10 Eylül 2008 Çarşamba

İTALYANLARIN, ÜRÜN KOLLEKSİYON SATIŞ İLETİŞİMİ VE MARKA KÜLTÜRÜ


İtalyan merkezde, şirkete farklı vizyon kazandıran üründür. Moda endüstrisi için geçerli İtalyan akımlarına tasarımcılarına bakıldığında, üründen hareketle, İtalyan yaklaşımda vizyonu geliştiren, üründen yola çıkılıyor. Bu çemberin her birinde tüketiciyle ilişki olması önemli değil. Tüketicinin o ürünün mağazasına gelmesi önemli.

Farklı yaklaşımlarda söz konusu;

Daha çok amerikan firmalarının yöntemi; iletişim, tasarım, ürün...

Stratejiden hareketle bir ürün çıkarmaya en iyi örnek APPLE

Yeni neslin yoğun bir şekilde internetten müzik indirdiğinden yola çıkarak bir ürün çıkarttılar.

Amerikan tasarımcılar katalizör görevi görerek somut bir ürün ortaya çıkarıyor. Amerikan yaklaşımı vizyondan hareket ediyor.


Yukarıdaki grafik kimliği olan ürünlerin çok fazla sayıda olmadığını gösteriyor.

İnovasyonun sınırları var sıçrayışları var.Üründe kullandığınız süreçte yenilik yapabilirsiniz.Ürün dağıtımında değişiklikler yapabilirsiniz.Yada Pazar hedef tanımınızı değiştirebilirsiniz.İnovasyon bunların hepsinde olur.

Değişik firmaların inovasyon süreçlerini incelemek istersek;

İKEA

İnsanlara günlük hayatlarını kolaylaştırabilecek şekilde, ürünler tasarlamaya odaklanıyorlar. Her zaman ürün odak oluyor. İkea tüm süreçlerde inovasyon yaptı. Tedarik zincirini iyi tutmaları gerekiyor ki ürünü tasarımı ucuza verebilsin. Tasarımı düşük maliyetle sunuyorlar.

İkea’nın hedef kitlesi gençler,düşük ve orta seviyeli insanlar. Ürünü siz gidip alıyorsunuz. Değişik ve sürekli yenilenen tasarımları ucuza alabiliyorsunuz. Beğendiğinizi götürmek,ve montajını kendiniz yapmaktan kaçınmıyorsunuz.

Böylece üründe inovasyondan başlayıp, tüm süreçlerde bunu uygulandığını görüyoruz.

Örneğin;Çin de yeni nesil için İkea’ dan ürün almak bir prestij. Burada işin tamamı öne geçiyor.

Üründe inovasyonla başladık ve tüm süreçlerde inovasyonun uygulandığını görüyoruz.

ZARA

Zara piyasadaki tedarik zincirini değiştiriyor. Fikir öylesine bir kuruluş kurmak ki her türlü tasarımı tüketiciye hızlı bir şekilde buluşturabilsin. Geniş bir tedarik zinciriyle hızlı bir şekilde ürünü tüketiciyle buluşturarak koleksiyonu her ay değiştireceğiz diyor. (Fast Fashion) Ve bunun dağılımını hızla yapacağını söylüyor. Diğer firmalar koleksiyonu altı ayda bir

değiştirirken Zara da müşteri her ay gittiğinde yeni bir şeyler bulabiliyor. Zara ya yılda 12 ay gidilebilinirken diğer firmalara yılda iki kez gidiliyor. Zara İtalya da ortaya çıktı ve iyi bir lojistik ağı kurdu. Pek çok ülkede ve Çin de üretim yapıyor. Bunları sonra nakliye yapıyor. Onun için fiyatının düşüklüğü değil önemli olan tüketiciye hızlı bir şekilde tasarımları ulaştı.


ÖNERİLER

1- Her şey den önce şirketler iyi bir güvenilirliğe sahip olmalı। Ürün ve imajınızın zarar görmemesi gerekiyor।

2- Yaratıcılık da yenilik kullanılması gerekiyor. Doğru dengeyi iyi kurmanız gerekiyor. Şirketiniz için doğru dengeyi siz kuracaksınız.

Güvenilir olmak yeterli de çok temkinli ile çok yaratıcı olmak arasında dengeyi iyi kurmak gerekli.

Güvenilirlik ve yaratıcılık sonuçla odaklanılmalı. Güvenilir olmak, geçmişteki verilere göre çalışmak.

İnovasyon da böylesi bir şey yok. Değişkenlerin ve olasılıkların sayısı artıyor. Bunlar arasındaki dengeyi iyi tutmak gerekiyor. Bu ikisi arasındaki dengeyi iyi tutulması gerek.

Güvenilir olmak geçmişteki verilere göre çalışmaktır.

İnovasyon ise yenilikçilik de böyle bir şey yok. Değişkenlerin ve olasılıkların sayısı artıyor. Bunların arasındaki dengeyi iyi tutturmak gerek. Yenilikçiliğe açık olmak ve gelenekçiliğe devam etmek gibi. Her şirketin yenilikçilik ve güvenilirlik yüzdeleri farklı oluyor. İyi bir marka yaratmak için kendimize bu soruları sormamız gerekli.

Üretim odaklı vizyondan marka odaklı vizyona geçiş nasıl olmalı?

Neden kimlik yaratmalı?

Marka kimliği nedir?

Marka evrimi nedir?

Marka evrimleştikçe neler olur?

ÜRETİM ODAKLI ŞİRKET VE MARKA ODAKLI ŞİRKET


Türkiye ürün ve ürün kimliğine odaklı, üretime daha çok önem verilen bir ülkede yaşıyoruz. Üretimin kalitesi de satışı için çok önemli. Marka kimliği vizyonuna doğru ilerliyoruz ama Çin‘le rekabet edemiyoruz. Çünkü, artık maalesef Çin de üretilen ya da yapılan ürünler çok daha uygun fiyatlarda yapıldığı için, Türkiye ve pek çok ülke uzak doğuya doğru yöneliyor. Dolayısıyla buda pek çok açıdan rekabetin artmasına yol açıyor.
Fakat, İtalya böyle değil, markaya ve tasarıma önem veriyor. Marka kimliği,yani hikaye yaratmak için tasarımdan yararlanıyor. Marka yeterince güçlüyse her türlü ürüne uygulanabiliyor. Örneğin köpek ürünleri bile satabilirsiniz. Pek çok ünlü tanınmış markalar ve tasarımcılar artık tek kıyafet yapmıyor. Pek çok alanda çeşitli aksesuarlar, ev dekorasyonu ve evcil hayvan ürünleri imal ediyor. Ve bunlarda iyi bir şekilde rağbet görüyor.
Marka kimliği nedir?
Merkezden hareketli dışa doğru baktığımızda, ürün, tasarım kimliği, satış noktası ve satış marka kültürü marka ruhu müşteri nezninde onu tanınır kılan unsurdur.
Örneğin BMW markası, arabalarının modelleri değişse de arabanın önündeki iki göz şeklindeki havalandırma, her arabada aynıdır değişmez. Tasarım kimliği markanın felsefesidir.
Bunuda da ürün üzerinde uygulandığını görürsünüz. Bu sabit değildir. Geliştirip yönetebilmelisiniz. Büyüyen bir şeydir. Büyümeye ihtiyacı vardır. Tarihçesi ve kökleriyle iletişimi vardır.
Zaman içinde evrim geçirmek zorundadır. Marka felsefesi sınırlarında bu evrimi geliştirmeli. Süreklilik, kalıcılık içerisinde dinamizm sağlanmalı.

İki markayı kıyaslamak istersek;

BRAUN

1-Çok istikrarlı üretim politikası var.
2-Ürün hatları çok benzer.
3-İşlevsellik felsefeyi yaratıyor.
4-Ayrıntılara mekanizmada daha çok önem veriliyor.
5-1963 deki diş fırça makinesiyle 1993 deki
diş fırçası görünüşte çok benziyor.

ALESSİ

Farklı ürünler üretiyor. Ama renklide olsa Alessi olduğunu anlıyorsunuz.

1-Yaratıcılık felsefesi yaratıyor.
2-Malzeme ve bitişlere önem veriyor.
3-Temel bir dil değişikliği var ama marka içinde tutarlı.
4-Yıllar içerisinde aynı malzeme,aynı işlemi görüyor, ama apayrı ürün ortaya çıkıyor.
5-Kimlik tasarımın peşinden gidiyor.
6-Tasarımcılar yenilikler sunuyor ve bunlar Alessi’yi oluşturuyor.

7 Ağustos 2008 Perşembe

NİÇİN YARATICI İŞ VİZYONU İLE GELİŞTİRİLMİŞ MARKA STRATEJİSİ?


Yeni bir fikir internet aracılığı ile tüm dünyaya anında yayılabiliyor. Hal böyle olunca rekabetin açık ve çok hızlı olduğu bir piyasa oluşuyor dünya pazarında. Fikirler, ürünler serbestçe dolaşıyor. Bu yüzden elimizdeki ürünün kimliği olmalı. Evrenselliği herkese uyan bir duruşu olmalı. Kalkan sınırlar, yaklaşan kültürler yerel değerlerin paylaşımını zorlamakta olduğu için, ürün de fayda merkezli olmalı.

Örneğin, Domus Akademy, bu yöndeki eğitim faaliyetlerini 2 şekilde yürütüyor.(Domus Akademi İtalya da kurulan özel bir eğitim kurumu)
1. Tasarım, moda, mimari ve şirketler için eğitim faaliyetleri
2. Birde, danışmanlık şirketi alanında faaliyetler gösteriyor.
Piyasadaki rekabet her gün, her alanda arttığı için, küresel ortamda mücadele de günbegün değişiyor. Farklı alanlarda farklı olarak ortaya çıkıyor. Bu değişime ayak uydurmak istiyorsanız sizde iyi ve biliniyor olmalısınız.
Nasıl bir insan, kimlikle tanınıyorsa şirketlerde kimlikle oluşup, kimlikle tanınıyor. Bunun içinde, bir şirketin inovasyon stratejisi nasıl olmalı? Nasıl yaratıcı olmalı?
Tasarımdaki yaratıcılığın inavasyon stratejisine ise, nasıl faydası olmalı? Bu gibi sorular sorulup, yanıtları verilmeli.

80’ li yıllarda ürünün kendisinden ziyade İtalyan olması önem kazanıyordu. Doygunluğa ulaşmış pazarda şirketler arası pazar kızıştı. İyi bir performansı olan üründen ziyade ürün onlara farklı şeyler sunsun istediler.Ürün kimliği olsun istediler. Moda endüstrisi de bu yıllarda ortaya çıktı.İtalya ve Fransa bu alanda başarılı hamleler yaptı.Yaratıcılığın üzerine yeni şeyler ilave oldu.Ürünün diğer ürünlerden farklı olması istendi,ürünün kimliği olsun istendi. Tasarımdan ziyade tüm dünya pazarında bir kimliği ,bir kişiliği ve duruşu olsun istendi.
Örneğin; BENETTON inovasyon ve ürünü güzel bir şekilde harmanladı. Ürünü aldığınızda ürünün bir kimliği vardı. Tüm gökkuşağı renklerini bir arada kullanarak aslında dünya üzerinde birleşmişlik vaadini vermek istiyordu. Tüm ülke kültürlerini renkleriyle yansıttılar.
İkinci örnek SWATCH bu yıllarda ortaya çıktı. Swatch normal saatler üreten bir şirketti. Kriz bile yaşıyordu.Ürünlerini radikal bir şekilde değiştirmeye karar verdi. Altın çelik,metal olan saatlerini radikal bir kararla plastik saat olarak değiştirdi. Yeni bir fikir ve çok amaçlı kullanımlı o dönem için farklı bir buluş ortaya çıkardı. Önceleri insanlar hayatları boyunca en fazla 20-30 saat alabiliyorken, kolleksiyonerlik ortaya çıktı. Saatlerde renk ve seçenekler arttı fiyatlar düştü.
MARKA SADAKATİ ???????????

90' lı yıllara gelindiğinde tüketici bir ürün almaya karar verdiğinde ………….

Örneğin; NİKE Siz Nike'ı seviyorsunuz?.. Siz Nike'ın çıkardığı ürünleri görmek istediğiniz için alıyorsunuz. Eğer ürünün yeniliğini görmezseniz, başka bir ürüne kayabilirsiniz. Markanın geçmişten farklı ürünler, tasarımlar ortaya koyması gerekiyor.
MARKA SADAKATİ PİYASADAKİ ÇEŞİTLİLİKLE AZALIYOR.
Başka örnek İtalyan ALESSİ firması. Bu şirket ev ve mutfak eşyası üretiyor.Düğün listeleri hazırlıyor. Alessi plastik malzemeler kullanmaya başladığında çok büyük atılım yaptı.Mutfak eşyasında plastikten renkli şirin figürlü tasarımlar sayesinde birçok ürün sundu.
DİESEL; Ürün kimliği oluşturmada başarılı bir reklam kampanyası oluşturdu. Her zaman tarzını reklamlarına farklı bir şekilde yansıttı. Ve ayrıcalığını ortaya koydu.
LA PERLA; Ürünü ortaya çıkartmak için başarılı bir sunum yaptılar. Baştan çıkartma teziyle ortaya çıktılar. Günümüzdeki şirketlerin vizyonu tasarımı bir strateji şeklinde sunmaya başladılar, yeni hikâyeler yazdılar.
Yaratıcılığın getirdiği katkı bu elli yıllık süreçte kurumsal şirketlerde inovasyonu ortaya çıkarttı. Şirketlerin üst düzey şirketlerinin yeni stratejiler sunmalarını, yeni tarihçeler ve yeni ürünler sunmalarına olanak sağladı.
Kimlik dediğimizde şirketlerin yöneticilerinin yön belirlemesi ve bu yönde tüketiciyle arasındaki yaklaşımı çok iyi anlayıp görmeleri gerekiyor.

KİMLİĞİN GÜCÜ, İŞ KONFERANSI

"Başarının Anahtarı; Yaratıcı İş Vizyonu İle Geliştirilmiş Marka Stratejisi"

Mayıs ayında katıldığım, '' Kimliğin İş Gücü Konferansı '' DARC takımından 4 İtalyan profesyonel konuşmacı ile; “işletmenin yaratıcı vizyonu ile geliştirilmiş Marka stratejisinin “ şu anki uluslararası arenada niçin anahtar faktör olduğu ve de bu amaç için gerekli araç ve aktivitelerin neler olduğu anlatıldı.

Gerçekleşen sunumda, Türk girişimcilerin global pazardaki rekabetçiliğini artırmaya yönelik bilgiler, örnekler, durum anlatan hikayeler ve kişisel deneyimler aktarılarak; firmaların inovatif perspektifteki bu aktiviteleri için teşvik edici olmak hedeflenmiş.

Günümüzün Global Pazar şartlarının beraberinde getirdiği kaçınılmaz gerçek; üretim merkezli kurum kültüründen, marka odaklı kurum kültürüne geçiştir. Firmalar rekabette avantajlarını, kalite merkezli - inovasyon odaklı olarak ve rakiplerinden farklılaşmayı hedefleyerek sağlayabilmekteler.

Konferansta ele alınan başlıklar şöyle;

1. Niçin Yaratıcı İş Vizyonu İle Geliştirilmiş Marka Stratejisi
2. Stratejik Inovasyon - Neyi, Kim ve Nasıl – Türk Firmalarının Mevcut Pozisyonları ve Gelecek Perspektifleri
3. Ürün ve Marka Kimliği : Firmanın Kişiliğini Yaratmak
4. Moda Arenasında Marka Stratejisi
5. Yeni Lüx ve Tekstil Ürün Kimliği ve İletişim Vasıtasıyla, Yeni Lüx Sektöründe Tasarımın Marka Stratejisi Nasıl Oluşturulur?

Şirketlerin daha yaratıcı ve daha yenilikçi olarak kendilerini sürekli geliştirmelerini sağlamak amaçlanmaktadır. Şirketlerin yeni iş modellerine geçerek daha etkin ve daha verimli çalışmasını sağlayacak yaratıcı ve yenilikçi çalışma ortamının sağlanması için sistemler paylaşılmaktadır. İnovasyon yönetiminin 3 ana bileşeni olan Süreç Yönetimi, Teknoloji Yönetimi ve İnsan Yönetimi'nin yeni nesil işletmelerdeki yapılanması ve işleyişi incelenmektedir. İnnovasyon yönetiminin şirketlerde uygulanmasına yönelik yol haritalarının ve aksiyon planlarının da paylaşıldığı bu eğitim katılımcılara kendi şirketlerine farklı bakış açıları ile bakmalarını sağlamayı amaçlamaktadır.

İnovasyon’a Giriş
1. İnovasyon’un Tanımı
2. İnovasyon Kültürü
3. İnovasyon’un Yönü
4. İnovasyon Organizasyonu
5. İnovasyon Süreci

İnovasyon Yaklaşımı
1. Teknolojik Yaklaşım
2. Paylaşımcı Yaklaşım
3. Entegre Yaklaşım

İnovasyon Yönetiminin 3 Temel Bileşeni
1. İnsan Bileşeni
2. Teknoloji Bileşeni
3. Süreç Bileşeni

İnovasyon Yönetim Organizasyonu
1. Hizmetlerde AR-GE Yönetimi
2. Stratejik Teknoloji Planlama
3. Yaratıcı Kurumsal Tasarım
4. Gelecek Değer Optimizasyonu

1 Temmuz 2008 Salı

2009/2010 SONBAHAR-KIŞ TRENDLERİ


Mayıs ayında katıldığım İTKİB eğitim seminerinde 2009-2010 Sonbahar- Kış Trendleri verildi. Oradaki temaları, kullanılacak aksesuarları, denim ve triko detaylarını aşağıda detaylı bir şekilde yazıyorum.

1. TEMA ; ANARTISTES (Artist+Anarşist)

Anarşist ve artist kelimelerinin karışımı. Oscar Wilde’dan, Colette’ten ilham alınıyor.Herşeyin sanal olduğu dünyada denge kurmak için entelektüel evren, yazı ve şiir önemli.Çağdaş desenler, cinsiyetsiz ama eğlenceli, biraz da bohem.Renkler, mürekkep renklerinden oluşuyor.Çin mürekkebi, tüy kalemle kullanılan mürekkepler, sepya, kömür, kahverengi,karanlık renkler.Daha şiirsel kadınsı olmak için pastel tonlar.

KADIN
· Bluz üstüne giyilen küçük yelekler.
· Koleksiyonlarda akıcılık.
· Mini ya da maksi çok uzun ceketler, blazerler.
· Takım elbisenin geri dönüşü ama daha sofistike.
· Blazerlerde üstte polyester-yün-kadife kullanılıyor.
· Üst üste giyilmiş blazerler.Uzunun altına kısa blazer.
· Düğmelerin yerine mıknatıslar ve tokalar var.
· Elbise ile mantonun birleşmesi.
· Küçük motif baskılı elbiseler fularlarla kullanılıyor.
· Uzun ceketlerin astarı elbisenin kumaşından yapılıyor.
· Önümüzdeki kış fularlar çok önemli olacak.
· Etek ve pantolonlar çok geniş ya da çok dar, Londra akımı kareli, çılgın…
· Gömleğe özel ilgi olacak, uzun-kısa, beyaz- yalancı beyaz.Kaligrafik desenli gömlekler…
· Gömlek yakaları çok geniş, kravat ve papyonla kullanılacak.
· Kadınsı bir görünüm için dantel çok önemli.

ERKEK
· Çok cool, cinsiyetsiz bir hava.
· Uzun blazerler, pötikare, çizgili blazerler.
· Kısa blazerler üstüne mantolar.
· Tişörtlerde kravat baskısı.
· Londralı dandyler… Kareli blazerler altına düz çizgili pantolonlar.
· Yakada broş ve ya çiçekler…
· Giysilerde kırmızı-gri kombini.
· İngiliz kolej öğrencisi havası ama eğlenceli.

DENİM KADIN
· Smokin denimler.
· 19.yy dandy ceketleri denim olarak uygulanıyor.
· Denimden modern yelekler
· Dizde kesilmiş lale denim pantolonlar
· Deri görünümlü çok likra kullanılmış parlak jeanler .
· Geniş yakalı bluzon yelekler ve rock’n roll havası.

DENİM ERKEK
· Jeanler yine deri havasında, paçalara doğru darlaşıyor, çok uzun beyaz gömlek ve uzun bol blazerlerle giyiliyor.
· Yine mürekkep renkleri, bordolar, kırmızılar.
· David Bowie’den esinlenen süper slim, çok dar jeanler.

2. TEMA; SORTILEGES (Sihir)

Metamorfoz, mutasyon, dönüşümler.Su ve ahşap etkisi.Doğaya dönüş.Kızıllık çok moda.Ateş renkleri…Çağdaş zamanın modern cadıları…Fantastik bir ambians, kadınlar bir dönüşüm yaşıyor.İlham kaynağı su dünyası ama deniz değil, orman içindeki göller ve oradaki fantastik canlılar.Kumaşlar bu etkilerle daha ipeksi…Renklerde perileri anlatan inci renkleri, sarı, pembe, eflatun…Petrol ve haki ile kızıl gamı…

KADIN
· Çok geniş ve büyük avcı balıkçı paltoları.
· Mumlu yünler, üzeri farklı madde ile kaplanmış ve su etkisi veriyor.
· Akıcılık önemli.
· Düğmesiz pelerin gibi flanel yünden ceketler sarıp sarmalıyor bedeni.
· Örmeler için ince örgüler, jarseler, organik pamuk.
· Yosun dokulu tunikler.
· Sudan çıkmış gibi üste yapışan elbiseler.
· Yakalar cömert ve açık, yakalarda şifon müslinden fırfırlar.
· Kürk suya atılıp çıkarılmış gibi.
· Örgü ve triko kazaklar, elbiseler, kabarık tüyler ve angoralar.
· Baskılarda ışıklı deniz ve su yüzeyi etkisi.
· Hayvan kamuflajı gibi desenler.

ERKEK
· Avcı balıkçı temalı palto kabanlar, kuzu kürklü yakalar.
· Paltolar da büyük cepler.
· Yağmurluk çok önemli.
· Binici pantolonları.
· Yünler kaplanmış gibi daha şık, balıkçı oversize hacimli paltolar.
· Örmelerde ekru, haki, petrol mavileri.
· Blazer ceketin üstüne hırkalar giyiliyor.
· Ahşap- deri düğmeler, hiç metal yok.
· Kazaklarda kamuflaj etkisi.
· Örmelerde yusufçuk, farklı böcek baskıları.
· Örmelerde kamyoncu yakası.

DENİM KADIN
· Su denimi, gece mavisi, balıkçılardan etkilenmiş parkalar.
· Sanki suya bastırılmış denim jeanler.
· Şalvar biçimi petrol mavisi pantolonlar.
· Tye-denim.Renk değişimi en altta ve ya en üstte olmalı.
· Pantolonların ağları çok düşük ve paçalar bilekten kıvrılıyor.

DENİM ERKEK
· Trençkotlarda su havası veren denimler.
· Heryeri çamaşır suyuna batırılmış havasında pantolon ve ceketler.
· Pantolon ağları çok düşük.
· Çok pilili şalvarımsı kotlar.

3. TEMA; SOUTHERN SOUL (Güneyli ruhu)

Gezginlerin tozları, zaman içinde yolculuk,Amerikan çölleri, caz kültürü, yenidünyalar, western ruhu, korseler, uçarılık, çok feminen çizgiler.Endüstri öncesi topluma geri dönüş, hammaddelerin kullanılması.Daha kırsal bir görünüm, bitişlerde saten ve rugan…Tozlu renkler.

KADIN
· Salopetler altın arayıcılarından esinleniyor.
· Tunik elbiselere küçük fırfırlar ekleniyor.
· Pantolonlarda düşük ağ, paçalar baldırlarda bitiyor.
· Bluzlar jarseden, küçük düğmeli, küçük yakalı.
· Korse gibi bele oturan gömlekler.
· Pantolonlar erkeksi üstler feminen .
· Örmeler, trikolar, kareli bluzlar.
· Diz altına uzanan hırkalar belden kemerli.
· Bitkisel iplikler gözde, doğal maddeler birlikte kullanılıyor.
· Bluz elbise ve tunikler çok moda.
· Mendil karesi desenlituniklerde kullanılıyor.
· Kırsal kesimden etkilenen çiftçi, havası.
· Salopetler çok yüksek belli ve gabardin kumaştan.
· Güpürlü, dantelli bluzlar.

ERKEK
· Modern bağımsızlık savaşının izleri.
· Pamuktan çok cepli denim blazerler.
· Kareli western gömlekler, boyunda fular, belde kemer yerine eşarp.
· Blazerle bluzon arası ceketler.
· Gömlekler, kasket çok moda.
· Motoculardan esinlenen deri montlar.
· Eskitilmiş deriden büyük cepli pantolonlar.
· Hırkalar dede hırkası gibi.
· Örmelerde baklava ve düz desenler karıştırılıyor.
· Pamuk gömlekler bu kalın trikolarla giyilebiliyor.

DENİM KADIN
· Uzun ve ya kısa çok düğmeli denim ceketler.
· Etekler geniş ve ucuna İngiliz danteli konabilir.
· Blue-black denimler moda.
· Eskitilmiş, çok yıpranmış jeanlerin geri dönüşü.
· Kış olmasına rağmen bermudaların hakimiyeti.
· Viskozlarla hazırlanmış şık denimler.

DENİM ERKEK
· Botlarda denimden yapılıyor.
· Jeanler bej renginde olabiliyor ve trikolarla kullanılıyor.
· Grunge kıyafetler üst üste giyiliyor.
· Pantolonlar bol ama jean ceketler üste oturuyor.

4. TEMA; WORLD ARK (Şehir göçmenleri)

Modern şehir hayatında forklor havası.İlkellikle birleşen teknoloji.Lüks ve forklor etkileri.Daha gençlere yönelik bir tema ve canlı renklerden oluşuyor.Şarkıcı Björk’ten ilham alınıyor.Renk gamında canlı sarılar, kırmızı, mor ve daha nötr renkler.Teknove spor kıyafetler geri geliyor.Haute Couture-Jackie Onassis havası.

KADIN
· Trençkotlar, truvakar kollar.
· Yünden mantolar, modern hacimler.
· Çok metal kullanılmıyor, düğme yerine mıknatıs kullanılıyor.
· Şişme montlar, yüksek bel kemerler, maksi yakalar.
· Tişört elbiseler, yarasa kollu yağmurluk içine kısa elbise ile seksi bir hava.
· Ayakta renkli tozluklar, yalancı kürkler.
· Jakar trikolar.Hacimler modernize edilmiş.
· Oversize mantoların altına jean giyiliyor.
· Tunikler ve elbiselerde etnik hava.
· Mantoların bir omzuna nakışlar yapılabilir.
· Eteklerde emprimeler, kurdeleler (halı-kilim desenleri gibi)
· Grafik etkiler, sokak sanatından ilham.
· Trikolar oversize.

ERKEK
· Kuzey forkloru ilhamı.
· Mantolarda patc-work.
· Yeni deriler.
· Parkalar montlar renkli ya da detayları renkli olabilir.
· Vintage renkler.
· Çok büyük kapşonlar.
· Şalvar stili pantolonlar.
· Slikondan fermuarlar.
· Kürklü mantolar içine yelekler.

DENİM KADIN

· Motorcu kayakçı havasında jeanler.
· Anatomik denim ceketler.
· 80’lerin yüksek belli jeanleri.
· Denimde mermer efekti, ağartılmış gibi.

DENİM ERKEK
· Erkeklerde de renkli pantolonlar.
· Mont ve ceketlerde renkli.
· Pantolonlarda pililer.
· Mumlanmış etkisi olan pantolonlar.
· Parlak viskoz kullanılan denimler.
· Geniş ve düşük ağlı jeanler...

Kaynak; HEDEF Sayı:174

16 Mayıs 2008 Cuma

HABERLER (Sergi, seminer, fuar, defile etkinlikleri )


Size ocak ayına kadar sürecek olan, kültür - sanat etkinliklerini not alabildiğim kadarıyla listesini yapıyorum. Eklemek isteyen varsa, lütfen ekleyebilir.

1. 16 Mayıs -17 Ağustos 2008 ‘ Farklı Kültürlerde güzeli arayın’ Türk İslam Eserleri Müzesi, 5 il ve 7 farklı müzeden getirilen 700 eserin yer aldığı sergiye ev sahipliği yapacak.

2. 22 Mayıs 08 tarihinde, 2009 -2010 sonbahar- kış trendleri ile ilgili seminer İTKİB’ de gerçekleştirilecek.

3. 22 Mayıs- 25 Mayıs 08 tarihine kadar gerçekleştirilecek olan Ev Tekstili fuarı ise CNR’ da gerçekleştirilecek.

4. 28 Mayıs ila 01 Haziran 2008 tarihleri arasında, moda tasarımcıları derneğinin düzenlemiş olduğu, galata moda’ya ait tasarım stantları sabah 10:00 akşam 20:00 saatleri arası açık olacak.

5. 12 Haziran 2008 İTKİB Genç Moda Tasarımcıları Yarışmacılarının final defilesi olacak.

6. 28- 30 Ağustos 2008 CNR Expo’ da düzenlenilecek olan IF 12. Uluslararası İstanbul Moda fuarı tüm moda severlerin kapısına açık olacak.

7. 19 Eylül 2008 ila 19 Ocak 2009 Sabancı Üniversitesi, Sakıp Sabancı Müzesi, İspanyol ressam Salvador DALİ’ nin yağlı boya tablolarına ev sahipliği yapacak.

2 Nisan 2008 Çarşamba

LAGERFELD VE SIRLARI


Fransız Rodolphe Marconi’ nin yönettiği ve Nicole Kidman ile Monaco Prenses’i Caroline’in de katkıda bulunduğu, 20 yy. moda dünyasının dev isimlerinden biri olan Karl Lagerfeld ile ilgili çektiği bu belgesel tarzındaki filmi modayla ilgilenen, bu sektörde çalışan veya kendine bir yer edinmek isteyen herkesin izlemesi gerekiyordu, gerekiyordu diyorum çünkü artık hiçbir yerde oynamıyor maalesef.

Sanırım fazla rağbet görmedi ki, vizyona girdiği ilk hafta bile, belli seanslarda verildi, sonra hafta sonuna kaydırıldı. Daha sonra ise sadece G-mall Maçka Cinebonus da 16:30 seansında gösterildi. Ben izlemeye gittiğimde sinemada sadece 3 kişi vardı.

Moda tutkunu birisi olarak ve yıllarca birçok ünlü moda evinin yanı sıra kendi markasını da başarıyla devam ettirip, Chanel’ in takdir ettiğim baş tasarımcısı olarak gördüğüm Karl Lagerfeld tüm özel hayatını ve yaşamını film de açık yüreklilikle paylaşmış.


“Gözlüklerin arkasında saklı insan”dan büyülenen yönetmen Rodolphe Marconi, 10 yıldan uzun bir süredir Karl Lagerfeld hakkında bir belgesel yapmayı düşünür. Marconi 2004’teki ilk karşılaşmalarında Lagerfeld’i ikna etmeyi başarır ve çekimler ertesi gün başlar.
150 saatlik çekimlerin sonucunda, kelimenin tam anlamıyla ünlü modacı Karl Lagerfeld’in hayatını paylaşan Marconi, bir elbisenin hazırlaşını, söyleşileri, fotoğrafçılık ve resim çalışmalarını, sanat kitapları koleksiyonunu, Chanel’i, Fendi’yi, Lagerfeld Galeri’yi, dünyanın en güzel kızlarını, aktrislerini, dünyaca ünlü yıldızları yani kısaca yıldızın günlük hayatını bir yönetmen gözüyle gözler önüne seriyor.

Moda dünyasından tasarımcı, model, fotoğrafçı ya da aktörlerle görüşmekten keyif aldığını söyleyen Lagerfeld, çalışmadıkları zamanlarda ise bu tip insanlardan uzak durduklarını söyleyen, sadece gerçek sanatçı ve mimarlarla görüşen, ukala-mesafeli bir tavır takınan diğer meslektaşlarını anlamadığını da söylüyor.

1983 yılında Chanel moda eviyle yaptığı ilk işbirliği için "saygı artık satmıyordu, ben horlayan bir güzel satın aldım ve adeta ölüyü dirilttim" sözlerini kullanıyor.
Film de en etkilendiğim sahne, 2004 yılında CHANEL için hazırlamış olduğu o muhteşem koleksiyon. Genelde koleksiyon detaylarını ve modelleri rüyasında gördüğünü söylüyor Lagerfeld. Bu koleksiyonu da gece rüyasında görmüş ve sabaha hepsini detaylarına kadar çizmiş. Siyah mantolarla sahneye çıkan mankenler, beyaz daire şeklinde basamaklı merdivende sıralanırlar ve hepsi sahnede toplandıktan sonra beyaz-siyahın asilliği ile müziğin o en müthiş anında hepsi beraber mantolarının önünü açarlar. İçlerinde mantoların astarlarından kombin yapılmış ceket ve etekler, pantolonlar v.s. vardır. (Ama bu sahne görülmeye değer gerçekten.)

Lagerfeld çizim yaparken siyah ve kırmızıyı ağırlıkta kullanıyor, tasarımlarını renklendirirken ise, kara kalem üzerinde saten görüntüsünü veren en iyi şeyin tipeks olduğunu söylüyor. "Yağlıboya gibi durduğu için tipeksi seviyorum üstelik kurumasını beklemek zorunda da değilim, çünkü bunun için sabrım yok!" diyor. Ve mutlaka her çizimini çerçeveye alıyor, altına da imzasını atmayı unutmuyor.

Bence, Chanel’i ‘’Chanel’’ yapan yılların eskitemediği tasarımcı. Birde fotoğrafla ilgili bir hikâyesi var. Chanel’ in katalog çekimlerinde fotoğrafçıyla tartışmış defalarca yapılan çekimler sonucunda Lagerfeld çekilen hiçbir fotoğrafı beğenmemiş ve ardından fotoğrafçıda ‘’çok iyi biliyorsan sen yap’’ diye orada çekimleri bırakıp gitmiş. Karl Lagerfel da o günden beri tüm fotoğraf ve katalog çekimlerinin kendisinin yaptığını söylüyor.

Özel hayatındaki detaylarından bahsetmeye gelince, kendisi hiçbir dine mensup değil, ayrıca homoseksüel ve bunu da açık yüreklilikle paylaşıyor. Çocukken bir rahip annesine Lagerfeld için rahip olacak deyince annesi kesinlikle dinle ilgili hiçbir şeyden bahsetmeyip onu kiliseye bile götürmemiş. İlk cinsel deneyimi ise, 12 yaşında olmuş. Erkeklerden hoşlandığını annesine söyleyince annesi bunu gayet normal karşılamış. Çünkü üvey ablası da lezbiyenmiş, okulda öğretmenleriyle beraber olduğu için kaç kere okuldan atılmış. Ona göre hayatta kimse masum değil. İlk 12 yaşında bir karı-koca çiftin saldırısına uğramış. Annesiyle yine bunu paylaştığında annesi ona çok kırıtıyorsun o yüzden başına bu tür şeyler geliyor demiş.

Gözünden hiç çıkarmadığı siyah gözlükleri, üst üste taktığı gümüş yüzükleri, dik yakaları, takım elbiseleri ve ilginç topuklu ayakkabıları ile Karl Lagerfeld uzun bir yolcuğa çıkarken 10 yaşından beri yanından ayırmadığı küçük yastığını da yanında götürmeyi unutmuyor. Çocukken dadısı bu yastığı ona yapmış, üzerinde işlemeli lokomotif varmış, fakat şimdi eskidiği için artık yastığın üzerine başka bir şeyle kaplıyor fakat bu detayı da anlatmayı unutmuyor.

Kendini taşınabilir ve dönüştürülebilir olarak tanımlayan Lagerfeld, kendi kanatlarıyla uçmanın ancak köklerden koparak gerçekleşebileceğini söylüyor. Kimsenin hayatında kalıcı olmak gibi bir derdi olmayan ünlü modacı, hiçbir şeye bağlanmamak gerektiğini, bunun bir külfet olduğunu düşünüyor, Lagerfeld hayatta bir görünüp bir kaybolarak var olduğunu belirtiyor.

Ve en sevdiğim yönü ise şu oldu ki, yardımcılarına her hafta başı çikolata gönderip, her defile sonrası istedikleri ayakkabı, çanta veya kıyafeti almalarını söylüyormuş. O zaman herkes onunla çalışmak ister değimli?..