
Güzel şeylerin olsun, ama bunların esiri olma. Bunlara sahip ol, ama onların sana sahip olmasına izin verme. Hayatının ana amacını çok daha önemli çabalara ayır. Örneğin en yüksek potansiyelini keşfetmek gibi, kendini başkalarına adamak ve kendinden çok daha yüce bir şey uğruna yaşamak gibi. Başarı güzel şey, ama oyunun asıl adı ‘’mana’’ dır.
Bizim kazanmamız için mutlaka birinin kaybetmesi gerektiği yolunda yanlış varsayıma sahibiz. Birinin sana elini uzatması için, önce sen o insanın yüreğine dokunmalısın.
Başarılı ve doyuma ulaşmış insanlar düşünmeye, plan yapmaya zaman ayırır. Hayatlarını uyanık yaşarlar. Çünkü her günün inanılmaz değerli bir armağan olduğunu bilirler. Buna inanmıyorsanız eve giderken hastaneye uğrayıp, kanser koğuşunda birileriyle konuş. Bir gün fazla yaşamak için neleri feda edeceklerini sor?
Çoğu insanın kalabalığı izlediği, kendi rüyasını yaşamak yerine herkesin yaptığını yapmaya çalıştığı bir dünyada yaşadığımıza inanmak zor. Bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık, ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olmaları ve hayallerini gerçekleştirememiş olmalarıdır. Çık arenaya, eleştirenleri unut, sana verilen günlerin armağanıyla özgürce büyük oyna. Hayat kısa, yıllar tıpkı sıcak kumsalda parmaklarının arasından akan kumlar gibi çabucak akıp gidiyor. İnsan kendilerini özel hissedip, parıldamak, yeteneklerini gün ışığına çıkarmak için yaratılmışlardır. Bunu gerçekleştirmek için fazla gecikmemek gerek. Hayatta bir tek başarısızlık vardır, o da denememektir. En büyük başarısızlık, en yüce oyununu oynamak istememektir, seni ürküten yerlere doğru yürümemektir.
Yaşamın vermediğiniz sevgiyle, kullanmadığınız güçle, hiçbir riske girmeyen bencilce bir sakınmayla ve acıdan kaçıp mutluluğu da kaçırarak harcandığına, yaşadığım her yıl giderek daha çok ikna oluyorum. Hayatta bir kez olsun dizginleri gevşetmekten kimseye zarar gelmez.
Uyudum rüyamda, hayatın sevinç olduğunu gördüm, sonra uyandım, hayatın görev olduğunu anladım.
Hayat şimdi yaşanır. Geçmiş zaman bir mezardır, geçmişin eseri olmayın, geleceğin mimari olun. Geçmişiniz çok iyiyse size ışık tutsun ama kötüyse bırakın onları mezarlarda yerlerini bulsun. Geçmişteki hatalarını büyümek, öğrenmek ve ders almak için kullan. Sürekli hayatı dikiz aynasına bakarak yaşayamayız, önümüze bakıp yol almalıyız.
Gelecekle ilgili plan yapıp, hedef ve ideallerimizi belirlemeliyiz. Programlı davranmak her zaman işe yarar. Yalnızca şimdiki zaman odaklanırsan, mutlu insan olursun. Çölde hayat olduğunu, gökte yıldızlar olduğunu, bizi sevenlerin olduğunu görürüz. Hayat da o zaman bizim için bir eğlenceye dönüşür ve koskoca festival olur. Hayatın sınavları, bilgelik toplamak için fırsattır, eğer istersek kendi otantik gücümüzün daha çoğunu hatırlamak için vesiledir. Ama unutmayalım, her hayatın içinde zaferler, güzel zamanlar da vardır. Zorluklar kalıcı değildir. Engeller de öyle. Hiçbir acı ebediyete kadar sürmez. Biz o acıyı yaşarken, sanki hiç geçmeyecekmiş gibi gelir, ama öyle değildir. Zor dönemler bizi yontar, daha iyi hale getirir. Eğer bu doğa kanunlarına dikkat etmeyi seçer, hayatımızı onlara derin bir saygı göstererek yaşarsak, otoyolda geçen zamanımız daha çok, yan yollarda, zorluklarla boğuşarak geçen zamanımız daha az olur. Böylelikle çekeceğimiz acı miktarını büyük ölçüde azaltabiliriz. Bu dünyaya tesadüfen gelmedik, hepimiz bir amaç uğruna geldik. O amaç da, büyüyüp dağ olmak, küçülüp kum tanesi olmak değil.
Hayallerinizi sevin, ideallerinizi sevin; yüreğiniz kıpırdatan müziği, zihninizi biçimlendiren güzelliği, en soylu düşünceleriniz sarmalayan güzelliği sevin, çünkü bunlardan tüm sevinç dolu koşullar, cennetsi ortamlar doğacaktır; eğer bunlara sadık kalırsanız, dünyanız sonunda mutlaka kurulacaktır.
Bizim kazanmamız için mutlaka birinin kaybetmesi gerektiği yolunda yanlış varsayıma sahibiz. Birinin sana elini uzatması için, önce sen o insanın yüreğine dokunmalısın.
Başarılı ve doyuma ulaşmış insanlar düşünmeye, plan yapmaya zaman ayırır. Hayatlarını uyanık yaşarlar. Çünkü her günün inanılmaz değerli bir armağan olduğunu bilirler. Buna inanmıyorsanız eve giderken hastaneye uğrayıp, kanser koğuşunda birileriyle konuş. Bir gün fazla yaşamak için neleri feda edeceklerini sor?
Çoğu insanın kalabalığı izlediği, kendi rüyasını yaşamak yerine herkesin yaptığını yapmaya çalıştığı bir dünyada yaşadığımıza inanmak zor. Bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık, ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olmaları ve hayallerini gerçekleştirememiş olmalarıdır. Çık arenaya, eleştirenleri unut, sana verilen günlerin armağanıyla özgürce büyük oyna. Hayat kısa, yıllar tıpkı sıcak kumsalda parmaklarının arasından akan kumlar gibi çabucak akıp gidiyor. İnsan kendilerini özel hissedip, parıldamak, yeteneklerini gün ışığına çıkarmak için yaratılmışlardır. Bunu gerçekleştirmek için fazla gecikmemek gerek. Hayatta bir tek başarısızlık vardır, o da denememektir. En büyük başarısızlık, en yüce oyununu oynamak istememektir, seni ürküten yerlere doğru yürümemektir.
Yaşamın vermediğiniz sevgiyle, kullanmadığınız güçle, hiçbir riske girmeyen bencilce bir sakınmayla ve acıdan kaçıp mutluluğu da kaçırarak harcandığına, yaşadığım her yıl giderek daha çok ikna oluyorum. Hayatta bir kez olsun dizginleri gevşetmekten kimseye zarar gelmez.
Uyudum rüyamda, hayatın sevinç olduğunu gördüm, sonra uyandım, hayatın görev olduğunu anladım.
Hayat şimdi yaşanır. Geçmiş zaman bir mezardır, geçmişin eseri olmayın, geleceğin mimari olun. Geçmişiniz çok iyiyse size ışık tutsun ama kötüyse bırakın onları mezarlarda yerlerini bulsun. Geçmişteki hatalarını büyümek, öğrenmek ve ders almak için kullan. Sürekli hayatı dikiz aynasına bakarak yaşayamayız, önümüze bakıp yol almalıyız.
Gelecekle ilgili plan yapıp, hedef ve ideallerimizi belirlemeliyiz. Programlı davranmak her zaman işe yarar. Yalnızca şimdiki zaman odaklanırsan, mutlu insan olursun. Çölde hayat olduğunu, gökte yıldızlar olduğunu, bizi sevenlerin olduğunu görürüz. Hayat da o zaman bizim için bir eğlenceye dönüşür ve koskoca festival olur. Hayatın sınavları, bilgelik toplamak için fırsattır, eğer istersek kendi otantik gücümüzün daha çoğunu hatırlamak için vesiledir. Ama unutmayalım, her hayatın içinde zaferler, güzel zamanlar da vardır. Zorluklar kalıcı değildir. Engeller de öyle. Hiçbir acı ebediyete kadar sürmez. Biz o acıyı yaşarken, sanki hiç geçmeyecekmiş gibi gelir, ama öyle değildir. Zor dönemler bizi yontar, daha iyi hale getirir. Eğer bu doğa kanunlarına dikkat etmeyi seçer, hayatımızı onlara derin bir saygı göstererek yaşarsak, otoyolda geçen zamanımız daha çok, yan yollarda, zorluklarla boğuşarak geçen zamanımız daha az olur. Böylelikle çekeceğimiz acı miktarını büyük ölçüde azaltabiliriz. Bu dünyaya tesadüfen gelmedik, hepimiz bir amaç uğruna geldik. O amaç da, büyüyüp dağ olmak, küçülüp kum tanesi olmak değil.
Hayallerinizi sevin, ideallerinizi sevin; yüreğiniz kıpırdatan müziği, zihninizi biçimlendiren güzelliği, en soylu düşünceleriniz sarmalayan güzelliği sevin, çünkü bunlardan tüm sevinç dolu koşullar, cennetsi ortamlar doğacaktır; eğer bunlara sadık kalırsanız, dünyanız sonunda mutlaka kurulacaktır.