilere göre çalışmak.
İnovasyon da böylesi bir şey yok. Değişkenlerin ve olasılıkların sayısı artıyor. Bunlar arasındaki dengeyi iyi tutmak gerekiyor. Bu ikisi arasındaki dengeyi iyi tutulması gerek.
Güvenilir olmak geçmişteki verilere göre çalışmaktır.
İnovasyon ise yenilikçilik de böyle bir şey yok. Değişkenlerin ve olasılıkların sayısı artıyor. Bunların arasındaki dengeyi iyi tutturmak gerek. Yenilikçiliğe açık olmak ve gelenekçiliğe devam etmek gibi. Her şirketin yenilikçilik ve güvenilirlik yüzdeleri farklı oluyor. İyi bir marka yaratmak için kendimize bu soruları sormamız gerekli.
Üretim odaklı vizyondan marka odaklı vizyona geçiş nasıl olmalı?
Neden kimlik yaratmalı?
Marka kimliği nedir?
Marka evrimi nedir?
Marka evrimleştikçe neler olur?
Farklı yaklaşımlarda söz konusu;
Daha çok amerikan firmalarının yöntemi; iletişim, tasarım, ürün...
Stratejiden hareketle bir ürün çıkarmaya en iyi örnek APPLE
Yeni neslin yoğun bir şekilde internetten müzik indirdiğinden yola çıkarak bir ürün çıkarttılar.
Amerikan tasarımcılar katalizör görevi görerek somut bir ürün ortaya çıkarıyor. Amerikan yaklaşımı vizyondan hareket ediyor.

Yukarıdaki grafik kimliği olan ürünlerin çok fazla sayıda olmadığını gösteriyor.
İnovasyonun sınırları var sıçrayışları var.Üründe kullandığınız süreçte yenilik yapabilirsiniz.Ürün dağıtımında değişiklikler yapabilirsiniz.Yada Pazar hedef tanımınızı değiştirebilirsiniz.İnovasyon bunların hepsinde olur.
Değişik firmaların inovasyon süreçlerini incelemek istersek;
İKEA

İnsanlara günlük hayatlarını kolaylaştırabilecek şekilde, ürünler tasarlamaya odaklanıyorlar. Her zaman ürün odak oluyor. İkea tüm süreçlerde inovasyon yaptı. Tedarik zincirini iyi tutmaları gerekiyor ki ürünü tasarımı ucuza verebilsin. Tasarımı düşük maliyetle sunuyorlar.
İkea’nın hedef kitlesi gençler,düşük ve orta seviyeli insanlar. Ürünü siz gidip alıyorsunuz. Değişik ve sürekli yenilenen tasarımları ucuza alabiliyorsunuz. Beğendiğinizi götürmek,ve montajını kendiniz yapmaktan kaçınmıyorsunuz.
Böylece üründe inovasyondan başlayıp, tüm süreçlerde bunu uygulandığını görüyoruz.
Örneğin;Çin de yeni nesil için İkea’ dan ürün almak bir prestij. Burada işin tamamı öne geçiyor.
Üründe inovasyonla başladık ve tüm süreçlerde inovasyonun uygulandığını görüyoruz.
ZARA

Zara piyasadaki tedarik zincirini değiştiriyor. Fikir öylesine bir kuruluş kurmak ki her türlü tasarımı tüketiciye hızlı bir şekilde buluşturabilsin. Geniş bir tedarik zinciriyle hızlı bir şekilde ürünü tüketiciyle buluşturarak koleksiyonu her ay değiştireceğiz diyor. (Fast Fashion) Ve bunun dağılımını hızla yapacağını söylüyor. Diğer firmalar koleksiyonu altı ayda bir
değiştirirken Zara da müşteri her ay gittiğinde yeni bir şeyler bulabiliyor. Zara ya yılda 12 ay gidilebilinirken diğer firmalara yılda iki kez gidiliyor. Zara İtalya da ortaya çıktı ve iyi bir lojistik ağı kurdu. Pek çok ülkede ve Çin de üretim yapıyor. Bunları sonra nakliye yapıyor. Onun için fiyatının düşüklüğü değil önemli olan tüketiciye hızlı bir şekilde tasarımları ulaştı.
ÖNERİLER
1- Her şey den önce şirketler iyi bir güvenilirliğe sahip olmalı। Ürün ve imajınızın zarar görmemesi gerekiyor।
2- Yaratıcılık da yenilik kullanılması gerekiyor. Doğru dengeyi iyi kurmanız gerekiyor. Şirketiniz için doğru dengeyi siz kuracaksınız.
Güvenilir olmak yeterli de çok temkinli ile çok yaratıcı olmak arasında dengeyi iyi kurmak gerekli.
Güvenilirlik ve yaratıcılık sonuçla odaklanılmalı. Güvenilir olmak, geçmişteki verilere göre çalışmak.
İnovasyon da böylesi bir şey yok. Değişkenlerin ve olasılıkların sayısı artıyor. Bunlar arasındaki dengeyi iyi tutmak gerekiyor. Bu ikisi arasındaki dengeyi iyi tutulması gerek.
Güvenilir olmak geçmişteki verilere göre çalışmaktır.
İnovasyon ise yenilikçilik de böyle bir şey yok. Değişkenlerin ve olasılıkların sayısı artıyor. Bunların arasındaki dengeyi iyi tutturmak gerek. Yenilikçiliğe açık olmak ve gelenekçiliğe devam etmek gibi. Her şirketin yenilikçilik ve güvenilirlik yüzdeleri farklı oluyor. İyi bir marka yaratmak için kendimize bu soruları sormamız gerekli.
Üretim odaklı vizyondan marka odaklı vizyona geçiş nasıl olmalı?
Neden kimlik yaratmalı?
Marka kimliği nedir?
Marka evrimi nedir?
Marka evrimleştikçe neler olur?
Etiketler:
iletişim,
koleksiyon,
marka,
marka kültürü,
pazarlama,
satış
ÜRETİM ODAKLI ŞİRKET VE MARKA ODAKLI ŞİRKET

Türkiye ürün ve ürün kimliğine odaklı, üretime daha çok önem verilen bir ülkede yaşıyoruz. Üretimin kalitesi de satışı için çok önemli. Marka kimliği vizyonuna doğru ilerliyoruz ama Çin‘le rekabet edemiyoruz. Çünkü, artık maalesef Çin de üretilen ya da yapılan ürünler çok daha uygun fiyatlarda yapıldığı için, Türkiye ve pek çok ülke uzak doğuya doğru yöneliyor. Dolayısıyla buda pek çok açıdan rekabetin artmasına yol açıyor. 
Fakat, İtalya böyle değil, markaya ve tasarıma önem veriyor. Marka kimliği,yani hikaye yaratmak için tasarımdan yararlanıyor. Marka yeterince güçlüyse her türlü ürüne uygulanabiliyor. Örneğin köpek ürünleri bile satabilirsiniz. Pek çok ünlü tanınmış markalar ve tasarımcılar artık tek kıyafet yapmıyor. Pek çok alanda çeşitli aksesuarlar, ev dekorasyonu ve evcil hayvan ürünleri imal ediyor. Ve bunlarda iyi bir şekilde rağbet görüyor.
Marka kimliği nedir?
Merkezden hareketli dışa doğru baktığımızda, ürün, tasarım kimliği, satış noktası ve satış marka kültürü marka ruhu müşteri nezninde onu tanınır kılan unsurdur.
Örneğin BMW markası, arabalarının modelleri değişse de arabanın önündeki iki göz şeklindeki havalandırma, her arabada aynıdır değişmez. Tasarım kimliği markanın felsef
esidir.
Bunuda da ürün üzerinde uygulandığını görürsünüz. Bu sabit değildir. Geliştirip yönetebilmelisiniz. Büyüyen bir şeydir. Büyümeye ihtiyacı vardır. Tarihçesi ve kökleriyle iletişimi vardır.
Zaman içinde evrim geçirmek zorundadır. Marka felsefesi sınırlarında bu evrimi geliştirmeli. Süreklilik, kalıcılık içerisinde dinamizm sağlanmalı.
İki markayı kıyaslamak istersek;
BRAUN
1-Çok istikrarlı üretim politikası var.
2-Ürün hatları çok benzer.
3-İşlevsellik felsefeyi yaratıyor.
4-Ayrıntılara mekanizmada daha çok önem veriliyor.
5-1963 deki diş fırça makinesiyle 1993 deki
diş fırçası görünüşte çok benziyor.
ALESSİ
Farklı ürünler üretiyor. Ama renklide olsa Alessi olduğunu anlıyorsunuz.
1-Yaratıcılık felsefesi yaratıyor.
2-Malzeme ve bitişlere önem veriyor.
3-Temel bir dil değişikliği var ama marka içinde tutarlı.
4-Yıllar içerisinde aynı malzeme,aynı işlemi görüyor, ama apayrı ürün ortaya çıkıyor.
5-Kimlik tasarımın peşinden gidiyor.
6-Tasarımcılar yenilikler sunuyor ve bunlar Alessi’yi oluşturuyor.

Fakat, İtalya böyle değil, markaya ve tasarıma önem veriyor. Marka kimliği,yani hikaye yaratmak için tasarımdan yararlanıyor. Marka yeterince güçlüyse her türlü ürüne uygulanabiliyor. Örneğin köpek ürünleri bile satabilirsiniz. Pek çok ünlü tanınmış markalar ve tasarımcılar artık tek kıyafet yapmıyor. Pek çok alanda çeşitli aksesuarlar, ev dekorasyonu ve evcil hayvan ürünleri imal ediyor. Ve bunlarda iyi bir şekilde rağbet görüyor.
Marka kimliği nedir?
Merkezden hareketli dışa doğru baktığımızda, ürün, tasarım kimliği, satış noktası ve satış marka kültürü marka ruhu müşteri nezninde onu tanınır kılan unsurdur.
Örneğin BMW markası, arabalarının modelleri değişse de arabanın önündeki iki göz şeklindeki havalandırma, her arabada aynıdır değişmez. Tasarım kimliği markanın felsef
esidir.Bunuda da ürün üzerinde uygulandığını görürsünüz. Bu sabit değildir. Geliştirip yönetebilmelisiniz. Büyüyen bir şeydir. Büyümeye ihtiyacı vardır. Tarihçesi ve kökleriyle iletişimi vardır.
Zaman içinde evrim geçirmek zorundadır. Marka felsefesi sınırlarında bu evrimi geliştirmeli. Süreklilik, kalıcılık içerisinde dinamizm sağlanmalı.
İki markayı kıyaslamak istersek;
BRAUN
1-Çok istikrarlı üretim politikası var.
2-Ürün hatları çok benzer.
3-İşlevsellik felsefeyi yaratıyor.
4-Ayrıntılara mekanizmada daha çok önem veriliyor.
5-1963 deki diş fırça makinesiyle 1993 deki
diş fırçası görünüşte çok benziyor.
ALESSİ
Farklı ürünler üretiyor. Ama renklide olsa Alessi olduğunu anlıyorsunuz.
1-Yaratıcılık felsefesi yaratıyor.
2-Malzeme ve bitişlere önem veriyor.
3-Temel bir dil değişikliği var ama marka içinde tutarlı.
4-Yıllar içerisinde aynı malzeme,aynı işlemi görüyor, ama apayrı ürün ortaya çıkıyor.
5-Kimlik tasarımın peşinden gidiyor.
6-Tasarımcılar yenilikler sunuyor ve bunlar Alessi’yi oluşturuyor.
Etiketler:
kimlik,
marka,
üretim,
üretim ve marka odaklı şirket
7 Ağustos 2008 Perşembe
NİÇİN YARATICI İŞ VİZYONU İLE GELİŞTİRİLMİŞ MARKA STRATEJİSİ?

Yeni bir fikir internet aracılığı ile tüm dünyaya anında yayılabiliyor. Hal böyle olunca rekabetin açık ve çok hızlı olduğu bir piyasa oluşuyor dünya pazarında. Fikirler, ürünler serbestçe dolaşıyor. Bu yüzden elimizdeki ürünün kimliği olmalı. Evrenselliği herkese uyan bir duruşu olmalı. Kalkan sınırlar, yaklaşan kültürler yerel değerlerin paylaşımını zorlamakta olduğu için, ürün de fayda merkezli olmalı.
Örneğin, Domus Akademy, bu yöndeki eğitim faaliyetlerini 2 şekilde yürütüyor.(Domus Akademi İtalya da kurulan özel bir eğitim kurumu)
1. Tasarım, moda, mimari ve şirketler için eğitim faaliyetleri
2. Birde, danışmanlık şirketi alanında faaliyetler gösteriyor.
2. Birde, danışmanlık şirketi alanında faaliyetler gösteriyor.
Piyasadaki rekabet her gün, her alanda arttığı için, küresel ortamda mücadele de günbegün değişiyor. Farklı alanlarda farklı olarak ortaya çıkıyor. Bu değişime ayak uydurmak istiyorsanız sizde iyi ve biliniyor olmalısınız.
Nasıl bir insan, kimlikle tanınıyorsa şirketlerde kimlikle oluşup, kimlikle tanınıyor. Bunun içinde, bir şirketin inovasyon stratejisi nasıl olmalı? Nasıl yaratıcı olmalı?
Tasarımdaki yaratıcılığın inavasyon stratejisine ise, nasıl faydası olmalı? Bu gibi sorular sorulup, yanıtları verilmeli.
80’ li yıllarda ürünün kendisinden ziyade İtalyan olması önem kazanıyordu. Doygunluğa ulaşmış pazarda şirketler arası pazar kızıştı. İyi bir performansı olan üründen ziyade ürün onlara farklı şeyler sunsun istediler.Ürün kimliği olsun istediler. Moda endüstrisi de bu yıllarda ortaya çıktı.İtalya ve Fransa bu alanda başarılı hamleler yaptı.Yaratıcılığın üzerine yeni şeyler ilave oldu.Ürünün diğer ürünlerden farklı olması istendi,ürünün kimliği olsun istendi. Tasarımdan ziyade tüm dünya pazarında bir kimliği ,bir kişiliği ve duruşu olsun istendi.
Örneğin; BENETTON inovasyon ve ürünü güzel bir şekilde harmanladı. Ürünü aldığınızda ürünün bir kimliği vardı. Tüm gökkuşağı renklerini bir arada kullanarak aslında dünya üzerinde birleşmişlik vaadini vermek istiyordu. Tüm ülke kültürlerini renkleriyle yansıttılar.
İkinci örnek SWATCH bu yıllarda ortaya çıktı. Swatch normal saatler üreten bir şirketti. Kriz bile yaşıyordu.Ürünlerini radikal bir şekilde değiştirmeye karar verdi. Altın çelik,metal olan saatlerini radikal bir kararla plastik saat olarak değiştirdi. Yeni bir fikir ve çok amaçlı kullanımlı o dönem için farklı bir buluş ortaya çıkardı. Önceleri insanlar hayatları boyunca en fazla 20-30 saat alabiliyorken, kolleksiyonerlik ortaya çıktı. Saatlerde renk ve seçenekler arttı fiyatlar düştü.
MARKA SADAKATİ ???????????
Nasıl bir insan, kimlikle tanınıyorsa şirketlerde kimlikle oluşup, kimlikle tanınıyor. Bunun içinde, bir şirketin inovasyon stratejisi nasıl olmalı? Nasıl yaratıcı olmalı?
Tasarımdaki yaratıcılığın inavasyon stratejisine ise, nasıl faydası olmalı? Bu gibi sorular sorulup, yanıtları verilmeli.
80’ li yıllarda ürünün kendisinden ziyade İtalyan olması önem kazanıyordu. Doygunluğa ulaşmış pazarda şirketler arası pazar kızıştı. İyi bir performansı olan üründen ziyade ürün onlara farklı şeyler sunsun istediler.Ürün kimliği olsun istediler. Moda endüstrisi de bu yıllarda ortaya çıktı.İtalya ve Fransa bu alanda başarılı hamleler yaptı.Yaratıcılığın üzerine yeni şeyler ilave oldu.Ürünün diğer ürünlerden farklı olması istendi,ürünün kimliği olsun istendi. Tasarımdan ziyade tüm dünya pazarında bir kimliği ,bir kişiliği ve duruşu olsun istendi.
Örneğin; BENETTON inovasyon ve ürünü güzel bir şekilde harmanladı. Ürünü aldığınızda ürünün bir kimliği vardı. Tüm gökkuşağı renklerini bir arada kullanarak aslında dünya üzerinde birleşmişlik vaadini vermek istiyordu. Tüm ülke kültürlerini renkleriyle yansıttılar.
İkinci örnek SWATCH bu yıllarda ortaya çıktı. Swatch normal saatler üreten bir şirketti. Kriz bile yaşıyordu.Ürünlerini radikal bir şekilde değiştirmeye karar verdi. Altın çelik,metal olan saatlerini radikal bir kararla plastik saat olarak değiştirdi. Yeni bir fikir ve çok amaçlı kullanımlı o dönem için farklı bir buluş ortaya çıkardı. Önceleri insanlar hayatları boyunca en fazla 20-30 saat alabiliyorken, kolleksiyonerlik ortaya çıktı. Saatlerde renk ve seçenekler arttı fiyatlar düştü.
MARKA SADAKATİ ???????????
90' lı yıllara gelindiğinde tüketici bir ürün almaya karar verdiğinde ………….
Örneğin; NİKE Siz Nike'ı seviyorsunuz?.. Siz Nike'ın çıkardığı ürünleri görmek istediğiniz için alıyorsunuz. Eğer ürünün yeniliğini görmezseniz, başka bir ürüne kayabilirsiniz. Markanın geçmişten farklı ürünler, tasarımlar ortaya koyması gerekiyor.
MARKA SADAKATİ PİYASADAKİ ÇEŞİTLİLİKLE AZALIYOR.
Başka örnek İtalyan ALESSİ firması. Bu şirket ev ve mutfak eşyası üretiyor.Düğün listeleri hazırlıyor. Alessi plastik malzemeler kullanmaya başladığında çok büyük atılım yaptı.Mutfak eşyasında plastikten renkli şirin figürlü tasarımlar sayesinde birçok ürün sundu.
DİESEL; Ürün kimliği oluşturmada başarılı bir reklam kampanyası oluşturdu. Her zaman tarzını reklamlarına farklı bir şekilde yansıttı. Ve ayrıcalığını ortaya koydu.
LA PERLA; Ürünü ortaya çıkartmak için başarılı bir sunum yaptılar. Baştan çıkartma teziyle ortaya çıktılar. Günümüzdeki şirketlerin vizyonu tasarımı bir strateji şeklinde sunmaya başladılar, yeni hikâyeler yazdılar.
Yaratıcılığın getirdiği katkı bu elli yıllık süreçte kurumsal şirketlerde inovasyonu ortaya çıkarttı. Şirketlerin üst düzey şirketlerinin yeni stratejiler sunmalarını, yeni tarihçeler ve yeni ürünler sunmalarına olanak sağladı.
Kimlik dediğimizde şirketlerin yöneticilerinin yön belirlemesi ve bu yönde tüketiciyle arasındaki yaklaşımı çok iyi anlayıp görmeleri gerekiyor.
Etiketler:
kimliğin gücü,
marka stratejisi,
vizyon
KİMLİĞİN GÜCÜ, İŞ KONFERANSI
"Başarının Anahtarı; Yaratıcı İş Vizyonu İle Geliştirilmiş Marka Stratejisi"Mayıs ayında katıldığım, '' Kimliğin İş Gücü Konferansı '' DARC takımından 4 İtalyan profesyonel konuşmacı ile; “işletmenin yaratıcı vizyonu ile geliştirilmiş Marka stratejisinin “ şu anki uluslararası arenada niçin anahtar faktör olduğu ve de bu amaç için gerekli araç ve aktivitelerin neler olduğu anlatıldı.
Gerçekleşen sunumda, Türk girişimcilerin global pazardaki rekabetçiliğini artırmaya yönelik bilgiler, örnekler, durum anlatan hikayeler ve kişisel deneyimler aktarılarak; firmaların inovatif perspektifteki bu aktiviteleri için teşvik edici olmak hedeflenmiş.
Günümüzün Global Pazar şartlarının beraberinde getirdiği kaçınılmaz gerçek; üretim merkezli kurum kültüründen, marka odaklı kurum kültürüne geçiştir. Firmalar rekabette avantajlarını, kalite merkezli - inovasyon odaklı olarak ve rakiplerinden farklılaşmayı hedefleyerek sağlayabilmekteler.
Konferansta ele alınan başlıklar şöyle;
1. Niçin Yaratıcı İş Vizyonu İle Geliştirilmiş Marka Stratejisi
2. Stratejik Inovasyon - Neyi, Kim ve Nasıl – Türk Firmalarının Mevcut Pozisyonları ve Gelecek Perspektifleri
3. Ürün ve Marka Kimliği : Firmanın Kişiliğini Yaratmak
4. Moda Arenasında Marka Stratejisi
5. Yeni Lüx ve Tekstil Ürün Kimliği ve İletişim Vasıtasıyla, Yeni Lüx Sektöründe Tasarımın Marka Stratejisi Nasıl Oluşturulur?
Şirketlerin daha yaratıcı ve daha yenilikçi olarak kendilerini sürekli geliştirmelerini sağlamak amaçlanmaktadır. Şirketlerin yeni iş modellerine geçerek daha etkin ve daha verimli çalışmasını sağlayacak yaratıcı ve yenilikçi çalışma ortamının sağlanması için sistemler paylaşılmaktadır. İnovasyon yönetiminin 3 ana bileşeni olan Süreç Yönetimi, Teknoloji Yönetimi ve İnsan Yönetimi'nin yeni nesil işletmelerdeki yapılanması ve işleyişi incelenmektedir. İnnovasyon yönetiminin şirketlerde uygulanmasına yönelik yol haritalarının ve aksiyon planlarının da paylaşıldığı bu eğitim katılımcılara kendi şirketlerine farklı bakış açıları ile bakmalarını sağlamayı amaçlamaktadır.
İnovasyon’a Giriş
1. İnovasyon’un Tanımı
2. İnovasyon Kültürü
3. İnovasyon’un Yönü
4. İnovasyon Organizasyonu
5. İnovasyon Süreci
İnovasyon Yaklaşımı
1. Teknolojik Yaklaşım
2. Paylaşımcı Yaklaşım
3. Entegre Yaklaşım
İnovasyon Yönetiminin 3 Temel Bileşeni
1. İnsan Bileşeni
2. Teknoloji Bileşeni
3. Süreç Bileşeni
İnovasyon Yönetim Organizasyonu
1. Hizmetlerde AR-GE Yönetimi
2. Stratejik Teknoloji Planlama
3. Yaratıcı Kurumsal Tasarım
4. Gelecek Değer Optimizasyonu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

