moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2009 Çarşamba

CNR MODA FUARI

05-07 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen CNR Expo Fuar Merkezi'ndeki, moda fuarından detaylar;



Her sene olduğu gibi bu kışta, çeşitli giyim ve aksesuar firmaları fuarda boy gösterdi.



Tabii bunun yanında güzel sanatlar üniversitelerindeki tekstil ve moda tasarımı bölümü öğrencileri de fuar sayesinde kendilerini göstermiş oldular.



Bu sene geçen senelere oranla çok hareketli değildi moda fuarı. Katılımcı ve ziyaretçi sayısı hayli düşüktü.



Nedenine gelince tabi ki çeşitli faktörler buna sebep oluyor maalesef. Kriz de bunun başında geliyor. Tüm olumsuz faktörlerden ilk etkilenen tekstil piyasası.



Önceden modacıların stantlarına sıkça rastlarken şimdi ise, sadece birkaç parça model görmekle yetiniyoruz.



Bir moda fuarı daha geçti, bir dahaki fuar ağustos ayında olacak. Bakalım o zamana kadar tekstil ve moda sektöründe fuar açısından ne gibi gelişmeler bizi bekleyecek.

24 Ocak 2009 Cumartesi

PREMIERE VISION FUARINDAN RENK VE KUMAŞ TRENDLERİ


2009/2010 Sonbahar- Kış renk ve kumaş trendlerinin sunulduğu Premiere Vision fuarından ve seminerlerden notlar;

Yılda 2 kez Paris’ de düzenlenen, sezonun modasının ve trendlerinin merkezi olarak bilinen, Premiere Vision fuarında 2009/2010 sonbahar-kış renk ve kumaş trendleri gösterime çıktı. Daha önce de İTKİB ve Woolmark seminerlerinde renk trendleri temalarla işlenmişti.


Premiere Vision fuarına göre, renk temaları şu şekilde; 1. seduction (baştan çıkarma) 2. distinction (ayrı tutma) 3. relax (rahatlama) 4.pulsation (titreşim)



Kumaş temaları ise, 1. realistic (gerçeğe uygun) 2. sensitive (duyarlı, hassas) 3. magical (esrarengiz, büyülü) 4. expressive (anlamlı)



Cotton USA Sonbahar/Kış 2009-10 trendlerine göre 5 tema var ve bunların hikâyelerini daha önce vermiştim.

Görsellerde de görüldüğü üzere, seneye kış renkleri, derin koyu açık tonların birleşimiyle karmaşanın arasında gibi gözüken çarpıcı bir bütünlük oluşturuyor.


Renkler birbiriyle uyumlu. Pembe ve mor tonlar fazlasıyla hakim. Toprak, taş ve metalik tonlar ise birbiriyle geçişli. Kumaşlar kabarık ve yanardöner dokulu.


file:///C:/Users/ACE/Desktop/2009-19%20color%20trends/premiere.pdf

file:///C:/Users/ACE/Desktop/2009-19%20color%20trends/premiere%20vision.pdf

file:///C:/Users/ACE/Desktop/2009-19%20color%20trends/PV_forumExpofil.pdf

http://www.premierevision.fr/pdf/mode/200809/PV_forumsleaflets_GB.pdf

http://www.premierevision.fr/index.php?page=60&lang=en

Adobe Acroba’nız bilgisayarınızda yüklü ise, yukarıdaki linklere tıklayıp Premiere Vision renk ve kumaş trendleri ile ilgili temaların detaylarını ve dökümlerini alabilirsiniz.

2 Ocak 2009 Cuma

YENİ YIL YENİ MODA

Yeni bir yıla girerken herkeste farklı telaşlar ve heyecanlar söz konusu olur. En çokta mağaza vitrinleri bu heyecanların parçasını oluşturur. Her yer yeni yıl edasıyla süslenir ve kıyafetlerde de kırmızı hâkimdir. Bu yılbaşı gününün ve gecesinin vazgeçilmezidir. Peki, bizi artık güzel bir yaz ayıda bekliyor.

Şunun şurasında, 1-2 ay sonra, vitrinlerden kışlıklar inip yazlık sezon ürünleri süsleyecek mağaza vitrinlerini. Bu kış sezonu artık bitti. 2009 yazına bizi neler mi bekliyor. Alın size yeni bir yıla girmeden önce 2009 yaz sezonuna ait şimdiden birkaç ipucu. Yeni yılın ilk moda tüyolarını veriyorum size. J 2009 yazın trendleri !…

Gittiğim İTKİB seminer notlarındaki dökümlerime göre ;



Bayan giyiminde; Balon etekler, trençkotlar, hafif bluzlar, büyük kabarık kelebek kollar, volanlı cepler, degaje yakalar, baby doll görüntüler, taftadan küçük ceketler, diz altında biten şifon, polyester, saten elbiseler, grafik desenli elbiseler, feminen tarzı elbiseler, etekler daha rahat bel bol , cepli ceketler, etek kısmında rölyefler, streç, organik kumaştan pantolon, türk şalvarları, jarseleri cepler bol, timsah- piton desenleri, diz altında biten şalvarlar, eteklerde havuç modelleri, düğmelerde tam belde. Kapüşonlu pardösüler, tayyör ve pantolon-ceket takımlar geri dönüyor.

Denim de ise bayan trendleri şöyle ; gri-beyaz- bej kotlar.. minimal kesimler, şalvar kesimli pantolonlar, kapriler baldırda bitiyor 80’ ler deki gibi, havuç paçalı denimler ön planda: belde geniş aşağıda dar, patchwork’ler ve yamalar geri dönüyor ve pantolonda olduğu kadar elbise, etek ve şortlarda da aynı hava hakim. Beyaz kot ceketler, geniş avaze denimler, lale şeklindeki kesimli denim pantolonlar, denim streç etekler ve bermudalar…

Erkek giyiminde; Çift düğmeli blazer tarzı ceketler, bermudalar (rahat ve spor) uzun gömlekler (ipek, ipek-pamuklu, poplin) yakasız gömlekler, yakada minimal kesimler, safari modeli, geniş, kemerli ceketler, ceket içine giyilen safari gömlekler, askeri ama şık bir hava, maxi sock (uzun çoraplar) deri ceketlerde kapaklı cepler, karamel renkli pantolonlar, polo tişörtlerde kırışık modeller ve yamalama tekniği olacak, Afrika stili polo yaka rahat tişörtler, saten koton ceket altına jogging pantolonu giyiliyor, rahat bol pantolonlarla şık ceketlerin karışımı, eşofman tarzı kotlar, kemerler renk ve madde olarak plastik tercih edilecek.

Erkek denimi trendleri; Şehirli, şık jean pantolonlar, denim gömlekler erkeklerde tekrar geri dönüyor. Japon modeli denimler, ağları çok aşağıda, 5 cepli yıkanmış görüntülü denim pantolonlar, kabile şıklığı ve şalvar kesimler erkeklerde de var. Yıpranmış ve beyazlatılmış kotlar, bol kesim modeller hakim. Rockn’roll tarzı ve eşofman tarzı onun rahatlığında blucinler mevcut.

Ve erkek ve bayan giyiminde kullanılacak renkler; beyazlatılmış pudra renkleri, griler ve beyazlar, toprak ve çöl renkleri, ahşap sarısı, solgun yeşiller, lavantaya karıştırılmış maviler, mor, zeytin yeşili, turuncu, amber rengi, petrol yeşili, çamur rengi genelde safari modellerinde kullanılıyor. 2009 yazında solgun tonlar moda olacak, parlaklığını biraz yitirmiş rafine tonlar hakim…

Aksesuarlara gelince; Lüks, küçük sanat eseri gibi çantalar çok konuşulacak. Bu yaz sezonunda şapka ve çantalar arasında uyum çok önemli. Stil ve tasarım açısından komik espirili aksesuarlar. Spor biçimler söz konusu olacak aynı zamanda da estetik ve şık görünümler mevcut. Eskiden çanta ayakkabı ile uyumluydu şimdi ise çanta elbise ile, kemerle, fularla uyumlu olacak. 70’lerin keskin şıklığı söz konusu. Ayakkabılarda rahat ve spor tarz, kesimlerde ve üretimde geleneksel malzemeler kullanılıyor. İşlemeli ve kabartmalı ayakkabılar bayan modellerinde fazlasıyla görülecek. Terlikler değil de artık kısa önü açık yaza uygun botlar ve ayakkabılar daha fazla kullanılacak. Vintaj tarzı çantalar, rahat- renkli spor kıyafetlere uygun Çingenelerden gelen gündelik, eksantirik, kişisel- şık çanta, ayakkabılar, takılar ve fularlar bu yaza damgasını vuruyor.

Artık sizi de bu yeni yılın yazına ait moda çılgınlığı ve alışveriş tutkusu bekliyor. 1-2 ay sonra mağazalarda yerini alacak olan kıyafet ve aksesuarlardan şimdiden haberiniz oldu, artık bu trendlere göre gardırobunuzu yenileme vakti geldi.

Herkse mutlu, sevgi ve moda dolu bir yıl dileği ile !...




19 Kasım 2008 Çarşamba

COLOR SURFACE


2009 – 2010 COTTON USA SONBAHAR KIŞ TRENDLERİ

1. OFF KİLTER : Burası çılgın bilim adamının Haiti rüyaları ve palyaço düşlerinin oluşturduğu doğa üstü imajların ülkesi. Rahatsız edici, parlak ışıltılar karartılmış, dehşet uçurumlarının karşısında ürperiyor. Karanlık muzipliğin gösterisine korkunç oyuncak bebekler, savana ve New Oreleans kara büyüsüne bürünmüş bir şekilde, Venedik karnavalında salınarak dolaşıyor. Hiçbirşey göründüğü gibi değil. Her şey biraz uyumsuz.
Gömlekliklerde kömür rengi, silinmeye yüz tutmuş çizgiler, kadife üstüne flok. Denimde asfalt finişler. Çocuksu tatlı renkler, erkek giysi kumaşlarında koyu renkler, arka yüzünde metalik iplik kullanılmış 2 yüzlü kumaşlar. Kendinden desenli jakarlı kumaşlar.

2. ENRİCHMENT : Önceliklerimizi tekrar değerlendirirken tercihlerimiz ve tutumumuz, pasif tüketimden sürekli kendini geliştirmeye dönmekte. Motivasyon, hayatımızı ve çevremizi geliştirme arzusunda yatmaktadır. Akıllı alışveriş yapmaktan varoş olanlara ev inşa etmeye kadar pek çok alanda kendini geliştirerek dünyamızı da iyileştiriyoruz. Kim olduğumuzu değiştirerek statümüzü değiştiriyoruz. Kendimizden başlayarak küçük birer kahramanlar haline geliyoruz. Toprak okyanus ve gelişme kavramlarını telkin edercesine güneşte pişmiş kil tonlarının koyu mavi doğal buğday rengiyle karışımı. Bereket ve sağlık içinde turkuaz ve zengin yeşiller…

Akordeon dokularla kabarık çizgiler, yanar döner finişler, zengin ve süetimsi tuşede dokular. Kadın giysilerinde hacimli kumaşlar. Yün benzeri görünüm elde etmek için melanj iplikler kullanılıyor. Alt giyimde çizgi efektleri, 2 katlı örme jakarlar, gömlek yakalarında geçişli çizgiler, temiz düz indigodinimler.

3. RESPONSE : Bilimin farklı dalları ortak bir toplardamarda birleşerek, ortak hedefler için çalışmaya başladı. Başlangıcımıza bakarak gelecekteki ahengi görüyoruz. Mineral ve taşların soğuk tonları, sıcak güneş turuncularının yanında daha doğal bir zemin oluşturuyor. Yakıcı pembe yüksek sesle sert yanıt veriyor. Çevrelerine uyabilen bukalemun kumaşlar kabarık çizgili efektlerle vurgulanmış süpremler, deri değişimini taklit eden şeffaf örgüler, çok temiz doğal renkler doğal kahve tonları gömleklik ince kumaşlarda düzensiz boyamalar, kumaşlarda optik efektler örme kumaşlarda katlı iplikler. File görünümlü iki katlı ipliklerle yapılan kazaklar kadifelerde imitasyon baskılar.

4. PROPRİETY : Teknik olarak dünyamız sürekli bir değişim içinde olmasına rağmen kalplerde hiçbir şey yeni değil. Biz atalarımızın başından geçen kişisel meselelerle karşı karşıyayız. Bu şartlara verdiğimiz tepkiler aldığımız kararlar fark yaratıyor. Burada sıcak ahşap paletindeki serin sükuneti buluyoruz. Nezaket ve edepteki zerafet, inciler, altın ve koyu kırmızı ile elde edilmiş. Geçmişe bakıp daha tutucu hareket ediyoruz. Dış giyimde koyulaştırılmış renklerde küçük ölçek, viktoria dönemi desenler. Klasikler, balık sırtı ve fitilli kadife görünümünde buluşuyor. Yanar döner görünümlü ağır şambreller erkek giyiminde klasik örgü kumaşlar. Renkler çok geleneksel. Sonbahar renk paleti. Ev tekstil kumaşlarında kadife ve büyük desenler. Kadın giyiminde daha kaliteli ipek ve pamuk karışımı kumaşlar. Gömleklik kumaşlarda denimden çizgiler. İpliği boyalı kumaşlar.

5. NATIVE : Köklerimizi tanıma arzusundan yola çıkarak biz kimiz sorusunun yanıtlarını geçmişte kim olduğumuza bakarak arıyoruz. Komşularımızdaki kültürel farklılıkları çok uzaklarda veya uzun zaman öncesinde gelen kültürel tecrübeler olarak görüyor ve kucaklıyoruz. Yerli Amerikan kültürü sanat ve moda dünyalarında tutunmuş ve desteklenmekte. Koyu renklerin hakim olduğu palette geçmişe ait resimleriyle, modern sanat şekilleri arasında köprü kuran cesur ana renkler. Duman bulutlarıyla işlenmiş ağır kumaşlar. Kış kalınlığında krepler. Çok renkli ipliklerle elde edilen benekli görünümler. Çok sofistike kumaşlar. Örme giyimde parlaklık batik boyama baskılar. Pamukla birlikte kullanılan elyaflar. Klasik balık sırtı dikişte kumaşa canlılık kazandırılıyor. Kumaş üzerinde farklı dokuma teknikleriyle kabartmalar. Örme kumaşlarda damask desenler. Kalın ve ince iplikler bir arada.

KAYNAK: HEDEF, SAYI. 178

31 Ekim 2008 Cuma

GALATA MODA AKARETLERDE


15-19 Ekim tarihleri arasında düzenlenen galata moda alışveriş festivali akaretlerde boy gösterdi. Evime yakın olduğu için neredeyse her gün oradaydım. Daha önce Galata meydan ve Alaçatı gibi farklı yerlerde gerçekleşen ‘’galata moda’’ etkinliği moda tasarımcıları derneğinde bulunan tasarımcılar tarafından, giysi ve aksesuar tasarımları olarak stantlarda sergileniyor. Ama bu sefer akaretlerdeki moda etkinliği, trafiğe açık bir alanda olduğu için ve kaldırımların başında bulunduğu için birbirinden çok kopuk stantlar olmuş. Standın içinde bir kıyafet denemeye kalktığınızda yoldan geçen otobüs ya da arabalar kapalı olan kabini inanılmaz derecede sarsıyor. Galata kulesinin altında yapılan bundan önceki alışveriş festivali daha uyumlu ve birbirine yakın stantlarda bulunuyordu tabi birde trafiğe kapalı alanda olması da çok büyük bir etkendi. Akaretlerin en büyük avantajı standların hemen karşısında ya da yanı başında bulunan ünlü markaların olmasıydı bana göre.
Standaları dolaştıktan sonra; Bottega Veneta, Chloe, Etro, Jimmy Choo, Lanum, Marni, Alberta Ferretti, Marc Jacobs, D- Squared, Berluti, Sergo Rossi, Corneliani, Paul Smith, Fred Perry gibi markaları da gezebilirdiniz.


Peki alışveriş festivalindeki tasarımcılar kimler di ?.. Arzu Kaprol, Bahar Korçan, Özlem Süer, Hatice Gökçe, İdil Tarzı, Ümit Ünal, Ezra- Tuba Çetin (etcetura), Mehtap Elaidir, Gamze Saraçoğlu, Simay Bülbül, Elif Cılızoğlu, Deniz Erdoğan, Aslı Güler. Aksesuarlarda; Cem Lokmanhekim, Bihter Aida Pekin, Deniz Yegin, Berna Canok Özay. Ayakkabılarda ise; Sertaç Delibaş, Bobbi Brown. Kozmetik, Dorphin.
Lounge 102 ise güzel müzikleriyle destek oldu.

Tasarımcılar galata moda için özel koleksiyon hazırlamıyorlar, çoğu daha önceki sezonlardan kalma parçaları %70 ya da %50 indirimle satıyor. Zaten galata modanın âmâcıda, insanlara uygun fiyatlarda özel olarak en fazla 5 ya da 10 parçadan oluşmuş olan ürünü görücüye çıkarıp satışa sunmak. Bundan benden nasibimi aldım ve her gittiğim gün kendime bir şeyler aldım. Benim tarzıma yakın bulduğum tasarımcı Ümit Ünal olduğu için onun koleksiyonundaki parçaları kendime daha yakın gördüm ve seçimimi ondan yana yaptım. Buradaki tasarımları sezon başı bu fiyatlara bulmanız imkânsız ve aynısından 5 taneden fazlasını bulmanız da imkânsız. O yüzden oraya kadar gitmişken alışveriş yapmanızı tavsiye ederdim.

4 Ekim 2008 Cumartesi

2009- 2010 SONBAHAR-KIŞ, TRİKO TRENDLERİ

SEZONU SÜRÜKLİYEN TEMALAR

1. Going back to my roots (Köklerime Geri Dönüş): İnsanların kendi kültürlerinin resmi hallerini spor giyim ile kombine eden, alışagelmişin dışında eşleştiren ve karıştıran görünümler. Doğa ve tekniğin karışımı söz konusu, zıtlıklarla oynanıyor. Farklı yüzeylerin karışımı, alpaka yumuşak ve hacimli efektler, baskılar detaylı zengin stilize, çiçek şeklinde şal desenler. Geometrik modellerle rahatsız edilen geleneksel ve süsleme tasarımlar. Giysiler üzerinde düz baskılar, mücevherlerden esinlenmiş. Uygulamalarda balkan esintileri örgü ve kumaşın bir kombinasyonu. Folklorik görünüm hakim. Klasik tasarımların, geometrik olanlarla kesildiğini görüyoruz. Daha ziyade Bulgaristan ve Asya’dan etnik görüntüler ve nakış. Tekstürelerin neredeyse rustik ancak teknik bir tuşenin de olduğunu söyliyebiliyoruz.

Bayan triko renkleri; Taban renklerde kahverengi ve beyazın, güçlü efekt olarak ise leylak, koyu mor ve sarının kullanımı söz konusu. Uygulama için çok renkli bir karışım söz konusu.

Erkek triko renkleri; Renk kombinasyonu, taze ve serin renkler ve yine erkekler için de güçlü renklerden bahsedebiliyoruz. Beyaz, mavi, yeşil ve siyah koyu kahverengi ve sarı.

2 . The time is new (Şimdi Zamanıdır): Stil sahibi, şehirli bir ruh hali, doğa ve malzemelerin ileri teknoloji bağlamında yeniden çalışılması. Performans sağlamak amacıyla, epeyce işlenmiş veya bir araya getirilmiş dar yapılar. Boyutlu yapı suyu iten, çabuk kuruyan kaliteler, streç ile doğal ve sportif ince hafif ağırlıkta. 3 boyutlu şeritler. renkte links. Bulanık etkiler elde etmek için, kısmen fırçalanmış yüzeyler. Doğal fenomen ve malzemelerin yüksek ileri teknoloji ile yeniden çalışılması. Çok temiz ve ince ipliklerin kullanımı söz konusu.

Bayan triko renkleri; fazlaca mavinin kullanıldığı şık bir renk kombinasyonu. Koyu maviden açık maviye. Pembemsi ve sarı renk tonları, kapsamlı bir dizi sofistike mat orta tonların uyumlu hale getirdiğini, görüyoruz.

Erkek triko renkleri; Işık vermek amacı ile, erkeklerde de mavi/gri tonların sarı ile kullanıldığını görüyoruz. Ayrıca pembe tonlar, siyah ve beyaz var. Nane tonu.

3. Keep on moving (Hareket Etmeye Devam Et): Genç, renkli ve sportif bir tema. Her zaman, hareket halinde ve oyunlar içeriyor. Güçlü renkler var. Oyun, dans ve spor da olduğu gibi, karıştırılmış görüntülerle ifade edilen dinamizm ve dönüşümler. Temel geometrik elementlerin kat kat oluşumların, gölgeleme ve renk bloklarının grafik kompozisyonu var. Angora, moher, kaşmir ve pamuklu karışımlar gibi biraz tüylü yüzeyleri olan yünün fazlaca kullanımı. Mat ve parlak baskılar, intersia modeller, farklı tipte ipliklerle yaratılan sertlikler. Hareket halinde geometrik şekiller, düzenli aşırı büyük detaylar, örgü dik ve enlemesine olabiliyor.

Bayan triko renkleri; sarı ve yeşil gri ile sarı tonlar, yeşil ve altın rengi, koyu mor dut rengi beyaz ve mavi.

Erkek triko renkleri; erkek giyiminde de renk dizisi güçlü. Koyu mor tonlar, mavi, yeşil, sarı ile birlikte gri.


4. A trip to the forest (Ormana Yolculuk): Parlak bir görüntü ile doğanın güzelliği, zenginliği ve gücü kutlanıyor bu temada. Sıcak ve kabarık tiplemeler içerisinde kış ortası atmosferi. Doğadan esinleniliyor bu temada ancak oldukça da göz kamaştırıcı. Keten ve ipek ile doğal karışımlar hacimli iplikler. Buradaki kıymet bize şetland dantel tül dikişleri, küçük saten payet tasarımlar ve yanar döner iplik nakışlar , yumuşak tuşe, sıaradan dikişler ve kabarık ipliklerin fazlalığı da dikkat çekiyor. Koyu ipliklerle muline birlikte kullanılmış. Bulanık baskılar, iri intersia, düzensiz baskı haute couture yapılar mevcut.

Bayan triko renkleri; koyu mor renk tonları ve doğal renkler kullanılıyor. Koyu kahverengi ve mavi. Portakal rengi ve yeşil, kahverengi pembe ve en önemlisi yanık portakal rengi.

Erkek triko renkleri; hem düşük hem de yüksek numaralarda melanj iplikler için doğal renk tonları kullanılmış. Çok doğal bir görüntü elde etmek için, ton sür ton açıklaştırılmış renkler için gri ve yeşil.

1 Temmuz 2008 Salı

2009/2010 SONBAHAR-KIŞ TRENDLERİ


Mayıs ayında katıldığım İTKİB eğitim seminerinde 2009-2010 Sonbahar- Kış Trendleri verildi. Oradaki temaları, kullanılacak aksesuarları, denim ve triko detaylarını aşağıda detaylı bir şekilde yazıyorum.

1. TEMA ; ANARTISTES (Artist+Anarşist)

Anarşist ve artist kelimelerinin karışımı. Oscar Wilde’dan, Colette’ten ilham alınıyor.Herşeyin sanal olduğu dünyada denge kurmak için entelektüel evren, yazı ve şiir önemli.Çağdaş desenler, cinsiyetsiz ama eğlenceli, biraz da bohem.Renkler, mürekkep renklerinden oluşuyor.Çin mürekkebi, tüy kalemle kullanılan mürekkepler, sepya, kömür, kahverengi,karanlık renkler.Daha şiirsel kadınsı olmak için pastel tonlar.

KADIN
· Bluz üstüne giyilen küçük yelekler.
· Koleksiyonlarda akıcılık.
· Mini ya da maksi çok uzun ceketler, blazerler.
· Takım elbisenin geri dönüşü ama daha sofistike.
· Blazerlerde üstte polyester-yün-kadife kullanılıyor.
· Üst üste giyilmiş blazerler.Uzunun altına kısa blazer.
· Düğmelerin yerine mıknatıslar ve tokalar var.
· Elbise ile mantonun birleşmesi.
· Küçük motif baskılı elbiseler fularlarla kullanılıyor.
· Uzun ceketlerin astarı elbisenin kumaşından yapılıyor.
· Önümüzdeki kış fularlar çok önemli olacak.
· Etek ve pantolonlar çok geniş ya da çok dar, Londra akımı kareli, çılgın…
· Gömleğe özel ilgi olacak, uzun-kısa, beyaz- yalancı beyaz.Kaligrafik desenli gömlekler…
· Gömlek yakaları çok geniş, kravat ve papyonla kullanılacak.
· Kadınsı bir görünüm için dantel çok önemli.

ERKEK
· Çok cool, cinsiyetsiz bir hava.
· Uzun blazerler, pötikare, çizgili blazerler.
· Kısa blazerler üstüne mantolar.
· Tişörtlerde kravat baskısı.
· Londralı dandyler… Kareli blazerler altına düz çizgili pantolonlar.
· Yakada broş ve ya çiçekler…
· Giysilerde kırmızı-gri kombini.
· İngiliz kolej öğrencisi havası ama eğlenceli.

DENİM KADIN
· Smokin denimler.
· 19.yy dandy ceketleri denim olarak uygulanıyor.
· Denimden modern yelekler
· Dizde kesilmiş lale denim pantolonlar
· Deri görünümlü çok likra kullanılmış parlak jeanler .
· Geniş yakalı bluzon yelekler ve rock’n roll havası.

DENİM ERKEK
· Jeanler yine deri havasında, paçalara doğru darlaşıyor, çok uzun beyaz gömlek ve uzun bol blazerlerle giyiliyor.
· Yine mürekkep renkleri, bordolar, kırmızılar.
· David Bowie’den esinlenen süper slim, çok dar jeanler.

2. TEMA; SORTILEGES (Sihir)

Metamorfoz, mutasyon, dönüşümler.Su ve ahşap etkisi.Doğaya dönüş.Kızıllık çok moda.Ateş renkleri…Çağdaş zamanın modern cadıları…Fantastik bir ambians, kadınlar bir dönüşüm yaşıyor.İlham kaynağı su dünyası ama deniz değil, orman içindeki göller ve oradaki fantastik canlılar.Kumaşlar bu etkilerle daha ipeksi…Renklerde perileri anlatan inci renkleri, sarı, pembe, eflatun…Petrol ve haki ile kızıl gamı…

KADIN
· Çok geniş ve büyük avcı balıkçı paltoları.
· Mumlu yünler, üzeri farklı madde ile kaplanmış ve su etkisi veriyor.
· Akıcılık önemli.
· Düğmesiz pelerin gibi flanel yünden ceketler sarıp sarmalıyor bedeni.
· Örmeler için ince örgüler, jarseler, organik pamuk.
· Yosun dokulu tunikler.
· Sudan çıkmış gibi üste yapışan elbiseler.
· Yakalar cömert ve açık, yakalarda şifon müslinden fırfırlar.
· Kürk suya atılıp çıkarılmış gibi.
· Örgü ve triko kazaklar, elbiseler, kabarık tüyler ve angoralar.
· Baskılarda ışıklı deniz ve su yüzeyi etkisi.
· Hayvan kamuflajı gibi desenler.

ERKEK
· Avcı balıkçı temalı palto kabanlar, kuzu kürklü yakalar.
· Paltolar da büyük cepler.
· Yağmurluk çok önemli.
· Binici pantolonları.
· Yünler kaplanmış gibi daha şık, balıkçı oversize hacimli paltolar.
· Örmelerde ekru, haki, petrol mavileri.
· Blazer ceketin üstüne hırkalar giyiliyor.
· Ahşap- deri düğmeler, hiç metal yok.
· Kazaklarda kamuflaj etkisi.
· Örmelerde yusufçuk, farklı böcek baskıları.
· Örmelerde kamyoncu yakası.

DENİM KADIN
· Su denimi, gece mavisi, balıkçılardan etkilenmiş parkalar.
· Sanki suya bastırılmış denim jeanler.
· Şalvar biçimi petrol mavisi pantolonlar.
· Tye-denim.Renk değişimi en altta ve ya en üstte olmalı.
· Pantolonların ağları çok düşük ve paçalar bilekten kıvrılıyor.

DENİM ERKEK
· Trençkotlarda su havası veren denimler.
· Heryeri çamaşır suyuna batırılmış havasında pantolon ve ceketler.
· Pantolon ağları çok düşük.
· Çok pilili şalvarımsı kotlar.

3. TEMA; SOUTHERN SOUL (Güneyli ruhu)

Gezginlerin tozları, zaman içinde yolculuk,Amerikan çölleri, caz kültürü, yenidünyalar, western ruhu, korseler, uçarılık, çok feminen çizgiler.Endüstri öncesi topluma geri dönüş, hammaddelerin kullanılması.Daha kırsal bir görünüm, bitişlerde saten ve rugan…Tozlu renkler.

KADIN
· Salopetler altın arayıcılarından esinleniyor.
· Tunik elbiselere küçük fırfırlar ekleniyor.
· Pantolonlarda düşük ağ, paçalar baldırlarda bitiyor.
· Bluzlar jarseden, küçük düğmeli, küçük yakalı.
· Korse gibi bele oturan gömlekler.
· Pantolonlar erkeksi üstler feminen .
· Örmeler, trikolar, kareli bluzlar.
· Diz altına uzanan hırkalar belden kemerli.
· Bitkisel iplikler gözde, doğal maddeler birlikte kullanılıyor.
· Bluz elbise ve tunikler çok moda.
· Mendil karesi desenlituniklerde kullanılıyor.
· Kırsal kesimden etkilenen çiftçi, havası.
· Salopetler çok yüksek belli ve gabardin kumaştan.
· Güpürlü, dantelli bluzlar.

ERKEK
· Modern bağımsızlık savaşının izleri.
· Pamuktan çok cepli denim blazerler.
· Kareli western gömlekler, boyunda fular, belde kemer yerine eşarp.
· Blazerle bluzon arası ceketler.
· Gömlekler, kasket çok moda.
· Motoculardan esinlenen deri montlar.
· Eskitilmiş deriden büyük cepli pantolonlar.
· Hırkalar dede hırkası gibi.
· Örmelerde baklava ve düz desenler karıştırılıyor.
· Pamuk gömlekler bu kalın trikolarla giyilebiliyor.

DENİM KADIN
· Uzun ve ya kısa çok düğmeli denim ceketler.
· Etekler geniş ve ucuna İngiliz danteli konabilir.
· Blue-black denimler moda.
· Eskitilmiş, çok yıpranmış jeanlerin geri dönüşü.
· Kış olmasına rağmen bermudaların hakimiyeti.
· Viskozlarla hazırlanmış şık denimler.

DENİM ERKEK
· Botlarda denimden yapılıyor.
· Jeanler bej renginde olabiliyor ve trikolarla kullanılıyor.
· Grunge kıyafetler üst üste giyiliyor.
· Pantolonlar bol ama jean ceketler üste oturuyor.

4. TEMA; WORLD ARK (Şehir göçmenleri)

Modern şehir hayatında forklor havası.İlkellikle birleşen teknoloji.Lüks ve forklor etkileri.Daha gençlere yönelik bir tema ve canlı renklerden oluşuyor.Şarkıcı Björk’ten ilham alınıyor.Renk gamında canlı sarılar, kırmızı, mor ve daha nötr renkler.Teknove spor kıyafetler geri geliyor.Haute Couture-Jackie Onassis havası.

KADIN
· Trençkotlar, truvakar kollar.
· Yünden mantolar, modern hacimler.
· Çok metal kullanılmıyor, düğme yerine mıknatıs kullanılıyor.
· Şişme montlar, yüksek bel kemerler, maksi yakalar.
· Tişört elbiseler, yarasa kollu yağmurluk içine kısa elbise ile seksi bir hava.
· Ayakta renkli tozluklar, yalancı kürkler.
· Jakar trikolar.Hacimler modernize edilmiş.
· Oversize mantoların altına jean giyiliyor.
· Tunikler ve elbiselerde etnik hava.
· Mantoların bir omzuna nakışlar yapılabilir.
· Eteklerde emprimeler, kurdeleler (halı-kilim desenleri gibi)
· Grafik etkiler, sokak sanatından ilham.
· Trikolar oversize.

ERKEK
· Kuzey forkloru ilhamı.
· Mantolarda patc-work.
· Yeni deriler.
· Parkalar montlar renkli ya da detayları renkli olabilir.
· Vintage renkler.
· Çok büyük kapşonlar.
· Şalvar stili pantolonlar.
· Slikondan fermuarlar.
· Kürklü mantolar içine yelekler.

DENİM KADIN

· Motorcu kayakçı havasında jeanler.
· Anatomik denim ceketler.
· 80’lerin yüksek belli jeanleri.
· Denimde mermer efekti, ağartılmış gibi.

DENİM ERKEK
· Erkeklerde de renkli pantolonlar.
· Mont ve ceketlerde renkli.
· Pantolonlarda pililer.
· Mumlanmış etkisi olan pantolonlar.
· Parlak viskoz kullanılan denimler.
· Geniş ve düşük ağlı jeanler...

Kaynak; HEDEF Sayı:174

16 Mayıs 2008 Cuma

HABERLER (Sergi, seminer, fuar, defile etkinlikleri )


Size ocak ayına kadar sürecek olan, kültür - sanat etkinliklerini not alabildiğim kadarıyla listesini yapıyorum. Eklemek isteyen varsa, lütfen ekleyebilir.

1. 16 Mayıs -17 Ağustos 2008 ‘ Farklı Kültürlerde güzeli arayın’ Türk İslam Eserleri Müzesi, 5 il ve 7 farklı müzeden getirilen 700 eserin yer aldığı sergiye ev sahipliği yapacak.

2. 22 Mayıs 08 tarihinde, 2009 -2010 sonbahar- kış trendleri ile ilgili seminer İTKİB’ de gerçekleştirilecek.

3. 22 Mayıs- 25 Mayıs 08 tarihine kadar gerçekleştirilecek olan Ev Tekstili fuarı ise CNR’ da gerçekleştirilecek.

4. 28 Mayıs ila 01 Haziran 2008 tarihleri arasında, moda tasarımcıları derneğinin düzenlemiş olduğu, galata moda’ya ait tasarım stantları sabah 10:00 akşam 20:00 saatleri arası açık olacak.

5. 12 Haziran 2008 İTKİB Genç Moda Tasarımcıları Yarışmacılarının final defilesi olacak.

6. 28- 30 Ağustos 2008 CNR Expo’ da düzenlenilecek olan IF 12. Uluslararası İstanbul Moda fuarı tüm moda severlerin kapısına açık olacak.

7. 19 Eylül 2008 ila 19 Ocak 2009 Sabancı Üniversitesi, Sakıp Sabancı Müzesi, İspanyol ressam Salvador DALİ’ nin yağlı boya tablolarına ev sahipliği yapacak.

2 Nisan 2008 Çarşamba

LAGERFELD VE SIRLARI


Fransız Rodolphe Marconi’ nin yönettiği ve Nicole Kidman ile Monaco Prenses’i Caroline’in de katkıda bulunduğu, 20 yy. moda dünyasının dev isimlerinden biri olan Karl Lagerfeld ile ilgili çektiği bu belgesel tarzındaki filmi modayla ilgilenen, bu sektörde çalışan veya kendine bir yer edinmek isteyen herkesin izlemesi gerekiyordu, gerekiyordu diyorum çünkü artık hiçbir yerde oynamıyor maalesef.

Sanırım fazla rağbet görmedi ki, vizyona girdiği ilk hafta bile, belli seanslarda verildi, sonra hafta sonuna kaydırıldı. Daha sonra ise sadece G-mall Maçka Cinebonus da 16:30 seansında gösterildi. Ben izlemeye gittiğimde sinemada sadece 3 kişi vardı.

Moda tutkunu birisi olarak ve yıllarca birçok ünlü moda evinin yanı sıra kendi markasını da başarıyla devam ettirip, Chanel’ in takdir ettiğim baş tasarımcısı olarak gördüğüm Karl Lagerfeld tüm özel hayatını ve yaşamını film de açık yüreklilikle paylaşmış.


“Gözlüklerin arkasında saklı insan”dan büyülenen yönetmen Rodolphe Marconi, 10 yıldan uzun bir süredir Karl Lagerfeld hakkında bir belgesel yapmayı düşünür. Marconi 2004’teki ilk karşılaşmalarında Lagerfeld’i ikna etmeyi başarır ve çekimler ertesi gün başlar.
150 saatlik çekimlerin sonucunda, kelimenin tam anlamıyla ünlü modacı Karl Lagerfeld’in hayatını paylaşan Marconi, bir elbisenin hazırlaşını, söyleşileri, fotoğrafçılık ve resim çalışmalarını, sanat kitapları koleksiyonunu, Chanel’i, Fendi’yi, Lagerfeld Galeri’yi, dünyanın en güzel kızlarını, aktrislerini, dünyaca ünlü yıldızları yani kısaca yıldızın günlük hayatını bir yönetmen gözüyle gözler önüne seriyor.

Moda dünyasından tasarımcı, model, fotoğrafçı ya da aktörlerle görüşmekten keyif aldığını söyleyen Lagerfeld, çalışmadıkları zamanlarda ise bu tip insanlardan uzak durduklarını söyleyen, sadece gerçek sanatçı ve mimarlarla görüşen, ukala-mesafeli bir tavır takınan diğer meslektaşlarını anlamadığını da söylüyor.

1983 yılında Chanel moda eviyle yaptığı ilk işbirliği için "saygı artık satmıyordu, ben horlayan bir güzel satın aldım ve adeta ölüyü dirilttim" sözlerini kullanıyor.
Film de en etkilendiğim sahne, 2004 yılında CHANEL için hazırlamış olduğu o muhteşem koleksiyon. Genelde koleksiyon detaylarını ve modelleri rüyasında gördüğünü söylüyor Lagerfeld. Bu koleksiyonu da gece rüyasında görmüş ve sabaha hepsini detaylarına kadar çizmiş. Siyah mantolarla sahneye çıkan mankenler, beyaz daire şeklinde basamaklı merdivende sıralanırlar ve hepsi sahnede toplandıktan sonra beyaz-siyahın asilliği ile müziğin o en müthiş anında hepsi beraber mantolarının önünü açarlar. İçlerinde mantoların astarlarından kombin yapılmış ceket ve etekler, pantolonlar v.s. vardır. (Ama bu sahne görülmeye değer gerçekten.)

Lagerfeld çizim yaparken siyah ve kırmızıyı ağırlıkta kullanıyor, tasarımlarını renklendirirken ise, kara kalem üzerinde saten görüntüsünü veren en iyi şeyin tipeks olduğunu söylüyor. "Yağlıboya gibi durduğu için tipeksi seviyorum üstelik kurumasını beklemek zorunda da değilim, çünkü bunun için sabrım yok!" diyor. Ve mutlaka her çizimini çerçeveye alıyor, altına da imzasını atmayı unutmuyor.

Bence, Chanel’i ‘’Chanel’’ yapan yılların eskitemediği tasarımcı. Birde fotoğrafla ilgili bir hikâyesi var. Chanel’ in katalog çekimlerinde fotoğrafçıyla tartışmış defalarca yapılan çekimler sonucunda Lagerfeld çekilen hiçbir fotoğrafı beğenmemiş ve ardından fotoğrafçıda ‘’çok iyi biliyorsan sen yap’’ diye orada çekimleri bırakıp gitmiş. Karl Lagerfel da o günden beri tüm fotoğraf ve katalog çekimlerinin kendisinin yaptığını söylüyor.

Özel hayatındaki detaylarından bahsetmeye gelince, kendisi hiçbir dine mensup değil, ayrıca homoseksüel ve bunu da açık yüreklilikle paylaşıyor. Çocukken bir rahip annesine Lagerfeld için rahip olacak deyince annesi kesinlikle dinle ilgili hiçbir şeyden bahsetmeyip onu kiliseye bile götürmemiş. İlk cinsel deneyimi ise, 12 yaşında olmuş. Erkeklerden hoşlandığını annesine söyleyince annesi bunu gayet normal karşılamış. Çünkü üvey ablası da lezbiyenmiş, okulda öğretmenleriyle beraber olduğu için kaç kere okuldan atılmış. Ona göre hayatta kimse masum değil. İlk 12 yaşında bir karı-koca çiftin saldırısına uğramış. Annesiyle yine bunu paylaştığında annesi ona çok kırıtıyorsun o yüzden başına bu tür şeyler geliyor demiş.

Gözünden hiç çıkarmadığı siyah gözlükleri, üst üste taktığı gümüş yüzükleri, dik yakaları, takım elbiseleri ve ilginç topuklu ayakkabıları ile Karl Lagerfeld uzun bir yolcuğa çıkarken 10 yaşından beri yanından ayırmadığı küçük yastığını da yanında götürmeyi unutmuyor. Çocukken dadısı bu yastığı ona yapmış, üzerinde işlemeli lokomotif varmış, fakat şimdi eskidiği için artık yastığın üzerine başka bir şeyle kaplıyor fakat bu detayı da anlatmayı unutmuyor.

Kendini taşınabilir ve dönüştürülebilir olarak tanımlayan Lagerfeld, kendi kanatlarıyla uçmanın ancak köklerden koparak gerçekleşebileceğini söylüyor. Kimsenin hayatında kalıcı olmak gibi bir derdi olmayan ünlü modacı, hiçbir şeye bağlanmamak gerektiğini, bunun bir külfet olduğunu düşünüyor, Lagerfeld hayatta bir görünüp bir kaybolarak var olduğunu belirtiyor.

Ve en sevdiğim yönü ise şu oldu ki, yardımcılarına her hafta başı çikolata gönderip, her defile sonrası istedikleri ayakkabı, çanta veya kıyafeti almalarını söylüyormuş. O zaman herkes onunla çalışmak ister değimli?..


30 Mart 2008 Pazar

İSTANBUL FASHION LAB



13–15 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiş olan Fashion Lab etkinliği, Fatih Sultan Mehmet’in top dökümü yapılmak üzere hazırlattığı tarihi ‘’Tophane-i Amire Binasında’’ ev sahipliği yaptı. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bu mekânı, Moda Tasarımcıları Derneği’ni desteklemek amacıyla özel olarak tahsis etmiş. Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Devlet Bakanı Sn. Kürşat Tüzmen de, Türk moda tarihine yepyeni bir sayfa açacak olan İstanbul Fashion Lab projesini onaylayıp, destek vermiş. 3 gün süren, İstanbul Fashion Lab’de; tasarımcıların özgün defileleri 2009 Sonbahar/Kış sezonuna aitti. Aynı mekâna kurulmuş olan ‘designer’s showrooms’ alanı da; tasarımcıların gün boyu alıcılarla buluşacağı, koleksiyon siparişlerinin alınacağı özel bir buluşma mekânı oldu. İstanbul Fashion Lab Tasarımcılarının defile tarihleri ise şöyleydi;

13 MART 2008
14:30 Ümit Ünal, 17:30 Hatice Gökçe, 20:30 İdil Tarzi

14 MART 2008
17:30 Bahar Korçan, 20:30 Arzu Kaprol

15 MART 2008
17:30 Esra- Tuba Çetin, 20:30 Özlem Süer

Yılda iki defa düzenlenecek olan “İstanbul Fashion Lab”, 2010 yılında Avrupa’nın Kültür Başkenti seçilen İstanbul’u, Dünya Moda Takvimi’nde alternatif bir buluşma noktası haline getirmek ve Türk moda sektöründe tasarım markalarını profesyonel alıcı gruplarıyla buluşturmak.
Ben bunların arasında sadece Özlem Süer’e gitme fırsatını buldum. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde yüksek lisans yaptığım için, orada tanışma şansımız olmuştu. Özlem Süer, Mimar Sinan Güzel Sanatlar' da Yrd. Doç ve Tekstil bölümünde birçok derse giriyor. Gerçekten çok başarılı bulduğum modacılardan sadece bir tanesi.

Moda tasarımcıları derneği üyelerinden olan diğer modacılarımızın da gerçekten defileleri görülmeye değerdi. Onları http://www.modaturkiye.com/ dan takip ettim. Oradan size ayıklayıp birkaç tane jpg formatlı resimleri birleştirip ekte yayınladım. Geri kalanını sizde benim gibi ayrıntılı görmek için siteden girip takip edebilirsiniz.

WOOLMARK VE İTKİB SEMİNERİ İLE İLGİLİ NOTLAR


Mart ayını çok seviyorum. Kış sezonunun bitimden sonra, tüm seminer ve eğitimler bu ay içerisinde oluyor, aynı zamanda mağazalarda yaz mevsimini karşılayıp artık koleksiyonlarını ve defilelerini bu ay içerisinde sergilemiş oluyorlar. Sanat dolu bir ay geçirdim. Şimdi nerden başlasam bilemiyorum, yazacak o kadar çok şey varki?...
Eğitim ve seminerler, fashion lab defilesi ve sinemalarda bir ilk Karl Lagerfeld sırları ve dolu dolu tiyatro-opera…
Ayın başından başlıyalım. 5 Mart Woolmark semineri 2009 yaz’a ait sunumu yapılan seminerde 4 tema işlendi, 1) Delicate Vagaries 2) Metallim Alchemies 3)Techno Rainbow 4) Vision of Nature

1) Delicate Vagaries; Bayanı, ajurlu ve jakar desenli trikolardan oluşup, renkleri ise, mor, lila, bej, kemik, yeşil gibi renkler bu temada kendini gösteriyor. Erkeğinde, düşük yakalı ve V yaka trikolar ağırlıkta olup, renkleri, açık tonlardan oluşuyor. Açık mavi, açık yeşil, sütlü kahve, bej, mat gri, petrol v.b gibi..

2) Metallim Alchemies; Bayanı, çizgili, daire ve geometrik desenlerden oluşan trikolar olup, metalik renkleri burada fazlasıyla görebiliyoruz. Simli iplikler hem desenlerin geçişinde hem de çizgilerde kullanılmış. Onun dışında, fıstık yeşili, siyah ve petrol renkleri de mevcut. Erkeğinde de, geometrik desenler fazlasıyla ağırlıkta olup, bayanıyla bütün oluşturan metalik gri tonları, yeşilin göze çarpan uçuk tonlarını burada hissedebiliyoruz.

3) Techno Rainbow; Bayanında, çiçek desenli trikolarla, fırfır, büzgü ve pililerden oluşan hırka, kazak ve elbiseler yer alıyor. Renkler, mor-lila, degrade geçişler, baskı çeşitleri. Erkeğinde renkler çok canlı, sarı, pembe, yeşil, petrol, mavi olup, flok baskılar ve batik tarzı geçişler yer alıyor.

4) Vision of Nature; Bayanı, triko elbiseleriyle göze çarpıyor. Hırka, kazaklarda değişik aksesuar esprileri ve kumaş detayları kullanılmış. Renkleri ise, gül kurusu, pembe tonları, turkuaz, doğa renkleri. Erkeğinde ise, seramik ve çini desenlerinden ilham alınmış. Süveter ve hırkalar, ceketvari kapşonlu mont görünümlü çift taraflı hırkalar, aynı zamanda, degrade geçişler yine bu temada var. Renklerde alabildiğine canlı yaz renkleri.
2009 yaz temalarının sunumlarının dışında, ilginç trikodan yapılmış aksesuarlar da dikkatimizi çekti. Dikişsiz triko elbiseler, dikişsiz şapka, çok amaçlı farklı boylardan oluşan çantalar, atkı, bere, eldiven tozluk çeşitleri, pantolon askıları, panço, şal, kemer, kravat, papyon, pareo gibi ürünler stoll makinalarında yapılmış.
Bu gösterilerin ardından trikodaki ipliklere göre yıkama talimatlarının uygulanışı anlatılıp, farklı ipliklerin kullanımından örülmüş trikoların görüntüleri ilginçti. Yıkanan ve yıkanmayan ipliklerdeki keçe görünümü ve yıkanınca renk değiştiren degrade görünüşlü iplikler incelenmeye değerdi.

Gelelim 11 Mart İTKİB seminerine, Promostyl (2009 Yaz Trendleri) burada da 4 tema işlenmiş.
1) Utopia (Ütopya); Sanal ile gerçek arasındaki sınırda en doğal yoldan birleşme olasılığı. Renkler, belirsiz ve gizliliğin dumanlı tonlarda yansıması. Su ve hava, geçici, ışıltılı buğulu tonlar… petrol mavisinin izleri. Kadın, erkek ceketi ile combine t-shirtvari elbiselerin geleceğin izlerini taşıyan dikimlerde kıvrımlı ve hareketli kesimleri hakim. Erkek, daha kullanışlı, ergonomik kesimlerin hakim olduğu ‘’ eco yüksek teknoloji’’ ile üretilmiş modeller.
2) Euphoria (Keyif); Etnik ile kentsel arasındaki sınırda yeni bütünsel cazibe. Renkler; coşkulu, yaza uygun rengarenk, ışıltılı ve enerjik, pastel dokunuşları olan renk cümbüşüne sahip. Kadın, ‘’ kolay yaşam’’ teması sayesinde yumuşayan hacimlerin tek renk kullanımı ile sadeleşmiş hali hakim. Süveter elbiseler, yarasa kollar terzi elinden çıkma görüntü, dozunda ayarlanmış aksesuar kullanımı mevcut. Erkek, rengarenk, buruşmaz spor giyim ve takım elbise yelpazesi mevcut. Sofistike kesimler, ince dikimler.
3) Academic (Akademik); Klasisizm ve Avant-Garde arasındaki sınırdaki çağdaş mükemmellik. Renkler, ‘’club’’ esintili klasik renkler. Opak renkler ile pastel tonların birleşiminin parlak mor ve mavi ile karışımını barındırıyor. Kadın, antik yunan ile 80’lerin Japon tasarımcılarının yapı bozucu hacimlerinin bir araya gelmesi. Geniş yazlık montlar ve paçaları kıvrık pantolonlar. Erkek, minimalist düz çizgilerle bezeli ince, dar klasik kesimler ve spor giyimin birbiri ile uyumlu renkleri hakim.
4) Spectacle (gösteri); İyi ve kötü beğeni arasındaki sınırda kışkırtıcı ve tutkulu. Çok iddialı. Renkler, çok renkli vintage tarza sıcak, içten sarı ve pas rengi tonlar, gül kurusu ve kırmızı renkler eşlik ediyor, bunlara ek olarak retro mavi ve yeşilleri de içinde barındırıyor. Kadın, ‘’ kitsch olan da kadınsı olabilir’’ düşüncesinden hareketle yüksek bel kesimleri, uçuşan pantolonlar ve ‘’oyun kartı’’ motiflerinin hakim olduğu üstler. Dozunda ayarlanmış aksesuar kullanımı mevcut. Erkek, kent yaşamından sörfçü tarzının hakim olduğu sportif görüntüyü ortaya çıkartan desenler ve kesimler, mendiller ve 50’lerin jean pantolonları… ‘’ show-off’’ ruhuyla yaratılmış aksesuarlarda tamamlayıcı.


Bunların hepsini bir arada hiçbir yerde bulamazsınız değerini bilin ve paylaşmasını bilin. :)

25 Şubat 2008 Pazartesi

MODA TASARIMCILARI DERNEĞİ


Türkiye’ de moda tasarımcılığı adı altında farklı kurumlar var. Fakat, başkanlığının Bahar Korçan’ nın yürüttüğü, Moda Tasarımcıları derneği çok profesyonel modacıların birlik olup yürüttüğü ve gençlere de öncülük ettiği bir kurum. Kurucuları; Bahar Korçan, Arzu Kaprol, Ümit Ünal, İdil Tarzı, Özlem Süer, Hatice Gökçe, Hakan Yıldırım ve Ezra & Tuba Çetin.
Vizyonları; Türkiye de moda tasarım sektörünün, dünya moda akımlarının oluşumunda belirleyici bir ‘’ ekol ‘’ haline gelmesini sağlamak.
Misyonları; İstanbul odaklı Türkiye’yi dünyanın ‘’ Moda Tasarım Havzası’’ yapmak; Kenti bizzat tasarım nesnesi olarak ele alıp, İstanbul’ un kültürel katmanlarını tasarımla buluşturmak. Tasarımın katma değer yaratan rolünü, çok yönlü medya iletişimiyle kamuoyu gündemine taşımak. ‘’ Yaratıcı marka’’ olmak isteyen ‘’Sanayi’’ ile ‘’ Özgün- Yenilikçi’’ olmak isteyen tasarımcıyı buluşturmak. Türk moda tasarım sektörünün mesleki tanım ve standartlarını oluşturmak ve etik değerlerini belirlemek. Türk moda tarihinin ve moda tasarımcılarının arşivini oluşturmak. Moda tasarımcıları ve ilgili disiplinler arasında iletişim ve işbirlikleri geliştirerek Türk moda sektörünün gelişimine katkıda bulunmak…

Neden moda tasarımcıları derneği diye sorarsanız?
Ülkede moda tasarımı konusunda talep artışının olması ve sektörün henüz oluşmamış olması, tasarım pazarının oluşmamış olması, ayrıca standart ve etik değerlerin belirlenmemiş olması.
Buluşma platformu eksikliği, tasarımı ticari değere dönüştürecek kanal eksikliği, sektörel hafıza eksikliği, tasarım yönetimi yapılamamakta ve en önemlisi kavramsal kargaşa.
Moda tasarımcıları derneği üyelerine neler sağlıyor?
Yurt dışı fuarlara katılma imkanı, yurt içi fuarlarda stant desteği, firma tasarımcı eşleştirmeleri, moda etkinliklerinde ürün sergileme imkanı, ulusal ve uluslar arası basın iletişim desteği, iç piyasada metrekare sağlama desteği, projelerde yer alma imkanı.
Moda tasarımcıları derneğine kimler başvurabilir?
4 kategoriden oluşan kişiler moda tasarımcıları derneğine başvurabiliyor.

1) Moda tasarımcıları; en az 10 senedir moda tasarımcılığı yapan, yurtiçi-yurtdışı fuarlara katılmış, en az bir defile, sergi, gösteri düzenlemiş yada koleksiyonu hazırlamış, kendi şirketini kurmuş, markasını yaratmış, istihdam sağlayan ya da firmalara koleksiyon hazırlayan yada firmalara tasarım danışmanlığı yapan kişilerdir.
2) Genç moda tasarımcıları; 0-10 sene arası moda tasarımcılığı yapan ve moda tasarımcıları kategorisi kriterlerinden en az birini yerine getirmiş kişilerdir.
3) Destekçiler; Sektöre ve derneğe katkı sağlayan kişi ve kurumlar.
4) Gönüllüler, üniversite ve eğitim kurumların öğrencileri ve yeni mezun gençlerin oluşturduğu grup. Dernek proje ve organizasyonlarına destek verecek kişilerdir.
Ayrıca gönüllü üyeler, tasarımcılar ile tanışma fırsatı ediniyor ve staj programından yaralanıyor.
Bence, modaya gönül veren tüm tasarımcı arkadaşların burada buluşması vizyonları açısından çok önemli. İnovatif fikirler üretip, tekstil ve moda sektöründe yer almak istiyorsanız bu ve benzeri derneklerde yer almanız gerekli diye düşünüyorum.

17 Şubat 2008 Pazar

ÖNCE MÜŞTERİ (CRM)



Müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) firmanın büyüklüğüne ve içinde bulunduğu sektöre
bakılmaksızın tüm firmaların şu ya da bu şekilde uygulamaya çalıştığı bir model. Bir firma için temel amaç para kazanmak ve bu geliri sürekli hale getirebilmek.
Sürekli gelir ise ya sürekli yeni müşteriler elde etmekten ya da mevcut müşterileri elde tutmaktan geçiyor. İşte CRM bu noktada çok önemli.

Müşteri ilişkileri yönetimi ya da çok popüler kısaltması ile CRM, son birkaç yılda, her ölçekten şirketin stratejik ajandasında yer alan bir yatırım. Üzerine binlerce rapor yazılan, milyonlarca dolar yatırım yapılan ve hala gelişmeyi sürdüren bu alan acaba iş dünyası için neler vaat ediyor?
Öncellikle CRM pazarının son yıllarda nasıl bir gelişme sürecinde olduğuna bakıldığında karşımıza iş dünyasının yaşadığı büyük değişim çıkıyor. Dünyada, hemen hemen tüm pazarlarda rekabetin arttığı, ürünlerin pazara girme sürelerinin kısaldığı ve marjların düştüğü bir ortamda müşteriye daha etkin ulaşmak, müşterinin isteklerini anlayarak ürün ve hizmetleri bu yönde şekillendirmek de büyük önem taşıyor.
CRM’ in C’ si yani müşteri (customer) kavramının son yıllarda yaşadığı değişim gerçekten inanılmaz boyutlara ulaştı. Bu yeni döneme gelinmesinde birkaç temel nokta büyük rol oynadı.

. Ürün ve hizmet çeşitliliğinin inanılmaz biçimde artması ve müşterilerin tercih olasılıklarının çoğalması.

. Bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin kullanan müşterilerin, bilgiye, rakibe ve eşdeğer ürünlere çok kolay erişebilir bir hale gelmesi

. Teknolojik yapılar, ürün ve hizmetlerin pazarlanmasından dağıtım kanalına dek iş süreçlerini değiştirdi ve müşterilere çok farklı kanallardan erişim sağladı. Bu aşamada müşteriyi elde tutmanın yolları da farklılaştırdı.

Müşteriyi elde tutmanın yolu

CRM bir kültürdür ve bu kültürün firmaya yerleşmesi zaman alır. Eskiden mahalle bakkalının uyguladığı sistem aslında müşteri ilişkileri yönetiminin temelini oluşturmaktadır. Mahalle bakkalı müşterilerini birebir tanır, onların hatırını sorar ve hatta ihtiyaçlarını tahmin ederek onlara hatırlatır. Böylelikle sadık müşteri portföyü oluştururdu. Bugün ise binlerce müşterisi ve yüzlerce çalışanı olan bir CRM kültürünün benimsemesi gerekiyor.
Yapılan birçok araştırma, müşteriyi elde tutmanın, yeni müşteri kazanmaktan çok daha karlı bir iş olduğunu ortaya koyuyor. Müşteriyi elde tutmak da, taleplerini tam anlamıyla karşılamak ve bunları kısa sürede kullanılabilir hale getirmekten geçiyor.
Müşteriye ihtiyaç ve arzularına göre farklı çözümler sunabilmek bu doğrultuda çok önemli.
Özellikle, 5 yılda bir müşterinin yaklaşık yarısını kaybeden şirketlerin buna acil bir çözüm bulması gerekiyor. Sonuç olarak CRM iş alanınız ne olursa olsun, müşteri ilişkileri ve müşteri ilişkileri yönetiminden geçiyor.

23 Aralık 2007 Pazar

TEKSTİL' DE SES GRUPLARI VE SEGMENTASYON


Tekstil sektöründe, özellikle moda da koleksiyon yaş segmentlerine ve ses gruplarına göre hazırlanır. Firmanın ne ürettiği yada marka olup olmaması önemli değildir.(dokuma, örme, denim, triko, aksesuar vs. fark etmez!.. ) Modacı kendi haritasını belirlemek ve pazarlamacının hedef kitlesini şekillendirmek için böyle bir yol izlemek zorundadır. Pazarlama departmanları da zamanlarının çoğunluğunu hedefledikleri kitlenin özelliklerini anlayarak onlara en uygun ürün ve hizmeti sunmaya adarlar. Bu konularda reklam kampanyaları düzenlerler, özel promosyonlar hazırlarlar, ürünlerinin paketlerini veya mağazalarını hedef kitlelerine göre şekillendirirler v.b.SES grupları pazarın segmentasyonunda başvurulan en temel tanımlardan bir tanesidir. Kısaca Sosyo Ekonomik Statü manasına gelmektedir. Hedef kitlelerin durum ve davranışlarının belirlenmesinde SES gruplarının etkisi büyüktür. SES grupları oluşturulurken sosyal hiyerarşi içerisinde kişiler yani tüketiciler değerlendirilir. Dolayısıyla, aynı SES grubundaki üyeler hemen hemen aynı statüye sahip olurken, diğer sınıfın üyeleri ya daha fazla ya da daha az statüye sahip olmaktadır. SES gruplarının oluşumunda genel olarak aşağıdaki kriterler üzerinden değerlendirme yapılır:

. Meslek
. Eğitim
. Gelir Seviyesi
. Gelirin kaynağı
. Yaşanılan evin tipi
. Yaşanılan çevrenin yapısı
. Sahip olunan mal, mülk (ev, yazlık, otomobil, elektronik eşya)

Mesela herhangi bir kişinin gelirinin iyi olması onun üst sınıfta yer alması için yetmemektedir. Bunun yanında iyi bir eğitim ve yaşanılan yerin de önemi vardır. SES grupları A, B, C1, C2, D ve E olmak üzere 6 ana gruba ayırılırlar. Tabiiki bu grupların sahip oldukları genel özellikler her ülkeye göre değişmektedir. Türkiyede'de SES gruplarını ortak bir tanıma kavuşturmak için çalışmalar belli bir süredir yapılmaktadır.Bu rapora göre örnek verecek olursak; A grubu bireyler: Genellikle yüksek kesim, B Grubundaki üyeler A grubundan biraz daha düşük, C1 VE C2 Grubu orta kesim, D ve E grubu olarak belirlenen grubun eğitim düzeyi ilkokul mezunu ve en düşük seviye.
Moda ve Tekstille bunun bağlantısı ise, tasarlıyacagınız ürün, kumaşından, aksesuarına kadar, kalıp ve dikim aşamasından hep bunlarla bağlantılı süreclerde çalışmaktadır ki, maliyeti ses gruplarını etkilemektedir. Dolayısıyla, sizin belirlediğiniz hedef kitleye göre, planlama ve üretim yapılır. Tabii belli bir firmaya bağlı çalışıyorsanız, oranın belirlediği hedef kitle ve segment odaklı çalışmak zorundasınız.
Segmentasyonda ise, yaş belirlenir. Yani yapacağınız tasarımlar, yaş segmentini oluşturacak düzeyde belirlenmek zorundadır ve yapılmalıdır.

BAŞARI HİKAYELERİ

Başarının bambu ağacı ile alakası ne?

Gerçekten doğru değil mi? Başarının bambu ağacı ile alakası ne olabilir ki; çinliler bambu ağacını şöyle yetiştirir:
''… Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. 1. yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı 2. yılda da toprağın dışına filiz vermez. 3. ve 4. yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla 5. yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet 5. yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve 6 hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.
Akla gelen ilk soru şudur;
Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı yokda 5 yıldamı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabı tabii ki 5 yıldır. Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi, ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?..
Başarının şartları her zaman çok basittir.
1. Bir süre için çalışın
2. Bir süre tahammül edin
3. Her zaman inanın ve hiçbir zaman geri dönmeyin.

KAVAKLA KABAK


Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş bir zamanlar… Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına salınarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve nerdeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş.
Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
'' Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç? ''
'' On yılda'' demiş kavak.
'' On yılda mı?'' diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak. ''
''Bak neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim! ''
'' Doğru'' demiş ağaç, '' Doğru''
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış.
Sormuş endişeyle kavağa?
- Neler oluyor bana ağaç?.
- ''Ölüyorsun'' demiş kavak.
- Niçin?
- '' Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.''

SAĞIR KAPLUMBAĞA

Kaplumbağalar kendi aralarında yarış yapmak istemişler, zor yokuşlu tepeyi kim çıkarsa ona çok büyük ödül verileceği duyurulmuş.
Ama bu tepe o kadar yüksekmiş ki, kimse oraya çıkmaya ve tırmanmaya cesaret edemiyormuş. Sırf ödülü kazanmak için, hile yapmak niyetiyle bu yarışmaya katılmak istemiş bazı kaplumbağalar, ama katılmaya cesaret edemeyenler ise, dedikodu yapıyormuş kendi aralarında.
‘’ Kimse o tepeyi çıkamaz, boşuna uğraşmayın diye !..’’
Kaplumbağalar yarış zamanı gelince başlamışlar tırmanmaya, aradan saatler geçmiş, tepe varılacak gibi değil, bazıları pes etmeye başlamış, bazıları ise devam ediyormuş ama arkalarından bir ses; ‘’ Boşuna uğraşmayın, çıkamazsınız o tepeyi !.. ‘’
Kaplumbağalarının bazıları da, bu sese ve dedikoduya yenik düşmüşler. Ve pes etmişler, içlerinden bir tanesi yoluna devam etmiş, hiç yılmadan ve pes etmeden tepeyi tırmanmış.
Aşağıya indiğinde, o tepeyi nasıl tırmandın diye sormuşlar kaplumbağaya, hiç yanıt vermemiş kaplumbağa. Çünkü sağırmış. Sizde bazı şeyleri duymazdan gelin ve pes etmeden yolunuza devam edin.

Bu hikayeler size çocuk masalı gibi gelebilir, ama ders çıkarılması gereken hikayeler bence. Hayatın gerçekleri olarak kabul ettiğim bu hikayeleri sizlerinde ders çıkarmasını umduğum için paylaşamak istedim.

RESSAM VE ÖĞRENCİSİ

Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış.Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş.
Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasına gitmiş.
Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış..Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış.
Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş:"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma."

Kaynak: Başarı hikayeleri

RENKLERİN DANSI


‘’ Sevgi ışıktır, ışık bilgi’’
Sloganımız buydu. İlk önce bale gösterisi ile başlamıştı, sonra çocukların ellerindeki renkli kurdeleler gökkuşağı gibi ışık ve sevginin çeşitli renklerini saçıyordu. Beyazlar içindeki çocuklar, masum görünüşlerine daha da çok masumiyet katıyordu. Ardından defile başlamıştı.
Midi boydan, uzun kloş boya doğru uzanan etek boyları, üzerindeki renkli boy orantılı ceketlerle kombin yaratıyordu. Büstiyer ve gömleklerin üzerindeki renkli pul işlemeler, transparan şort ve pantolonlarla bütün oluşturuyordu. Ceket ve eteklerdeki perspektif açı adeta dans ediyordu ve insana ‘’renklerin içinde, düşlerin içinde, olmak sessizce!..‘’ dedirtiyordu.
Şimdi merak ediyorsunuz değimli? Bu defile ne zaman, nerdeydi diye? Yıl, 1999, yer, Lütfi Kırdar Kongre Sarayı, Saat: 19 suları. Yıllar geçti ardından ama aynı heyecanı tekrar içimde hissediyorum. İşte moda ve tasarımcılık böyle bir şey, yıllar geçsede hiçbir zaman o heyecanınızı yitirmiyorsunuz?

AR-SE (Neslihan Yargıcı) Defile

1999 yılı AR-SE (Neslihan Yargıcı) yönetmeliğinde gitmiş olduğum 1 yıllık eğitim süreci, bana moda hayatımda farklı bir bakış açısı kazandırdı. Burada, çizim nasıl yapılır, model ve tasarım nasıl çıkarılır, renk varyantları ve koleksiyon hazırlama aşamaları gibi eğitimlerin sonunda ise, defile organizasyonuyla sonuçlanan bir gelişim süreci.
Meslek Lisesi çıkışlı olduğum için, kalıp çıkarma ve dikiş dikme gibi avantajlarımı burada fazlasıyla kulllanmıştım.
Şimdi düz lise mezunu olup, bu işe heves etmiş pek çok genç arkadaşımın tekstile bu tür kurslara katılarak başlamış olduğunu gözlemliyorum. Ama maalesef kurs yada okulu biridikten sonra çok hayal kırıklığına uğruyorlar. Tekstil çok fedakarlık istiyen bir meslek dalı, özellikle modacı ve tasarımcı olmak bu kadar kısa sürede olunabilecek, basit bir iş değil. Temel iyi olmadığı sürece, bilinçsiz yapılan bir uğraş haline dönüşüyor. Pek çok arkadaşım var, bu meslek dalına heves edinmiş ve uğraş veren. Ama ben neticede şunu anladım ki, çocukluğumdan beri bu mesleğin içinde olmama rağmen, hala bir şeyler öğrenme ve eksiklerimi tamamlama çabası veriyorum. Bu iş hiç göründüğü kadar basit değil.
Cemil İpekçi'nin bir röportajında okumuştum. Bu işe ilk başladığı zamanlarda, İstanbul'un ara sokaklarında bir atölyede stilist olarak çalışıyormuş. Ve burada fareler cirit atıyormuş. O kadar iğrenç bir ortammış ki, 15 yaşı altındaki ufak çocukları çalıştırıp, müşteri geldiğinde onları masa altlarına saklıyorlarmış. Bu tür yerler görmedim dersem yalan söylemiş olurum. Maalesef ki, küçük atölyelerde bu tür şeylerle karşılaşmak çok mümkün. Bir çok atölye ve firma, sigortasız eleman çalıştırıyor veya herhangi bir ücret vermeden, deyimsizsin diye insanların haklarını yiyorlar. Bu piyasaya yeni atılmış ve hevesli olan genç arkadaşalar da sadece biraz deneyim edinebilmek için bu tür şeylere göz yumuyorlar.Yada büyük hayallerin peşinde koştukları için, yerlerinde sayıklıyorlar.
Şimdi sormak lazım, hatalı olan burada, bu işe hevesli olan genç arkadaşlarmı, yoksa firmalar mı?...
Benim tavsiyem sadece, bu işe gerçekten emek verin ve sabırlı olun. ve en önemlisi mümkün ise, meslek lisesi bitirin ardından kurslara katılın ama idealleriniz yüksek olsun, mutlaka bu işin, yüksek okulunu okuyun. Moda, Tasarım, Tekstil yada GSF mezunu olun.
Ve hiç pes etmeden, yılmadan sürekli çalışın. (Hayalleriniz büyük olsun ama adımlarınız küçük.)

24 Kasım 2007 Cumartesi

MODA TASARIMCILIĞI


''Moda tasarımcısının iş kurma rehberi'' Bu kitabı okuduktan sonra bana çok şey kattığını ve hayatımı tamamen değiştirdiğini itiraf etmeliyim.

Kitap da yer alan tüm ünlü ve isim yapmış başarılı modacıların tavsiyeleri yer almakla beraber modaya yeni adım atmak istiyen veya adım atmış olan kişilere tavsiyelerde yer almakta.


Kitap'a başlarken, ilk paragrafında bir cümle beni çok etkilemişti. '' Bilgi güçtür ve en kötü haber bile, içinde bilgiler barındırdığı sürece motivasyonunuzu olumsuz etkilememelidir.''


Ünlü tasarımcı TOMMY HILFIGER moda tasarımcılığını şöyle tanımlamış.


'' Başarılı bir moda tasarımcısı addedilmek sadece harika giysiler yapmakatan çok öte birşeydir. Bir işletmeyi yürütmek demektir; buda çeşitli becerilerin bir arada bulunmasını gerektirir. İyi bir moda tasarımcısı olmak için yaratıcılık, iş yapma becerisi, sosyal beceriler, yönetim becerisi ve en önemlisi adanmışlık gerekir. Genç tasarımcılara verebileceğim en iyi tavsiye, öncellikle büyük hayaller kurmaları ve kendilrine inanmaları, ardından modaya kutsal bir bakış acısıyla yaklaşmalarıdır. İşe harika bir ürünle başlamalısınız, ayrıca o ürünü müşterinizi eline ulaştırmak için doğru araçalara sahip olmalısınız. Yani planlama, araştırma, ticaret noktalarında doğru adımlar atmak, çok iyi ilişkiler kurmak, çok iyi bir pazaralama planına sahip olmak ve tüm bunları dikkkatlice değerlendirmek, yönetmek gerekir.''


JOHN BARTLETT : '' Eğer kendi üretiminize başlamak istiyorsanız şu iki şeyden birini yapın...


Onların hatalarından ders çıkarmak için en az 4 yıl boyunca başka bir üretici için geceli gündüzlü çalışırdım... ya da ürün kategorisine odaklanırdım. Örneğin sadece t-shırt yada ayakkabı yapardım. Bütün enerjimi de mümkün olan en iyi ürünü ortaya çıkarmaya harcardım. Pek çok tasarımcı bütün bir koleksiyon çıkarmak ya da defile hazırlamakla uğraşırken yolunu kaybeder. Unutmayın, defileler ego tatmini içindir; ürünse hayatta kalmak için.''


DIANE VON FURSTENBERG : Önemli olan yaptığınız şeye inanmaktır. Büyük hayallerin peşinde koşun ama adımlarınızı küçük küçük atın.


DONNA KARAN : ''Hiçbir zaman aklınızdan çıkarmamanız gereken üç temel şey var: Sonuçta her şeyin müşteride-müşterinizde bittiğini bilin. Onun kim olduğuna karar vermeli ve ne istediğini de bilmelisiniz. Müşteri kitlenizin ne istediğini ve kim olduğunu bilerek hareket etmeniz; sizin güçlü, sürekli bir mesaj vermenizi sağlayacaktır. Sonra sırtınızı dayadığınız insanların sizden daha iyi olmasına dikkkat edin ve kendinizi onlarla aynı seviyede tutun. Son olarak, asla iyi haberlere kulak asmayın; çünkü bu kötü haberlere kulak asmanız anlamınada gelir. Sadece kendiniz olun. ''


CYNTHIA ROWLEY : ''Öncelikle kurallları öğrendikten sonra, şansınızı denemeli ve bir tasarımcı olarak cesaretle işe atılmalısınız. Fikriniz sizi başarıya götürsün ya da götürmesin, önemli değil. Önemli olan kararlı bir şekilde elinizi taşın altına koymak. Moda endüstrisi sürekli evrim geçiren bir sektördür ve başarılı olmanın yolu, bakış açınıza sadık kalmak ve dürüstlükten sapmamak şartıyla, değişimden ve adaptasyondan geçer.''


RICHARD TYLER : '' İnsanların neyi beğendiğini ve tam olarak neyi giyeceğini bilmek önemli bir ayrıcalıktır. Müşterinizi tanıdığınız zaman; ilginizi çeken ve sizi motive eden şeyleri tasarlamakla, giysilerinizi giyen kişi için tasarım yapmak arasındaki dengeyi size onlar gösterecektir.''


Ve son olarak, benimde modaya adım atarken aldığım en önemli ders ; soru sormak, bol bol araştırma yapmak ve yardım istemek, diye eklemek istiyorum.

Moda, tasarım, aksesuar, pazarlama, crm ve daha pek çok başarı hikayeleri gibi yazılarda buluşmak dileği ile !.. :)