tasarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tasarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2008 Çarşamba

2009 İLKBAHAR - YAZ AKSESUARLARINDA MODA TRENDLERİ

ARS-ARPEL AYAKKABI – DERİ – HAZIR GİYİM – ÇANTA

Yeni sezonda çantalar bir üründen çok bir sanat eseri muamelesi görecek. Lüks küçük sanat eseri gibi çantalar olacak. Şapka ve çantalar arasında uyum aranacak. Bireysellik ve teknoloji çantalarda çok önemli, deriyle sanki deri değilmiş gibi bir efekt yaratılacak, kadın ve erkekte çok yönlülüğ ortaya koyan tasarımlar stil ve tasarım açısından ilginç, komik şeyler söyleyen tasarımlar yer alıyor. Çanta ve kemerde kahverengi ve mavinin birlikteliği, 2009 sezonunda spor biçimler söz konusu ama aynı zamanda estetik ve şık. Eskiden çanta ayakkabı ile uyumluydu, şimdi çanta elbiseyle, kemerle ve fularla uyumlu olacak.



. Kemerin önemi ve dar kesimlerinin zarafeti.
. Kemer ve çantalarda Mikro ve Makro tarzlarda eksantrik ayrıntılar.

. Kesim işçiliği ve Makro danteller ve diğer süslemeler, ayakkabı çanta ve giyeceklerde yeni, trendler yaratıyor.

. Minimalizm ve yalınlık ironi ve kesim biçimler, malzeme renk ile renk biçimle biçimleniyor. Ve ortaya fantastik şık minimalist ve karmaşık görüntüler çıkıyor.
. 70’ lerin keskin şıklığı…



. Klasik materyaller (metalik sürüngen renkler) karmaşık yüzeylere sahip materyaller (üçgen, daire, kare ve çizgisel dokumaları olan kumaşlar )


. Yeni jenerasyon ayakkabı modellerli rahat ve spor tarz, kesimler ve üretimler geleneksel malzemelerden…

. Maskülen, devrik yakalı, kısa, hiper- feminen ceket.

. 2009 bahar ve yazında işlenmiş yüzeylere sahip kompleks materyaller, kabartmalı yada işlemeli kıyafetler ve ayakkabıları kaplayacak.


. Classy post-modern temasına uygun erkek kesimleri.

. Eksantrik ve sıra dışı bir tarz yaratan temel materyallerin farklı kumaşlarla birleşimi.

. Klasik vintaj tarzında çantalar, kusursuz klasik biçimlerde yeniden tasarlanıyor.

. Virtual Circus temasına uygun rahat ve renkli spor kıyafetler Çingenelerden gelen esin, gündelik eksantrik kişisel ve şık…

. Dar kesim ceket, rahat, gündelik ve maskülen Gotik tarza da yaklaşan rahat kesim ceketler.

. Fermuarlı kısa ve hiper feminen dior kesim ceket.

31 Ekim 2008 Cuma

2009 İLKBAHAR-YAZ ERKEK GİYİMİ



2009 İlkbahar-Yaz erkek giyiminde tekstil ve hazır giyim trendleri ;



Bu sezonda erkek giyiminde tensel akımlar göze çarpıyor. Yumuşaklık ve ipeksi akışkanlık anahtar kelimeler. Rahat ve ferah şıklığın zevk ve duyguyla buluşması. Hafif örgüler ve akışkan ipeksi dokudaki kuştüyü hafifliği yine ön planda… lüks, küçük sanat eseri gibi çantalar olacak. Pijamayı andıran lastikli pantolonlar ve bol spor ceketler, tozlukların üzerinde bitişen şortlar, zarif erkeksi süslemeye sahip en moda hafif takımlar, kendinizi seçkin hissettiren buruşuk klasikler, bu yeni akımda tam bir kusursuzluk hissi var ve kesin, ince ve çizgili desenlerde spor kesimler dikkat çekiyor. Neredeyse bu dünyaya ait olmayan kusursuz bir spor tasarım…

Temalar şöyle; sportif, tensel, grafik, yolculuk ruhu, tarihi, tepeden tırnağa, pijama ...


Egzotik; çiçekli ve hayvanlı desenler, Güney Asya esintisi Bohem Tarzı
Safari; Yüksek yaka bol kesim, kemerli modeller, nötr renkler beyaz
Kruvaze; Düz ve sade sportif kesim, eskilerden izler ya da belirginlik ve desen
Denim; Erkeksi ya da pijama tarzı parlak ipek ceketler ve lastikli pantolonlar buruşukluk
Bitişiklik; dar pantolonlar şortlar& tozluklar, gömlekler& ceketler.
Rahatlık; gölgeli renkler, özel efektler, doğal rahatlık, yumuşak deri, hafif doku

Kaynakça: Hedef 176

4 Ekim 2008 Cumartesi

İSTANBULU DEV AYAKKABILAR BASTI :) (SHOE-ART)

Öncellikle Ekim ayında İTKİB de verilecek olan 2 seminerden bahsetmek istiyorum. 15 Ekim de 2009 İlkbahar-Yaz trendleri, 27 Ekim de ise, Sonbahar-Kış trendleri ile ilgili seminer verilecek. www.itkib.org.tr dan kayıt olup ücret karşılığı seminere katılabilirsiniz. Bu arada, 15-17 Ekimde Beşiktaş Akaretlerde Moda Tasarımcıları Derneğinin fuarı var. Kasımda ise, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde sergi ... daha çok bilgi için, siteyi takip etmeye devam edin. Teşekkürler...

Bundan birkaç hafta önce Cevahir alışveriş merkezine, alışveriş yapmaya gittiğimde gördüğüm manzara beni adeta büyüledi. O gün dev ayakkabı heykelleri 1 günlüğüne tanıtım amacı ile Cevahir alışveriş merkezinin önünde sergilenmişti. Şimdi ise, İstanbul sokaklarını süslüyor. Son dönemde gördüğüm farklı ve gerçekten çok başarılı bulduğum ayakkabı tasarımları İstanbul’ un en iyi alışveriş merkezlerini ve sokaklarını Ekim sonuna kadar süsleyecekmiş. Daha öncesinde inek, daha sonra ise lale projesiyle katkı bulunan tasarımcılar şimdi ise, dev ayakkabılar ile bu projeye destek oluyorlar.

Shoe-Art İstanbul 2008 projesi kapsamındaki 120 farklı tasarımcı ve sanatçı tarafından tasarlanan dev ayakkabı heykelleri 3 farklı biçimde tasarlanmış. Stil etto, spor ayakkabı ve motosiklet ayakkabı. Ayakkabıları tasarlayanların bazılarının isimleri ise şöyle; Arzu Kaprol, Atilla Kuzu, Bahar Korçan, Alinur Velidedeoğlu, Emel Acar, İdil Tarzı, Ertuğrul Ateş, İsmail Acar, Yazbükey gibi isimler …
120 ismin nasıl seçildiğine gelince. Öncelikle Derin Sarıyer, İdil Tarzi, Bahar Korçan, Özlem Süer, Ayşe Ece Ege, Atilla Kuzu, Defne Koz, Cemil İpekçi, Arzu Kaprol, Banu Bora, Ertuğrul Ateş gibi isimlere teklif götürülmüş. Birçoğundan onay alınmış. Ama açık hava sergisinin kapıları herkese açık. "Ben de dev ayakkabı tasarlamak istiyorum" diyen herkes www.shoeartistanbul.com adresinden başvuru yapabilir
Uluslar arası alanda da farkındalık yaratacak bir tanıtım gücü oluşturan dev ayakkabıların yükseklikleri 1.80 cm’ yi genişlikleri ise 2.60 cm’ yi buluyor. Dünyanın önemli açık hava sergilerinden biri olmaya aday, Shoe Art İstanbul 2008 sergisi sonunda düzenlenecek müzayededen elde edilecek gelirin tamamı ise, TEMA ve Türk Kalp Vakfına bağışlanacakmış.
Şişli Belediyesi'nin ev sahipliğinde ve Hotiç'in ana sponsorluğunda gerçekleştirilen sergi, Ekim sonuna kadar İstanbul sokaklarına ihtişamıyla renk katacak.Sergi, sanatçıların eserlerini binlerce sanatsevere gösterebilmeleri için alışılmışın dışında dikkat çekici bir tuval sunuyor.İlk insanla başladığı varsayılan ve tarihsel süreçte sanatsal bir boyut kazanan ayakkabının oluşturduğu bu özel tuval üzerinde sanatçılar, Türkiye'nin ve İstanbul'un mozaik yapısını, kültürünü, sanat anlayışını ve hayal gücünü yansıtıyor. Şehrin en hareketli noktalarından başta Şişli olmak üzere Nişantaşı, Teşvikiye, Abdi İpekçi gibi en işlek ve hareketli caddeleri ile büyük alışveriş merkezlerinde sergilenecek heykeller sanatı ve tasarımı eğlenceli bir şekilde bir araya getiriyor.
Shoe-Art İstanbul 2008 Organizasyon Sponsorları, Ana Sponsor Hotiç İletişim Ortağı CnnTürk, Joy Türk, Fashion TV - Proje Danışmanlığı TBWA Fusion Moda Tasarımcıları Derneği - İletişim Desteği Effect Halkla İlişkiler - Medya Takibi PR Net - Mekan Desteği Kanyon, Akmerkez, Cevahir, İstinye Park, Metrocity, City's Nişantaşı, Capacity, Astoria, Resürans Çarşısı

Hürriyet'in haberine göre ise, Louis Vuitton 2008 İlkbahar-Yaz koleksiyonunda yer alan bir ayakkabıya "İstanbul" ismini verdi. İstanbul isimli ayakkabı, şehrin canlılığını ve enerjisini yansıtıyor. Pembe, yeşil ve kırmızının yarattığı kontrastla şehrin zıtlıklarla dolu yapısına atıfta bulunan modelde, iri taşlar ve fiyonk dikkat çekiyor.
Parlak taşlar oryantalizme vurgu yaparken, ayakkabının kenarındaki fiyonk modernlikle ilişkilendiriliyor. Ayakkabı yüzde yüz keçi derisinden yapılmış, sarı ve siyah gibi renk alternatifleri var. Louis Vuitton İlkbahar-Yaz kolesiyonunun en iddialı modelleri arasında yer alan İstanbul’un topuk boyu 10.5 cm. Peki bu ayakkabı nereden çıktı? Louis Vuitton’un ayakkabı tasarımından sorumlu departman, durup dururken İstanbul’dan etkilenmedi. Ocak ayında Nişantaşı’nda açılan büyük Louis Vuitton mağazasının açılışına onlar da gelmişti. İstanbul onları da büyüledi. Tasarımcılar şehri çok renkli ama aynı zamanda karmaşık bulmuşlar. Bu renkliliği ve karmaşıklığı yaptıkları ayakkabı tasarımına da fazlasıyla yansıtmışlar.
İstanbul’dan etkilenerek ürettikleri bir de çanta var. İsmi Bosphore Backpack. Yani Boğaziçi Sırt Çantası. Louis Vuitton’un orijinal monogram deseni ile tasarlanan çanta şık ve kullanışlı. Tam İstanbullulara göre.
Bitti mi? Devamı 2008-2009 Sonbahar-Kış koleksiyonuna. Birkaç ipucu vermek gerekirse... Kış koleksiyonunun tamamında bir İstanbul/Türkiye etkisi var. Mevlevi şapkaları, şalvar pantolonlar, Kapalıçarşı takılarından ilham alınarak hazırlanmış yeni aksesuvarlar... Bekleyip göreceğiz.
Cow Parade’i hatırlarsınız. Geçen yıl 1 Ağustos-31 Ekim tarihleri arasında şehrin dört bir yanını inekler basmıştı. Tüm dünyada 54 şehirde düzenlenen inek yürüyüşü adlı serginin İstanbul ziyareti oldukça başarılı geçmişti.
31 Ekim tarihinden sonra açık arttırmayla satılan ineklerden toplam 850 milyarlık gelir elde edilmiş, bu tutar üç sivil toplum örgütüne bölüştürülmüştü. Cow Parade’in İstanbul’a gelmesine aracı olan SİNPA şirketi, ineklerden aldıkları ilhamla yeni bir açık hava sergisi tasarladılar: İsmi Shoe Art İstanbul.

İKİ MODEL VAR

Ayakkabı tasarlayacak insanlar işe başlamadan önce bir seçim yapmak zorundalar. Sivri burunlu, topuklu bir stilettonun mu, yuvarlak burunlu bir spor ayakkabının mı üzerinde çalışmak istediklerine karar verecekler. Seçtikleri modelin fiberglas maketi onlara teslim edilecek. Sonrasında tamamen özgürler. İsteyen camlarla kaplayacak, isteyen karman çorman boyayacak, isteyen ayakkabısının üzerine çivi yazısı yazacak. Fiberglas’tan yapılan ham ayakkabı maketlerin tamamını Cow Parade ineklerini ve İstanbul lalelerini de yapan Heykeltraş Hakan Temur yapacak. Shoe-art projesi bir yandan sanat ve tasarımın geniş kitlelere ulaşmasını gerçekleştirirken, bir yandan da şehre enerji getirecek.

1 Temmuz 2008 Salı

2009/2010 SONBAHAR-KIŞ TRENDLERİ


Mayıs ayında katıldığım İTKİB eğitim seminerinde 2009-2010 Sonbahar- Kış Trendleri verildi. Oradaki temaları, kullanılacak aksesuarları, denim ve triko detaylarını aşağıda detaylı bir şekilde yazıyorum.

1. TEMA ; ANARTISTES (Artist+Anarşist)

Anarşist ve artist kelimelerinin karışımı. Oscar Wilde’dan, Colette’ten ilham alınıyor.Herşeyin sanal olduğu dünyada denge kurmak için entelektüel evren, yazı ve şiir önemli.Çağdaş desenler, cinsiyetsiz ama eğlenceli, biraz da bohem.Renkler, mürekkep renklerinden oluşuyor.Çin mürekkebi, tüy kalemle kullanılan mürekkepler, sepya, kömür, kahverengi,karanlık renkler.Daha şiirsel kadınsı olmak için pastel tonlar.

KADIN
· Bluz üstüne giyilen küçük yelekler.
· Koleksiyonlarda akıcılık.
· Mini ya da maksi çok uzun ceketler, blazerler.
· Takım elbisenin geri dönüşü ama daha sofistike.
· Blazerlerde üstte polyester-yün-kadife kullanılıyor.
· Üst üste giyilmiş blazerler.Uzunun altına kısa blazer.
· Düğmelerin yerine mıknatıslar ve tokalar var.
· Elbise ile mantonun birleşmesi.
· Küçük motif baskılı elbiseler fularlarla kullanılıyor.
· Uzun ceketlerin astarı elbisenin kumaşından yapılıyor.
· Önümüzdeki kış fularlar çok önemli olacak.
· Etek ve pantolonlar çok geniş ya da çok dar, Londra akımı kareli, çılgın…
· Gömleğe özel ilgi olacak, uzun-kısa, beyaz- yalancı beyaz.Kaligrafik desenli gömlekler…
· Gömlek yakaları çok geniş, kravat ve papyonla kullanılacak.
· Kadınsı bir görünüm için dantel çok önemli.

ERKEK
· Çok cool, cinsiyetsiz bir hava.
· Uzun blazerler, pötikare, çizgili blazerler.
· Kısa blazerler üstüne mantolar.
· Tişörtlerde kravat baskısı.
· Londralı dandyler… Kareli blazerler altına düz çizgili pantolonlar.
· Yakada broş ve ya çiçekler…
· Giysilerde kırmızı-gri kombini.
· İngiliz kolej öğrencisi havası ama eğlenceli.

DENİM KADIN
· Smokin denimler.
· 19.yy dandy ceketleri denim olarak uygulanıyor.
· Denimden modern yelekler
· Dizde kesilmiş lale denim pantolonlar
· Deri görünümlü çok likra kullanılmış parlak jeanler .
· Geniş yakalı bluzon yelekler ve rock’n roll havası.

DENİM ERKEK
· Jeanler yine deri havasında, paçalara doğru darlaşıyor, çok uzun beyaz gömlek ve uzun bol blazerlerle giyiliyor.
· Yine mürekkep renkleri, bordolar, kırmızılar.
· David Bowie’den esinlenen süper slim, çok dar jeanler.

2. TEMA; SORTILEGES (Sihir)

Metamorfoz, mutasyon, dönüşümler.Su ve ahşap etkisi.Doğaya dönüş.Kızıllık çok moda.Ateş renkleri…Çağdaş zamanın modern cadıları…Fantastik bir ambians, kadınlar bir dönüşüm yaşıyor.İlham kaynağı su dünyası ama deniz değil, orman içindeki göller ve oradaki fantastik canlılar.Kumaşlar bu etkilerle daha ipeksi…Renklerde perileri anlatan inci renkleri, sarı, pembe, eflatun…Petrol ve haki ile kızıl gamı…

KADIN
· Çok geniş ve büyük avcı balıkçı paltoları.
· Mumlu yünler, üzeri farklı madde ile kaplanmış ve su etkisi veriyor.
· Akıcılık önemli.
· Düğmesiz pelerin gibi flanel yünden ceketler sarıp sarmalıyor bedeni.
· Örmeler için ince örgüler, jarseler, organik pamuk.
· Yosun dokulu tunikler.
· Sudan çıkmış gibi üste yapışan elbiseler.
· Yakalar cömert ve açık, yakalarda şifon müslinden fırfırlar.
· Kürk suya atılıp çıkarılmış gibi.
· Örgü ve triko kazaklar, elbiseler, kabarık tüyler ve angoralar.
· Baskılarda ışıklı deniz ve su yüzeyi etkisi.
· Hayvan kamuflajı gibi desenler.

ERKEK
· Avcı balıkçı temalı palto kabanlar, kuzu kürklü yakalar.
· Paltolar da büyük cepler.
· Yağmurluk çok önemli.
· Binici pantolonları.
· Yünler kaplanmış gibi daha şık, balıkçı oversize hacimli paltolar.
· Örmelerde ekru, haki, petrol mavileri.
· Blazer ceketin üstüne hırkalar giyiliyor.
· Ahşap- deri düğmeler, hiç metal yok.
· Kazaklarda kamuflaj etkisi.
· Örmelerde yusufçuk, farklı böcek baskıları.
· Örmelerde kamyoncu yakası.

DENİM KADIN
· Su denimi, gece mavisi, balıkçılardan etkilenmiş parkalar.
· Sanki suya bastırılmış denim jeanler.
· Şalvar biçimi petrol mavisi pantolonlar.
· Tye-denim.Renk değişimi en altta ve ya en üstte olmalı.
· Pantolonların ağları çok düşük ve paçalar bilekten kıvrılıyor.

DENİM ERKEK
· Trençkotlarda su havası veren denimler.
· Heryeri çamaşır suyuna batırılmış havasında pantolon ve ceketler.
· Pantolon ağları çok düşük.
· Çok pilili şalvarımsı kotlar.

3. TEMA; SOUTHERN SOUL (Güneyli ruhu)

Gezginlerin tozları, zaman içinde yolculuk,Amerikan çölleri, caz kültürü, yenidünyalar, western ruhu, korseler, uçarılık, çok feminen çizgiler.Endüstri öncesi topluma geri dönüş, hammaddelerin kullanılması.Daha kırsal bir görünüm, bitişlerde saten ve rugan…Tozlu renkler.

KADIN
· Salopetler altın arayıcılarından esinleniyor.
· Tunik elbiselere küçük fırfırlar ekleniyor.
· Pantolonlarda düşük ağ, paçalar baldırlarda bitiyor.
· Bluzlar jarseden, küçük düğmeli, küçük yakalı.
· Korse gibi bele oturan gömlekler.
· Pantolonlar erkeksi üstler feminen .
· Örmeler, trikolar, kareli bluzlar.
· Diz altına uzanan hırkalar belden kemerli.
· Bitkisel iplikler gözde, doğal maddeler birlikte kullanılıyor.
· Bluz elbise ve tunikler çok moda.
· Mendil karesi desenlituniklerde kullanılıyor.
· Kırsal kesimden etkilenen çiftçi, havası.
· Salopetler çok yüksek belli ve gabardin kumaştan.
· Güpürlü, dantelli bluzlar.

ERKEK
· Modern bağımsızlık savaşının izleri.
· Pamuktan çok cepli denim blazerler.
· Kareli western gömlekler, boyunda fular, belde kemer yerine eşarp.
· Blazerle bluzon arası ceketler.
· Gömlekler, kasket çok moda.
· Motoculardan esinlenen deri montlar.
· Eskitilmiş deriden büyük cepli pantolonlar.
· Hırkalar dede hırkası gibi.
· Örmelerde baklava ve düz desenler karıştırılıyor.
· Pamuk gömlekler bu kalın trikolarla giyilebiliyor.

DENİM KADIN
· Uzun ve ya kısa çok düğmeli denim ceketler.
· Etekler geniş ve ucuna İngiliz danteli konabilir.
· Blue-black denimler moda.
· Eskitilmiş, çok yıpranmış jeanlerin geri dönüşü.
· Kış olmasına rağmen bermudaların hakimiyeti.
· Viskozlarla hazırlanmış şık denimler.

DENİM ERKEK
· Botlarda denimden yapılıyor.
· Jeanler bej renginde olabiliyor ve trikolarla kullanılıyor.
· Grunge kıyafetler üst üste giyiliyor.
· Pantolonlar bol ama jean ceketler üste oturuyor.

4. TEMA; WORLD ARK (Şehir göçmenleri)

Modern şehir hayatında forklor havası.İlkellikle birleşen teknoloji.Lüks ve forklor etkileri.Daha gençlere yönelik bir tema ve canlı renklerden oluşuyor.Şarkıcı Björk’ten ilham alınıyor.Renk gamında canlı sarılar, kırmızı, mor ve daha nötr renkler.Teknove spor kıyafetler geri geliyor.Haute Couture-Jackie Onassis havası.

KADIN
· Trençkotlar, truvakar kollar.
· Yünden mantolar, modern hacimler.
· Çok metal kullanılmıyor, düğme yerine mıknatıs kullanılıyor.
· Şişme montlar, yüksek bel kemerler, maksi yakalar.
· Tişört elbiseler, yarasa kollu yağmurluk içine kısa elbise ile seksi bir hava.
· Ayakta renkli tozluklar, yalancı kürkler.
· Jakar trikolar.Hacimler modernize edilmiş.
· Oversize mantoların altına jean giyiliyor.
· Tunikler ve elbiselerde etnik hava.
· Mantoların bir omzuna nakışlar yapılabilir.
· Eteklerde emprimeler, kurdeleler (halı-kilim desenleri gibi)
· Grafik etkiler, sokak sanatından ilham.
· Trikolar oversize.

ERKEK
· Kuzey forkloru ilhamı.
· Mantolarda patc-work.
· Yeni deriler.
· Parkalar montlar renkli ya da detayları renkli olabilir.
· Vintage renkler.
· Çok büyük kapşonlar.
· Şalvar stili pantolonlar.
· Slikondan fermuarlar.
· Kürklü mantolar içine yelekler.

DENİM KADIN

· Motorcu kayakçı havasında jeanler.
· Anatomik denim ceketler.
· 80’lerin yüksek belli jeanleri.
· Denimde mermer efekti, ağartılmış gibi.

DENİM ERKEK
· Erkeklerde de renkli pantolonlar.
· Mont ve ceketlerde renkli.
· Pantolonlarda pililer.
· Mumlanmış etkisi olan pantolonlar.
· Parlak viskoz kullanılan denimler.
· Geniş ve düşük ağlı jeanler...

Kaynak; HEDEF Sayı:174

30 Mart 2008 Pazar

İSTANBUL FASHION LAB



13–15 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiş olan Fashion Lab etkinliği, Fatih Sultan Mehmet’in top dökümü yapılmak üzere hazırlattığı tarihi ‘’Tophane-i Amire Binasında’’ ev sahipliği yaptı. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bu mekânı, Moda Tasarımcıları Derneği’ni desteklemek amacıyla özel olarak tahsis etmiş. Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Devlet Bakanı Sn. Kürşat Tüzmen de, Türk moda tarihine yepyeni bir sayfa açacak olan İstanbul Fashion Lab projesini onaylayıp, destek vermiş. 3 gün süren, İstanbul Fashion Lab’de; tasarımcıların özgün defileleri 2009 Sonbahar/Kış sezonuna aitti. Aynı mekâna kurulmuş olan ‘designer’s showrooms’ alanı da; tasarımcıların gün boyu alıcılarla buluşacağı, koleksiyon siparişlerinin alınacağı özel bir buluşma mekânı oldu. İstanbul Fashion Lab Tasarımcılarının defile tarihleri ise şöyleydi;

13 MART 2008
14:30 Ümit Ünal, 17:30 Hatice Gökçe, 20:30 İdil Tarzi

14 MART 2008
17:30 Bahar Korçan, 20:30 Arzu Kaprol

15 MART 2008
17:30 Esra- Tuba Çetin, 20:30 Özlem Süer

Yılda iki defa düzenlenecek olan “İstanbul Fashion Lab”, 2010 yılında Avrupa’nın Kültür Başkenti seçilen İstanbul’u, Dünya Moda Takvimi’nde alternatif bir buluşma noktası haline getirmek ve Türk moda sektöründe tasarım markalarını profesyonel alıcı gruplarıyla buluşturmak.
Ben bunların arasında sadece Özlem Süer’e gitme fırsatını buldum. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde yüksek lisans yaptığım için, orada tanışma şansımız olmuştu. Özlem Süer, Mimar Sinan Güzel Sanatlar' da Yrd. Doç ve Tekstil bölümünde birçok derse giriyor. Gerçekten çok başarılı bulduğum modacılardan sadece bir tanesi.

Moda tasarımcıları derneği üyelerinden olan diğer modacılarımızın da gerçekten defileleri görülmeye değerdi. Onları http://www.modaturkiye.com/ dan takip ettim. Oradan size ayıklayıp birkaç tane jpg formatlı resimleri birleştirip ekte yayınladım. Geri kalanını sizde benim gibi ayrıntılı görmek için siteden girip takip edebilirsiniz.

WOOLMARK VE İTKİB SEMİNERİ İLE İLGİLİ NOTLAR


Mart ayını çok seviyorum. Kış sezonunun bitimden sonra, tüm seminer ve eğitimler bu ay içerisinde oluyor, aynı zamanda mağazalarda yaz mevsimini karşılayıp artık koleksiyonlarını ve defilelerini bu ay içerisinde sergilemiş oluyorlar. Sanat dolu bir ay geçirdim. Şimdi nerden başlasam bilemiyorum, yazacak o kadar çok şey varki?...
Eğitim ve seminerler, fashion lab defilesi ve sinemalarda bir ilk Karl Lagerfeld sırları ve dolu dolu tiyatro-opera…
Ayın başından başlıyalım. 5 Mart Woolmark semineri 2009 yaz’a ait sunumu yapılan seminerde 4 tema işlendi, 1) Delicate Vagaries 2) Metallim Alchemies 3)Techno Rainbow 4) Vision of Nature

1) Delicate Vagaries; Bayanı, ajurlu ve jakar desenli trikolardan oluşup, renkleri ise, mor, lila, bej, kemik, yeşil gibi renkler bu temada kendini gösteriyor. Erkeğinde, düşük yakalı ve V yaka trikolar ağırlıkta olup, renkleri, açık tonlardan oluşuyor. Açık mavi, açık yeşil, sütlü kahve, bej, mat gri, petrol v.b gibi..

2) Metallim Alchemies; Bayanı, çizgili, daire ve geometrik desenlerden oluşan trikolar olup, metalik renkleri burada fazlasıyla görebiliyoruz. Simli iplikler hem desenlerin geçişinde hem de çizgilerde kullanılmış. Onun dışında, fıstık yeşili, siyah ve petrol renkleri de mevcut. Erkeğinde de, geometrik desenler fazlasıyla ağırlıkta olup, bayanıyla bütün oluşturan metalik gri tonları, yeşilin göze çarpan uçuk tonlarını burada hissedebiliyoruz.

3) Techno Rainbow; Bayanında, çiçek desenli trikolarla, fırfır, büzgü ve pililerden oluşan hırka, kazak ve elbiseler yer alıyor. Renkler, mor-lila, degrade geçişler, baskı çeşitleri. Erkeğinde renkler çok canlı, sarı, pembe, yeşil, petrol, mavi olup, flok baskılar ve batik tarzı geçişler yer alıyor.

4) Vision of Nature; Bayanı, triko elbiseleriyle göze çarpıyor. Hırka, kazaklarda değişik aksesuar esprileri ve kumaş detayları kullanılmış. Renkleri ise, gül kurusu, pembe tonları, turkuaz, doğa renkleri. Erkeğinde ise, seramik ve çini desenlerinden ilham alınmış. Süveter ve hırkalar, ceketvari kapşonlu mont görünümlü çift taraflı hırkalar, aynı zamanda, degrade geçişler yine bu temada var. Renklerde alabildiğine canlı yaz renkleri.
2009 yaz temalarının sunumlarının dışında, ilginç trikodan yapılmış aksesuarlar da dikkatimizi çekti. Dikişsiz triko elbiseler, dikişsiz şapka, çok amaçlı farklı boylardan oluşan çantalar, atkı, bere, eldiven tozluk çeşitleri, pantolon askıları, panço, şal, kemer, kravat, papyon, pareo gibi ürünler stoll makinalarında yapılmış.
Bu gösterilerin ardından trikodaki ipliklere göre yıkama talimatlarının uygulanışı anlatılıp, farklı ipliklerin kullanımından örülmüş trikoların görüntüleri ilginçti. Yıkanan ve yıkanmayan ipliklerdeki keçe görünümü ve yıkanınca renk değiştiren degrade görünüşlü iplikler incelenmeye değerdi.

Gelelim 11 Mart İTKİB seminerine, Promostyl (2009 Yaz Trendleri) burada da 4 tema işlenmiş.
1) Utopia (Ütopya); Sanal ile gerçek arasındaki sınırda en doğal yoldan birleşme olasılığı. Renkler, belirsiz ve gizliliğin dumanlı tonlarda yansıması. Su ve hava, geçici, ışıltılı buğulu tonlar… petrol mavisinin izleri. Kadın, erkek ceketi ile combine t-shirtvari elbiselerin geleceğin izlerini taşıyan dikimlerde kıvrımlı ve hareketli kesimleri hakim. Erkek, daha kullanışlı, ergonomik kesimlerin hakim olduğu ‘’ eco yüksek teknoloji’’ ile üretilmiş modeller.
2) Euphoria (Keyif); Etnik ile kentsel arasındaki sınırda yeni bütünsel cazibe. Renkler; coşkulu, yaza uygun rengarenk, ışıltılı ve enerjik, pastel dokunuşları olan renk cümbüşüne sahip. Kadın, ‘’ kolay yaşam’’ teması sayesinde yumuşayan hacimlerin tek renk kullanımı ile sadeleşmiş hali hakim. Süveter elbiseler, yarasa kollar terzi elinden çıkma görüntü, dozunda ayarlanmış aksesuar kullanımı mevcut. Erkek, rengarenk, buruşmaz spor giyim ve takım elbise yelpazesi mevcut. Sofistike kesimler, ince dikimler.
3) Academic (Akademik); Klasisizm ve Avant-Garde arasındaki sınırdaki çağdaş mükemmellik. Renkler, ‘’club’’ esintili klasik renkler. Opak renkler ile pastel tonların birleşiminin parlak mor ve mavi ile karışımını barındırıyor. Kadın, antik yunan ile 80’lerin Japon tasarımcılarının yapı bozucu hacimlerinin bir araya gelmesi. Geniş yazlık montlar ve paçaları kıvrık pantolonlar. Erkek, minimalist düz çizgilerle bezeli ince, dar klasik kesimler ve spor giyimin birbiri ile uyumlu renkleri hakim.
4) Spectacle (gösteri); İyi ve kötü beğeni arasındaki sınırda kışkırtıcı ve tutkulu. Çok iddialı. Renkler, çok renkli vintage tarza sıcak, içten sarı ve pas rengi tonlar, gül kurusu ve kırmızı renkler eşlik ediyor, bunlara ek olarak retro mavi ve yeşilleri de içinde barındırıyor. Kadın, ‘’ kitsch olan da kadınsı olabilir’’ düşüncesinden hareketle yüksek bel kesimleri, uçuşan pantolonlar ve ‘’oyun kartı’’ motiflerinin hakim olduğu üstler. Dozunda ayarlanmış aksesuar kullanımı mevcut. Erkek, kent yaşamından sörfçü tarzının hakim olduğu sportif görüntüyü ortaya çıkartan desenler ve kesimler, mendiller ve 50’lerin jean pantolonları… ‘’ show-off’’ ruhuyla yaratılmış aksesuarlarda tamamlayıcı.


Bunların hepsini bir arada hiçbir yerde bulamazsınız değerini bilin ve paylaşmasını bilin. :)

25 Şubat 2008 Pazartesi

MODA TASARIMCILARI DERNEĞİ


Türkiye’ de moda tasarımcılığı adı altında farklı kurumlar var. Fakat, başkanlığının Bahar Korçan’ nın yürüttüğü, Moda Tasarımcıları derneği çok profesyonel modacıların birlik olup yürüttüğü ve gençlere de öncülük ettiği bir kurum. Kurucuları; Bahar Korçan, Arzu Kaprol, Ümit Ünal, İdil Tarzı, Özlem Süer, Hatice Gökçe, Hakan Yıldırım ve Ezra & Tuba Çetin.
Vizyonları; Türkiye de moda tasarım sektörünün, dünya moda akımlarının oluşumunda belirleyici bir ‘’ ekol ‘’ haline gelmesini sağlamak.
Misyonları; İstanbul odaklı Türkiye’yi dünyanın ‘’ Moda Tasarım Havzası’’ yapmak; Kenti bizzat tasarım nesnesi olarak ele alıp, İstanbul’ un kültürel katmanlarını tasarımla buluşturmak. Tasarımın katma değer yaratan rolünü, çok yönlü medya iletişimiyle kamuoyu gündemine taşımak. ‘’ Yaratıcı marka’’ olmak isteyen ‘’Sanayi’’ ile ‘’ Özgün- Yenilikçi’’ olmak isteyen tasarımcıyı buluşturmak. Türk moda tasarım sektörünün mesleki tanım ve standartlarını oluşturmak ve etik değerlerini belirlemek. Türk moda tarihinin ve moda tasarımcılarının arşivini oluşturmak. Moda tasarımcıları ve ilgili disiplinler arasında iletişim ve işbirlikleri geliştirerek Türk moda sektörünün gelişimine katkıda bulunmak…

Neden moda tasarımcıları derneği diye sorarsanız?
Ülkede moda tasarımı konusunda talep artışının olması ve sektörün henüz oluşmamış olması, tasarım pazarının oluşmamış olması, ayrıca standart ve etik değerlerin belirlenmemiş olması.
Buluşma platformu eksikliği, tasarımı ticari değere dönüştürecek kanal eksikliği, sektörel hafıza eksikliği, tasarım yönetimi yapılamamakta ve en önemlisi kavramsal kargaşa.
Moda tasarımcıları derneği üyelerine neler sağlıyor?
Yurt dışı fuarlara katılma imkanı, yurt içi fuarlarda stant desteği, firma tasarımcı eşleştirmeleri, moda etkinliklerinde ürün sergileme imkanı, ulusal ve uluslar arası basın iletişim desteği, iç piyasada metrekare sağlama desteği, projelerde yer alma imkanı.
Moda tasarımcıları derneğine kimler başvurabilir?
4 kategoriden oluşan kişiler moda tasarımcıları derneğine başvurabiliyor.

1) Moda tasarımcıları; en az 10 senedir moda tasarımcılığı yapan, yurtiçi-yurtdışı fuarlara katılmış, en az bir defile, sergi, gösteri düzenlemiş yada koleksiyonu hazırlamış, kendi şirketini kurmuş, markasını yaratmış, istihdam sağlayan ya da firmalara koleksiyon hazırlayan yada firmalara tasarım danışmanlığı yapan kişilerdir.
2) Genç moda tasarımcıları; 0-10 sene arası moda tasarımcılığı yapan ve moda tasarımcıları kategorisi kriterlerinden en az birini yerine getirmiş kişilerdir.
3) Destekçiler; Sektöre ve derneğe katkı sağlayan kişi ve kurumlar.
4) Gönüllüler, üniversite ve eğitim kurumların öğrencileri ve yeni mezun gençlerin oluşturduğu grup. Dernek proje ve organizasyonlarına destek verecek kişilerdir.
Ayrıca gönüllü üyeler, tasarımcılar ile tanışma fırsatı ediniyor ve staj programından yaralanıyor.
Bence, modaya gönül veren tüm tasarımcı arkadaşların burada buluşması vizyonları açısından çok önemli. İnovatif fikirler üretip, tekstil ve moda sektöründe yer almak istiyorsanız bu ve benzeri derneklerde yer almanız gerekli diye düşünüyorum.

17 Şubat 2008 Pazar

ÖNCE MÜŞTERİ (CRM)



Müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) firmanın büyüklüğüne ve içinde bulunduğu sektöre
bakılmaksızın tüm firmaların şu ya da bu şekilde uygulamaya çalıştığı bir model. Bir firma için temel amaç para kazanmak ve bu geliri sürekli hale getirebilmek.
Sürekli gelir ise ya sürekli yeni müşteriler elde etmekten ya da mevcut müşterileri elde tutmaktan geçiyor. İşte CRM bu noktada çok önemli.

Müşteri ilişkileri yönetimi ya da çok popüler kısaltması ile CRM, son birkaç yılda, her ölçekten şirketin stratejik ajandasında yer alan bir yatırım. Üzerine binlerce rapor yazılan, milyonlarca dolar yatırım yapılan ve hala gelişmeyi sürdüren bu alan acaba iş dünyası için neler vaat ediyor?
Öncellikle CRM pazarının son yıllarda nasıl bir gelişme sürecinde olduğuna bakıldığında karşımıza iş dünyasının yaşadığı büyük değişim çıkıyor. Dünyada, hemen hemen tüm pazarlarda rekabetin arttığı, ürünlerin pazara girme sürelerinin kısaldığı ve marjların düştüğü bir ortamda müşteriye daha etkin ulaşmak, müşterinin isteklerini anlayarak ürün ve hizmetleri bu yönde şekillendirmek de büyük önem taşıyor.
CRM’ in C’ si yani müşteri (customer) kavramının son yıllarda yaşadığı değişim gerçekten inanılmaz boyutlara ulaştı. Bu yeni döneme gelinmesinde birkaç temel nokta büyük rol oynadı.

. Ürün ve hizmet çeşitliliğinin inanılmaz biçimde artması ve müşterilerin tercih olasılıklarının çoğalması.

. Bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin kullanan müşterilerin, bilgiye, rakibe ve eşdeğer ürünlere çok kolay erişebilir bir hale gelmesi

. Teknolojik yapılar, ürün ve hizmetlerin pazarlanmasından dağıtım kanalına dek iş süreçlerini değiştirdi ve müşterilere çok farklı kanallardan erişim sağladı. Bu aşamada müşteriyi elde tutmanın yolları da farklılaştırdı.

Müşteriyi elde tutmanın yolu

CRM bir kültürdür ve bu kültürün firmaya yerleşmesi zaman alır. Eskiden mahalle bakkalının uyguladığı sistem aslında müşteri ilişkileri yönetiminin temelini oluşturmaktadır. Mahalle bakkalı müşterilerini birebir tanır, onların hatırını sorar ve hatta ihtiyaçlarını tahmin ederek onlara hatırlatır. Böylelikle sadık müşteri portföyü oluştururdu. Bugün ise binlerce müşterisi ve yüzlerce çalışanı olan bir CRM kültürünün benimsemesi gerekiyor.
Yapılan birçok araştırma, müşteriyi elde tutmanın, yeni müşteri kazanmaktan çok daha karlı bir iş olduğunu ortaya koyuyor. Müşteriyi elde tutmak da, taleplerini tam anlamıyla karşılamak ve bunları kısa sürede kullanılabilir hale getirmekten geçiyor.
Müşteriye ihtiyaç ve arzularına göre farklı çözümler sunabilmek bu doğrultuda çok önemli.
Özellikle, 5 yılda bir müşterinin yaklaşık yarısını kaybeden şirketlerin buna acil bir çözüm bulması gerekiyor. Sonuç olarak CRM iş alanınız ne olursa olsun, müşteri ilişkileri ve müşteri ilişkileri yönetiminden geçiyor.

23 Aralık 2007 Pazar

TEKSTİL' DE SES GRUPLARI VE SEGMENTASYON


Tekstil sektöründe, özellikle moda da koleksiyon yaş segmentlerine ve ses gruplarına göre hazırlanır. Firmanın ne ürettiği yada marka olup olmaması önemli değildir.(dokuma, örme, denim, triko, aksesuar vs. fark etmez!.. ) Modacı kendi haritasını belirlemek ve pazarlamacının hedef kitlesini şekillendirmek için böyle bir yol izlemek zorundadır. Pazarlama departmanları da zamanlarının çoğunluğunu hedefledikleri kitlenin özelliklerini anlayarak onlara en uygun ürün ve hizmeti sunmaya adarlar. Bu konularda reklam kampanyaları düzenlerler, özel promosyonlar hazırlarlar, ürünlerinin paketlerini veya mağazalarını hedef kitlelerine göre şekillendirirler v.b.SES grupları pazarın segmentasyonunda başvurulan en temel tanımlardan bir tanesidir. Kısaca Sosyo Ekonomik Statü manasına gelmektedir. Hedef kitlelerin durum ve davranışlarının belirlenmesinde SES gruplarının etkisi büyüktür. SES grupları oluşturulurken sosyal hiyerarşi içerisinde kişiler yani tüketiciler değerlendirilir. Dolayısıyla, aynı SES grubundaki üyeler hemen hemen aynı statüye sahip olurken, diğer sınıfın üyeleri ya daha fazla ya da daha az statüye sahip olmaktadır. SES gruplarının oluşumunda genel olarak aşağıdaki kriterler üzerinden değerlendirme yapılır:

. Meslek
. Eğitim
. Gelir Seviyesi
. Gelirin kaynağı
. Yaşanılan evin tipi
. Yaşanılan çevrenin yapısı
. Sahip olunan mal, mülk (ev, yazlık, otomobil, elektronik eşya)

Mesela herhangi bir kişinin gelirinin iyi olması onun üst sınıfta yer alması için yetmemektedir. Bunun yanında iyi bir eğitim ve yaşanılan yerin de önemi vardır. SES grupları A, B, C1, C2, D ve E olmak üzere 6 ana gruba ayırılırlar. Tabiiki bu grupların sahip oldukları genel özellikler her ülkeye göre değişmektedir. Türkiyede'de SES gruplarını ortak bir tanıma kavuşturmak için çalışmalar belli bir süredir yapılmaktadır.Bu rapora göre örnek verecek olursak; A grubu bireyler: Genellikle yüksek kesim, B Grubundaki üyeler A grubundan biraz daha düşük, C1 VE C2 Grubu orta kesim, D ve E grubu olarak belirlenen grubun eğitim düzeyi ilkokul mezunu ve en düşük seviye.
Moda ve Tekstille bunun bağlantısı ise, tasarlıyacagınız ürün, kumaşından, aksesuarına kadar, kalıp ve dikim aşamasından hep bunlarla bağlantılı süreclerde çalışmaktadır ki, maliyeti ses gruplarını etkilemektedir. Dolayısıyla, sizin belirlediğiniz hedef kitleye göre, planlama ve üretim yapılır. Tabii belli bir firmaya bağlı çalışıyorsanız, oranın belirlediği hedef kitle ve segment odaklı çalışmak zorundasınız.
Segmentasyonda ise, yaş belirlenir. Yani yapacağınız tasarımlar, yaş segmentini oluşturacak düzeyde belirlenmek zorundadır ve yapılmalıdır.

BAŞARI HİKAYELERİ

Başarının bambu ağacı ile alakası ne?

Gerçekten doğru değil mi? Başarının bambu ağacı ile alakası ne olabilir ki; çinliler bambu ağacını şöyle yetiştirir:
''… Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. 1. yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı 2. yılda da toprağın dışına filiz vermez. 3. ve 4. yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla 5. yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet 5. yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve 6 hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.
Akla gelen ilk soru şudur;
Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı yokda 5 yıldamı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabı tabii ki 5 yıldır. Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi, ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?..
Başarının şartları her zaman çok basittir.
1. Bir süre için çalışın
2. Bir süre tahammül edin
3. Her zaman inanın ve hiçbir zaman geri dönmeyin.

KAVAKLA KABAK


Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş bir zamanlar… Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına salınarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve nerdeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş.
Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
'' Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç? ''
'' On yılda'' demiş kavak.
'' On yılda mı?'' diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak. ''
''Bak neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim! ''
'' Doğru'' demiş ağaç, '' Doğru''
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış.
Sormuş endişeyle kavağa?
- Neler oluyor bana ağaç?.
- ''Ölüyorsun'' demiş kavak.
- Niçin?
- '' Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.''

SAĞIR KAPLUMBAĞA

Kaplumbağalar kendi aralarında yarış yapmak istemişler, zor yokuşlu tepeyi kim çıkarsa ona çok büyük ödül verileceği duyurulmuş.
Ama bu tepe o kadar yüksekmiş ki, kimse oraya çıkmaya ve tırmanmaya cesaret edemiyormuş. Sırf ödülü kazanmak için, hile yapmak niyetiyle bu yarışmaya katılmak istemiş bazı kaplumbağalar, ama katılmaya cesaret edemeyenler ise, dedikodu yapıyormuş kendi aralarında.
‘’ Kimse o tepeyi çıkamaz, boşuna uğraşmayın diye !..’’
Kaplumbağalar yarış zamanı gelince başlamışlar tırmanmaya, aradan saatler geçmiş, tepe varılacak gibi değil, bazıları pes etmeye başlamış, bazıları ise devam ediyormuş ama arkalarından bir ses; ‘’ Boşuna uğraşmayın, çıkamazsınız o tepeyi !.. ‘’
Kaplumbağalarının bazıları da, bu sese ve dedikoduya yenik düşmüşler. Ve pes etmişler, içlerinden bir tanesi yoluna devam etmiş, hiç yılmadan ve pes etmeden tepeyi tırmanmış.
Aşağıya indiğinde, o tepeyi nasıl tırmandın diye sormuşlar kaplumbağaya, hiç yanıt vermemiş kaplumbağa. Çünkü sağırmış. Sizde bazı şeyleri duymazdan gelin ve pes etmeden yolunuza devam edin.

Bu hikayeler size çocuk masalı gibi gelebilir, ama ders çıkarılması gereken hikayeler bence. Hayatın gerçekleri olarak kabul ettiğim bu hikayeleri sizlerinde ders çıkarmasını umduğum için paylaşamak istedim.

RESSAM VE ÖĞRENCİSİ

Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış.Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş.
Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasına gitmiş.
Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış..Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış.
Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş:"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma."

Kaynak: Başarı hikayeleri

RENKLERİN DANSI


‘’ Sevgi ışıktır, ışık bilgi’’
Sloganımız buydu. İlk önce bale gösterisi ile başlamıştı, sonra çocukların ellerindeki renkli kurdeleler gökkuşağı gibi ışık ve sevginin çeşitli renklerini saçıyordu. Beyazlar içindeki çocuklar, masum görünüşlerine daha da çok masumiyet katıyordu. Ardından defile başlamıştı.
Midi boydan, uzun kloş boya doğru uzanan etek boyları, üzerindeki renkli boy orantılı ceketlerle kombin yaratıyordu. Büstiyer ve gömleklerin üzerindeki renkli pul işlemeler, transparan şort ve pantolonlarla bütün oluşturuyordu. Ceket ve eteklerdeki perspektif açı adeta dans ediyordu ve insana ‘’renklerin içinde, düşlerin içinde, olmak sessizce!..‘’ dedirtiyordu.
Şimdi merak ediyorsunuz değimli? Bu defile ne zaman, nerdeydi diye? Yıl, 1999, yer, Lütfi Kırdar Kongre Sarayı, Saat: 19 suları. Yıllar geçti ardından ama aynı heyecanı tekrar içimde hissediyorum. İşte moda ve tasarımcılık böyle bir şey, yıllar geçsede hiçbir zaman o heyecanınızı yitirmiyorsunuz?

AR-SE (Neslihan Yargıcı) Defile

1999 yılı AR-SE (Neslihan Yargıcı) yönetmeliğinde gitmiş olduğum 1 yıllık eğitim süreci, bana moda hayatımda farklı bir bakış açısı kazandırdı. Burada, çizim nasıl yapılır, model ve tasarım nasıl çıkarılır, renk varyantları ve koleksiyon hazırlama aşamaları gibi eğitimlerin sonunda ise, defile organizasyonuyla sonuçlanan bir gelişim süreci.
Meslek Lisesi çıkışlı olduğum için, kalıp çıkarma ve dikiş dikme gibi avantajlarımı burada fazlasıyla kulllanmıştım.
Şimdi düz lise mezunu olup, bu işe heves etmiş pek çok genç arkadaşımın tekstile bu tür kurslara katılarak başlamış olduğunu gözlemliyorum. Ama maalesef kurs yada okulu biridikten sonra çok hayal kırıklığına uğruyorlar. Tekstil çok fedakarlık istiyen bir meslek dalı, özellikle modacı ve tasarımcı olmak bu kadar kısa sürede olunabilecek, basit bir iş değil. Temel iyi olmadığı sürece, bilinçsiz yapılan bir uğraş haline dönüşüyor. Pek çok arkadaşım var, bu meslek dalına heves edinmiş ve uğraş veren. Ama ben neticede şunu anladım ki, çocukluğumdan beri bu mesleğin içinde olmama rağmen, hala bir şeyler öğrenme ve eksiklerimi tamamlama çabası veriyorum. Bu iş hiç göründüğü kadar basit değil.
Cemil İpekçi'nin bir röportajında okumuştum. Bu işe ilk başladığı zamanlarda, İstanbul'un ara sokaklarında bir atölyede stilist olarak çalışıyormuş. Ve burada fareler cirit atıyormuş. O kadar iğrenç bir ortammış ki, 15 yaşı altındaki ufak çocukları çalıştırıp, müşteri geldiğinde onları masa altlarına saklıyorlarmış. Bu tür yerler görmedim dersem yalan söylemiş olurum. Maalesef ki, küçük atölyelerde bu tür şeylerle karşılaşmak çok mümkün. Bir çok atölye ve firma, sigortasız eleman çalıştırıyor veya herhangi bir ücret vermeden, deyimsizsin diye insanların haklarını yiyorlar. Bu piyasaya yeni atılmış ve hevesli olan genç arkadaşalar da sadece biraz deneyim edinebilmek için bu tür şeylere göz yumuyorlar.Yada büyük hayallerin peşinde koştukları için, yerlerinde sayıklıyorlar.
Şimdi sormak lazım, hatalı olan burada, bu işe hevesli olan genç arkadaşlarmı, yoksa firmalar mı?...
Benim tavsiyem sadece, bu işe gerçekten emek verin ve sabırlı olun. ve en önemlisi mümkün ise, meslek lisesi bitirin ardından kurslara katılın ama idealleriniz yüksek olsun, mutlaka bu işin, yüksek okulunu okuyun. Moda, Tasarım, Tekstil yada GSF mezunu olun.
Ve hiç pes etmeden, yılmadan sürekli çalışın. (Hayalleriniz büyük olsun ama adımlarınız küçük.)

24 Kasım 2007 Cumartesi

MODA TASARIMCILIĞI


''Moda tasarımcısının iş kurma rehberi'' Bu kitabı okuduktan sonra bana çok şey kattığını ve hayatımı tamamen değiştirdiğini itiraf etmeliyim.

Kitap da yer alan tüm ünlü ve isim yapmış başarılı modacıların tavsiyeleri yer almakla beraber modaya yeni adım atmak istiyen veya adım atmış olan kişilere tavsiyelerde yer almakta.


Kitap'a başlarken, ilk paragrafında bir cümle beni çok etkilemişti. '' Bilgi güçtür ve en kötü haber bile, içinde bilgiler barındırdığı sürece motivasyonunuzu olumsuz etkilememelidir.''


Ünlü tasarımcı TOMMY HILFIGER moda tasarımcılığını şöyle tanımlamış.


'' Başarılı bir moda tasarımcısı addedilmek sadece harika giysiler yapmakatan çok öte birşeydir. Bir işletmeyi yürütmek demektir; buda çeşitli becerilerin bir arada bulunmasını gerektirir. İyi bir moda tasarımcısı olmak için yaratıcılık, iş yapma becerisi, sosyal beceriler, yönetim becerisi ve en önemlisi adanmışlık gerekir. Genç tasarımcılara verebileceğim en iyi tavsiye, öncellikle büyük hayaller kurmaları ve kendilrine inanmaları, ardından modaya kutsal bir bakış acısıyla yaklaşmalarıdır. İşe harika bir ürünle başlamalısınız, ayrıca o ürünü müşterinizi eline ulaştırmak için doğru araçalara sahip olmalısınız. Yani planlama, araştırma, ticaret noktalarında doğru adımlar atmak, çok iyi ilişkiler kurmak, çok iyi bir pazaralama planına sahip olmak ve tüm bunları dikkkatlice değerlendirmek, yönetmek gerekir.''


JOHN BARTLETT : '' Eğer kendi üretiminize başlamak istiyorsanız şu iki şeyden birini yapın...


Onların hatalarından ders çıkarmak için en az 4 yıl boyunca başka bir üretici için geceli gündüzlü çalışırdım... ya da ürün kategorisine odaklanırdım. Örneğin sadece t-shırt yada ayakkabı yapardım. Bütün enerjimi de mümkün olan en iyi ürünü ortaya çıkarmaya harcardım. Pek çok tasarımcı bütün bir koleksiyon çıkarmak ya da defile hazırlamakla uğraşırken yolunu kaybeder. Unutmayın, defileler ego tatmini içindir; ürünse hayatta kalmak için.''


DIANE VON FURSTENBERG : Önemli olan yaptığınız şeye inanmaktır. Büyük hayallerin peşinde koşun ama adımlarınızı küçük küçük atın.


DONNA KARAN : ''Hiçbir zaman aklınızdan çıkarmamanız gereken üç temel şey var: Sonuçta her şeyin müşteride-müşterinizde bittiğini bilin. Onun kim olduğuna karar vermeli ve ne istediğini de bilmelisiniz. Müşteri kitlenizin ne istediğini ve kim olduğunu bilerek hareket etmeniz; sizin güçlü, sürekli bir mesaj vermenizi sağlayacaktır. Sonra sırtınızı dayadığınız insanların sizden daha iyi olmasına dikkkat edin ve kendinizi onlarla aynı seviyede tutun. Son olarak, asla iyi haberlere kulak asmayın; çünkü bu kötü haberlere kulak asmanız anlamınada gelir. Sadece kendiniz olun. ''


CYNTHIA ROWLEY : ''Öncelikle kurallları öğrendikten sonra, şansınızı denemeli ve bir tasarımcı olarak cesaretle işe atılmalısınız. Fikriniz sizi başarıya götürsün ya da götürmesin, önemli değil. Önemli olan kararlı bir şekilde elinizi taşın altına koymak. Moda endüstrisi sürekli evrim geçiren bir sektördür ve başarılı olmanın yolu, bakış açınıza sadık kalmak ve dürüstlükten sapmamak şartıyla, değişimden ve adaptasyondan geçer.''


RICHARD TYLER : '' İnsanların neyi beğendiğini ve tam olarak neyi giyeceğini bilmek önemli bir ayrıcalıktır. Müşterinizi tanıdığınız zaman; ilginizi çeken ve sizi motive eden şeyleri tasarlamakla, giysilerinizi giyen kişi için tasarım yapmak arasındaki dengeyi size onlar gösterecektir.''


Ve son olarak, benimde modaya adım atarken aldığım en önemli ders ; soru sormak, bol bol araştırma yapmak ve yardım istemek, diye eklemek istiyorum.

Moda, tasarım, aksesuar, pazarlama, crm ve daha pek çok başarı hikayeleri gibi yazılarda buluşmak dileği ile !.. :)