1 Temmuz 2008 Salı

2009/2010 SONBAHAR-KIŞ TRENDLERİ


Mayıs ayında katıldığım İTKİB eğitim seminerinde 2009-2010 Sonbahar- Kış Trendleri verildi. Oradaki temaları, kullanılacak aksesuarları, denim ve triko detaylarını aşağıda detaylı bir şekilde yazıyorum.

1. TEMA ; ANARTISTES (Artist+Anarşist)

Anarşist ve artist kelimelerinin karışımı. Oscar Wilde’dan, Colette’ten ilham alınıyor.Herşeyin sanal olduğu dünyada denge kurmak için entelektüel evren, yazı ve şiir önemli.Çağdaş desenler, cinsiyetsiz ama eğlenceli, biraz da bohem.Renkler, mürekkep renklerinden oluşuyor.Çin mürekkebi, tüy kalemle kullanılan mürekkepler, sepya, kömür, kahverengi,karanlık renkler.Daha şiirsel kadınsı olmak için pastel tonlar.

KADIN
· Bluz üstüne giyilen küçük yelekler.
· Koleksiyonlarda akıcılık.
· Mini ya da maksi çok uzun ceketler, blazerler.
· Takım elbisenin geri dönüşü ama daha sofistike.
· Blazerlerde üstte polyester-yün-kadife kullanılıyor.
· Üst üste giyilmiş blazerler.Uzunun altına kısa blazer.
· Düğmelerin yerine mıknatıslar ve tokalar var.
· Elbise ile mantonun birleşmesi.
· Küçük motif baskılı elbiseler fularlarla kullanılıyor.
· Uzun ceketlerin astarı elbisenin kumaşından yapılıyor.
· Önümüzdeki kış fularlar çok önemli olacak.
· Etek ve pantolonlar çok geniş ya da çok dar, Londra akımı kareli, çılgın…
· Gömleğe özel ilgi olacak, uzun-kısa, beyaz- yalancı beyaz.Kaligrafik desenli gömlekler…
· Gömlek yakaları çok geniş, kravat ve papyonla kullanılacak.
· Kadınsı bir görünüm için dantel çok önemli.

ERKEK
· Çok cool, cinsiyetsiz bir hava.
· Uzun blazerler, pötikare, çizgili blazerler.
· Kısa blazerler üstüne mantolar.
· Tişörtlerde kravat baskısı.
· Londralı dandyler… Kareli blazerler altına düz çizgili pantolonlar.
· Yakada broş ve ya çiçekler…
· Giysilerde kırmızı-gri kombini.
· İngiliz kolej öğrencisi havası ama eğlenceli.

DENİM KADIN
· Smokin denimler.
· 19.yy dandy ceketleri denim olarak uygulanıyor.
· Denimden modern yelekler
· Dizde kesilmiş lale denim pantolonlar
· Deri görünümlü çok likra kullanılmış parlak jeanler .
· Geniş yakalı bluzon yelekler ve rock’n roll havası.

DENİM ERKEK
· Jeanler yine deri havasında, paçalara doğru darlaşıyor, çok uzun beyaz gömlek ve uzun bol blazerlerle giyiliyor.
· Yine mürekkep renkleri, bordolar, kırmızılar.
· David Bowie’den esinlenen süper slim, çok dar jeanler.

2. TEMA; SORTILEGES (Sihir)

Metamorfoz, mutasyon, dönüşümler.Su ve ahşap etkisi.Doğaya dönüş.Kızıllık çok moda.Ateş renkleri…Çağdaş zamanın modern cadıları…Fantastik bir ambians, kadınlar bir dönüşüm yaşıyor.İlham kaynağı su dünyası ama deniz değil, orman içindeki göller ve oradaki fantastik canlılar.Kumaşlar bu etkilerle daha ipeksi…Renklerde perileri anlatan inci renkleri, sarı, pembe, eflatun…Petrol ve haki ile kızıl gamı…

KADIN
· Çok geniş ve büyük avcı balıkçı paltoları.
· Mumlu yünler, üzeri farklı madde ile kaplanmış ve su etkisi veriyor.
· Akıcılık önemli.
· Düğmesiz pelerin gibi flanel yünden ceketler sarıp sarmalıyor bedeni.
· Örmeler için ince örgüler, jarseler, organik pamuk.
· Yosun dokulu tunikler.
· Sudan çıkmış gibi üste yapışan elbiseler.
· Yakalar cömert ve açık, yakalarda şifon müslinden fırfırlar.
· Kürk suya atılıp çıkarılmış gibi.
· Örgü ve triko kazaklar, elbiseler, kabarık tüyler ve angoralar.
· Baskılarda ışıklı deniz ve su yüzeyi etkisi.
· Hayvan kamuflajı gibi desenler.

ERKEK
· Avcı balıkçı temalı palto kabanlar, kuzu kürklü yakalar.
· Paltolar da büyük cepler.
· Yağmurluk çok önemli.
· Binici pantolonları.
· Yünler kaplanmış gibi daha şık, balıkçı oversize hacimli paltolar.
· Örmelerde ekru, haki, petrol mavileri.
· Blazer ceketin üstüne hırkalar giyiliyor.
· Ahşap- deri düğmeler, hiç metal yok.
· Kazaklarda kamuflaj etkisi.
· Örmelerde yusufçuk, farklı böcek baskıları.
· Örmelerde kamyoncu yakası.

DENİM KADIN
· Su denimi, gece mavisi, balıkçılardan etkilenmiş parkalar.
· Sanki suya bastırılmış denim jeanler.
· Şalvar biçimi petrol mavisi pantolonlar.
· Tye-denim.Renk değişimi en altta ve ya en üstte olmalı.
· Pantolonların ağları çok düşük ve paçalar bilekten kıvrılıyor.

DENİM ERKEK
· Trençkotlarda su havası veren denimler.
· Heryeri çamaşır suyuna batırılmış havasında pantolon ve ceketler.
· Pantolon ağları çok düşük.
· Çok pilili şalvarımsı kotlar.

3. TEMA; SOUTHERN SOUL (Güneyli ruhu)

Gezginlerin tozları, zaman içinde yolculuk,Amerikan çölleri, caz kültürü, yenidünyalar, western ruhu, korseler, uçarılık, çok feminen çizgiler.Endüstri öncesi topluma geri dönüş, hammaddelerin kullanılması.Daha kırsal bir görünüm, bitişlerde saten ve rugan…Tozlu renkler.

KADIN
· Salopetler altın arayıcılarından esinleniyor.
· Tunik elbiselere küçük fırfırlar ekleniyor.
· Pantolonlarda düşük ağ, paçalar baldırlarda bitiyor.
· Bluzlar jarseden, küçük düğmeli, küçük yakalı.
· Korse gibi bele oturan gömlekler.
· Pantolonlar erkeksi üstler feminen .
· Örmeler, trikolar, kareli bluzlar.
· Diz altına uzanan hırkalar belden kemerli.
· Bitkisel iplikler gözde, doğal maddeler birlikte kullanılıyor.
· Bluz elbise ve tunikler çok moda.
· Mendil karesi desenlituniklerde kullanılıyor.
· Kırsal kesimden etkilenen çiftçi, havası.
· Salopetler çok yüksek belli ve gabardin kumaştan.
· Güpürlü, dantelli bluzlar.

ERKEK
· Modern bağımsızlık savaşının izleri.
· Pamuktan çok cepli denim blazerler.
· Kareli western gömlekler, boyunda fular, belde kemer yerine eşarp.
· Blazerle bluzon arası ceketler.
· Gömlekler, kasket çok moda.
· Motoculardan esinlenen deri montlar.
· Eskitilmiş deriden büyük cepli pantolonlar.
· Hırkalar dede hırkası gibi.
· Örmelerde baklava ve düz desenler karıştırılıyor.
· Pamuk gömlekler bu kalın trikolarla giyilebiliyor.

DENİM KADIN
· Uzun ve ya kısa çok düğmeli denim ceketler.
· Etekler geniş ve ucuna İngiliz danteli konabilir.
· Blue-black denimler moda.
· Eskitilmiş, çok yıpranmış jeanlerin geri dönüşü.
· Kış olmasına rağmen bermudaların hakimiyeti.
· Viskozlarla hazırlanmış şık denimler.

DENİM ERKEK
· Botlarda denimden yapılıyor.
· Jeanler bej renginde olabiliyor ve trikolarla kullanılıyor.
· Grunge kıyafetler üst üste giyiliyor.
· Pantolonlar bol ama jean ceketler üste oturuyor.

4. TEMA; WORLD ARK (Şehir göçmenleri)

Modern şehir hayatında forklor havası.İlkellikle birleşen teknoloji.Lüks ve forklor etkileri.Daha gençlere yönelik bir tema ve canlı renklerden oluşuyor.Şarkıcı Björk’ten ilham alınıyor.Renk gamında canlı sarılar, kırmızı, mor ve daha nötr renkler.Teknove spor kıyafetler geri geliyor.Haute Couture-Jackie Onassis havası.

KADIN
· Trençkotlar, truvakar kollar.
· Yünden mantolar, modern hacimler.
· Çok metal kullanılmıyor, düğme yerine mıknatıs kullanılıyor.
· Şişme montlar, yüksek bel kemerler, maksi yakalar.
· Tişört elbiseler, yarasa kollu yağmurluk içine kısa elbise ile seksi bir hava.
· Ayakta renkli tozluklar, yalancı kürkler.
· Jakar trikolar.Hacimler modernize edilmiş.
· Oversize mantoların altına jean giyiliyor.
· Tunikler ve elbiselerde etnik hava.
· Mantoların bir omzuna nakışlar yapılabilir.
· Eteklerde emprimeler, kurdeleler (halı-kilim desenleri gibi)
· Grafik etkiler, sokak sanatından ilham.
· Trikolar oversize.

ERKEK
· Kuzey forkloru ilhamı.
· Mantolarda patc-work.
· Yeni deriler.
· Parkalar montlar renkli ya da detayları renkli olabilir.
· Vintage renkler.
· Çok büyük kapşonlar.
· Şalvar stili pantolonlar.
· Slikondan fermuarlar.
· Kürklü mantolar içine yelekler.

DENİM KADIN

· Motorcu kayakçı havasında jeanler.
· Anatomik denim ceketler.
· 80’lerin yüksek belli jeanleri.
· Denimde mermer efekti, ağartılmış gibi.

DENİM ERKEK
· Erkeklerde de renkli pantolonlar.
· Mont ve ceketlerde renkli.
· Pantolonlarda pililer.
· Mumlanmış etkisi olan pantolonlar.
· Parlak viskoz kullanılan denimler.
· Geniş ve düşük ağlı jeanler...

Kaynak; HEDEF Sayı:174

16 Mayıs 2008 Cuma

HABERLER (Sergi, seminer, fuar, defile etkinlikleri )


Size ocak ayına kadar sürecek olan, kültür - sanat etkinliklerini not alabildiğim kadarıyla listesini yapıyorum. Eklemek isteyen varsa, lütfen ekleyebilir.

1. 16 Mayıs -17 Ağustos 2008 ‘ Farklı Kültürlerde güzeli arayın’ Türk İslam Eserleri Müzesi, 5 il ve 7 farklı müzeden getirilen 700 eserin yer aldığı sergiye ev sahipliği yapacak.

2. 22 Mayıs 08 tarihinde, 2009 -2010 sonbahar- kış trendleri ile ilgili seminer İTKİB’ de gerçekleştirilecek.

3. 22 Mayıs- 25 Mayıs 08 tarihine kadar gerçekleştirilecek olan Ev Tekstili fuarı ise CNR’ da gerçekleştirilecek.

4. 28 Mayıs ila 01 Haziran 2008 tarihleri arasında, moda tasarımcıları derneğinin düzenlemiş olduğu, galata moda’ya ait tasarım stantları sabah 10:00 akşam 20:00 saatleri arası açık olacak.

5. 12 Haziran 2008 İTKİB Genç Moda Tasarımcıları Yarışmacılarının final defilesi olacak.

6. 28- 30 Ağustos 2008 CNR Expo’ da düzenlenilecek olan IF 12. Uluslararası İstanbul Moda fuarı tüm moda severlerin kapısına açık olacak.

7. 19 Eylül 2008 ila 19 Ocak 2009 Sabancı Üniversitesi, Sakıp Sabancı Müzesi, İspanyol ressam Salvador DALİ’ nin yağlı boya tablolarına ev sahipliği yapacak.

2 Nisan 2008 Çarşamba

LAGERFELD VE SIRLARI


Fransız Rodolphe Marconi’ nin yönettiği ve Nicole Kidman ile Monaco Prenses’i Caroline’in de katkıda bulunduğu, 20 yy. moda dünyasının dev isimlerinden biri olan Karl Lagerfeld ile ilgili çektiği bu belgesel tarzındaki filmi modayla ilgilenen, bu sektörde çalışan veya kendine bir yer edinmek isteyen herkesin izlemesi gerekiyordu, gerekiyordu diyorum çünkü artık hiçbir yerde oynamıyor maalesef.

Sanırım fazla rağbet görmedi ki, vizyona girdiği ilk hafta bile, belli seanslarda verildi, sonra hafta sonuna kaydırıldı. Daha sonra ise sadece G-mall Maçka Cinebonus da 16:30 seansında gösterildi. Ben izlemeye gittiğimde sinemada sadece 3 kişi vardı.

Moda tutkunu birisi olarak ve yıllarca birçok ünlü moda evinin yanı sıra kendi markasını da başarıyla devam ettirip, Chanel’ in takdir ettiğim baş tasarımcısı olarak gördüğüm Karl Lagerfeld tüm özel hayatını ve yaşamını film de açık yüreklilikle paylaşmış.


“Gözlüklerin arkasında saklı insan”dan büyülenen yönetmen Rodolphe Marconi, 10 yıldan uzun bir süredir Karl Lagerfeld hakkında bir belgesel yapmayı düşünür. Marconi 2004’teki ilk karşılaşmalarında Lagerfeld’i ikna etmeyi başarır ve çekimler ertesi gün başlar.
150 saatlik çekimlerin sonucunda, kelimenin tam anlamıyla ünlü modacı Karl Lagerfeld’in hayatını paylaşan Marconi, bir elbisenin hazırlaşını, söyleşileri, fotoğrafçılık ve resim çalışmalarını, sanat kitapları koleksiyonunu, Chanel’i, Fendi’yi, Lagerfeld Galeri’yi, dünyanın en güzel kızlarını, aktrislerini, dünyaca ünlü yıldızları yani kısaca yıldızın günlük hayatını bir yönetmen gözüyle gözler önüne seriyor.

Moda dünyasından tasarımcı, model, fotoğrafçı ya da aktörlerle görüşmekten keyif aldığını söyleyen Lagerfeld, çalışmadıkları zamanlarda ise bu tip insanlardan uzak durduklarını söyleyen, sadece gerçek sanatçı ve mimarlarla görüşen, ukala-mesafeli bir tavır takınan diğer meslektaşlarını anlamadığını da söylüyor.

1983 yılında Chanel moda eviyle yaptığı ilk işbirliği için "saygı artık satmıyordu, ben horlayan bir güzel satın aldım ve adeta ölüyü dirilttim" sözlerini kullanıyor.
Film de en etkilendiğim sahne, 2004 yılında CHANEL için hazırlamış olduğu o muhteşem koleksiyon. Genelde koleksiyon detaylarını ve modelleri rüyasında gördüğünü söylüyor Lagerfeld. Bu koleksiyonu da gece rüyasında görmüş ve sabaha hepsini detaylarına kadar çizmiş. Siyah mantolarla sahneye çıkan mankenler, beyaz daire şeklinde basamaklı merdivende sıralanırlar ve hepsi sahnede toplandıktan sonra beyaz-siyahın asilliği ile müziğin o en müthiş anında hepsi beraber mantolarının önünü açarlar. İçlerinde mantoların astarlarından kombin yapılmış ceket ve etekler, pantolonlar v.s. vardır. (Ama bu sahne görülmeye değer gerçekten.)

Lagerfeld çizim yaparken siyah ve kırmızıyı ağırlıkta kullanıyor, tasarımlarını renklendirirken ise, kara kalem üzerinde saten görüntüsünü veren en iyi şeyin tipeks olduğunu söylüyor. "Yağlıboya gibi durduğu için tipeksi seviyorum üstelik kurumasını beklemek zorunda da değilim, çünkü bunun için sabrım yok!" diyor. Ve mutlaka her çizimini çerçeveye alıyor, altına da imzasını atmayı unutmuyor.

Bence, Chanel’i ‘’Chanel’’ yapan yılların eskitemediği tasarımcı. Birde fotoğrafla ilgili bir hikâyesi var. Chanel’ in katalog çekimlerinde fotoğrafçıyla tartışmış defalarca yapılan çekimler sonucunda Lagerfeld çekilen hiçbir fotoğrafı beğenmemiş ve ardından fotoğrafçıda ‘’çok iyi biliyorsan sen yap’’ diye orada çekimleri bırakıp gitmiş. Karl Lagerfel da o günden beri tüm fotoğraf ve katalog çekimlerinin kendisinin yaptığını söylüyor.

Özel hayatındaki detaylarından bahsetmeye gelince, kendisi hiçbir dine mensup değil, ayrıca homoseksüel ve bunu da açık yüreklilikle paylaşıyor. Çocukken bir rahip annesine Lagerfeld için rahip olacak deyince annesi kesinlikle dinle ilgili hiçbir şeyden bahsetmeyip onu kiliseye bile götürmemiş. İlk cinsel deneyimi ise, 12 yaşında olmuş. Erkeklerden hoşlandığını annesine söyleyince annesi bunu gayet normal karşılamış. Çünkü üvey ablası da lezbiyenmiş, okulda öğretmenleriyle beraber olduğu için kaç kere okuldan atılmış. Ona göre hayatta kimse masum değil. İlk 12 yaşında bir karı-koca çiftin saldırısına uğramış. Annesiyle yine bunu paylaştığında annesi ona çok kırıtıyorsun o yüzden başına bu tür şeyler geliyor demiş.

Gözünden hiç çıkarmadığı siyah gözlükleri, üst üste taktığı gümüş yüzükleri, dik yakaları, takım elbiseleri ve ilginç topuklu ayakkabıları ile Karl Lagerfeld uzun bir yolcuğa çıkarken 10 yaşından beri yanından ayırmadığı küçük yastığını da yanında götürmeyi unutmuyor. Çocukken dadısı bu yastığı ona yapmış, üzerinde işlemeli lokomotif varmış, fakat şimdi eskidiği için artık yastığın üzerine başka bir şeyle kaplıyor fakat bu detayı da anlatmayı unutmuyor.

Kendini taşınabilir ve dönüştürülebilir olarak tanımlayan Lagerfeld, kendi kanatlarıyla uçmanın ancak köklerden koparak gerçekleşebileceğini söylüyor. Kimsenin hayatında kalıcı olmak gibi bir derdi olmayan ünlü modacı, hiçbir şeye bağlanmamak gerektiğini, bunun bir külfet olduğunu düşünüyor, Lagerfeld hayatta bir görünüp bir kaybolarak var olduğunu belirtiyor.

Ve en sevdiğim yönü ise şu oldu ki, yardımcılarına her hafta başı çikolata gönderip, her defile sonrası istedikleri ayakkabı, çanta veya kıyafeti almalarını söylüyormuş. O zaman herkes onunla çalışmak ister değimli?..


30 Mart 2008 Pazar

İSTANBUL FASHION LAB



13–15 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiş olan Fashion Lab etkinliği, Fatih Sultan Mehmet’in top dökümü yapılmak üzere hazırlattığı tarihi ‘’Tophane-i Amire Binasında’’ ev sahipliği yaptı. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bu mekânı, Moda Tasarımcıları Derneği’ni desteklemek amacıyla özel olarak tahsis etmiş. Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Devlet Bakanı Sn. Kürşat Tüzmen de, Türk moda tarihine yepyeni bir sayfa açacak olan İstanbul Fashion Lab projesini onaylayıp, destek vermiş. 3 gün süren, İstanbul Fashion Lab’de; tasarımcıların özgün defileleri 2009 Sonbahar/Kış sezonuna aitti. Aynı mekâna kurulmuş olan ‘designer’s showrooms’ alanı da; tasarımcıların gün boyu alıcılarla buluşacağı, koleksiyon siparişlerinin alınacağı özel bir buluşma mekânı oldu. İstanbul Fashion Lab Tasarımcılarının defile tarihleri ise şöyleydi;

13 MART 2008
14:30 Ümit Ünal, 17:30 Hatice Gökçe, 20:30 İdil Tarzi

14 MART 2008
17:30 Bahar Korçan, 20:30 Arzu Kaprol

15 MART 2008
17:30 Esra- Tuba Çetin, 20:30 Özlem Süer

Yılda iki defa düzenlenecek olan “İstanbul Fashion Lab”, 2010 yılında Avrupa’nın Kültür Başkenti seçilen İstanbul’u, Dünya Moda Takvimi’nde alternatif bir buluşma noktası haline getirmek ve Türk moda sektöründe tasarım markalarını profesyonel alıcı gruplarıyla buluşturmak.
Ben bunların arasında sadece Özlem Süer’e gitme fırsatını buldum. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde yüksek lisans yaptığım için, orada tanışma şansımız olmuştu. Özlem Süer, Mimar Sinan Güzel Sanatlar' da Yrd. Doç ve Tekstil bölümünde birçok derse giriyor. Gerçekten çok başarılı bulduğum modacılardan sadece bir tanesi.

Moda tasarımcıları derneği üyelerinden olan diğer modacılarımızın da gerçekten defileleri görülmeye değerdi. Onları http://www.modaturkiye.com/ dan takip ettim. Oradan size ayıklayıp birkaç tane jpg formatlı resimleri birleştirip ekte yayınladım. Geri kalanını sizde benim gibi ayrıntılı görmek için siteden girip takip edebilirsiniz.

WOOLMARK VE İTKİB SEMİNERİ İLE İLGİLİ NOTLAR


Mart ayını çok seviyorum. Kış sezonunun bitimden sonra, tüm seminer ve eğitimler bu ay içerisinde oluyor, aynı zamanda mağazalarda yaz mevsimini karşılayıp artık koleksiyonlarını ve defilelerini bu ay içerisinde sergilemiş oluyorlar. Sanat dolu bir ay geçirdim. Şimdi nerden başlasam bilemiyorum, yazacak o kadar çok şey varki?...
Eğitim ve seminerler, fashion lab defilesi ve sinemalarda bir ilk Karl Lagerfeld sırları ve dolu dolu tiyatro-opera…
Ayın başından başlıyalım. 5 Mart Woolmark semineri 2009 yaz’a ait sunumu yapılan seminerde 4 tema işlendi, 1) Delicate Vagaries 2) Metallim Alchemies 3)Techno Rainbow 4) Vision of Nature

1) Delicate Vagaries; Bayanı, ajurlu ve jakar desenli trikolardan oluşup, renkleri ise, mor, lila, bej, kemik, yeşil gibi renkler bu temada kendini gösteriyor. Erkeğinde, düşük yakalı ve V yaka trikolar ağırlıkta olup, renkleri, açık tonlardan oluşuyor. Açık mavi, açık yeşil, sütlü kahve, bej, mat gri, petrol v.b gibi..

2) Metallim Alchemies; Bayanı, çizgili, daire ve geometrik desenlerden oluşan trikolar olup, metalik renkleri burada fazlasıyla görebiliyoruz. Simli iplikler hem desenlerin geçişinde hem de çizgilerde kullanılmış. Onun dışında, fıstık yeşili, siyah ve petrol renkleri de mevcut. Erkeğinde de, geometrik desenler fazlasıyla ağırlıkta olup, bayanıyla bütün oluşturan metalik gri tonları, yeşilin göze çarpan uçuk tonlarını burada hissedebiliyoruz.

3) Techno Rainbow; Bayanında, çiçek desenli trikolarla, fırfır, büzgü ve pililerden oluşan hırka, kazak ve elbiseler yer alıyor. Renkler, mor-lila, degrade geçişler, baskı çeşitleri. Erkeğinde renkler çok canlı, sarı, pembe, yeşil, petrol, mavi olup, flok baskılar ve batik tarzı geçişler yer alıyor.

4) Vision of Nature; Bayanı, triko elbiseleriyle göze çarpıyor. Hırka, kazaklarda değişik aksesuar esprileri ve kumaş detayları kullanılmış. Renkleri ise, gül kurusu, pembe tonları, turkuaz, doğa renkleri. Erkeğinde ise, seramik ve çini desenlerinden ilham alınmış. Süveter ve hırkalar, ceketvari kapşonlu mont görünümlü çift taraflı hırkalar, aynı zamanda, degrade geçişler yine bu temada var. Renklerde alabildiğine canlı yaz renkleri.
2009 yaz temalarının sunumlarının dışında, ilginç trikodan yapılmış aksesuarlar da dikkatimizi çekti. Dikişsiz triko elbiseler, dikişsiz şapka, çok amaçlı farklı boylardan oluşan çantalar, atkı, bere, eldiven tozluk çeşitleri, pantolon askıları, panço, şal, kemer, kravat, papyon, pareo gibi ürünler stoll makinalarında yapılmış.
Bu gösterilerin ardından trikodaki ipliklere göre yıkama talimatlarının uygulanışı anlatılıp, farklı ipliklerin kullanımından örülmüş trikoların görüntüleri ilginçti. Yıkanan ve yıkanmayan ipliklerdeki keçe görünümü ve yıkanınca renk değiştiren degrade görünüşlü iplikler incelenmeye değerdi.

Gelelim 11 Mart İTKİB seminerine, Promostyl (2009 Yaz Trendleri) burada da 4 tema işlenmiş.
1) Utopia (Ütopya); Sanal ile gerçek arasındaki sınırda en doğal yoldan birleşme olasılığı. Renkler, belirsiz ve gizliliğin dumanlı tonlarda yansıması. Su ve hava, geçici, ışıltılı buğulu tonlar… petrol mavisinin izleri. Kadın, erkek ceketi ile combine t-shirtvari elbiselerin geleceğin izlerini taşıyan dikimlerde kıvrımlı ve hareketli kesimleri hakim. Erkek, daha kullanışlı, ergonomik kesimlerin hakim olduğu ‘’ eco yüksek teknoloji’’ ile üretilmiş modeller.
2) Euphoria (Keyif); Etnik ile kentsel arasındaki sınırda yeni bütünsel cazibe. Renkler; coşkulu, yaza uygun rengarenk, ışıltılı ve enerjik, pastel dokunuşları olan renk cümbüşüne sahip. Kadın, ‘’ kolay yaşam’’ teması sayesinde yumuşayan hacimlerin tek renk kullanımı ile sadeleşmiş hali hakim. Süveter elbiseler, yarasa kollar terzi elinden çıkma görüntü, dozunda ayarlanmış aksesuar kullanımı mevcut. Erkek, rengarenk, buruşmaz spor giyim ve takım elbise yelpazesi mevcut. Sofistike kesimler, ince dikimler.
3) Academic (Akademik); Klasisizm ve Avant-Garde arasındaki sınırdaki çağdaş mükemmellik. Renkler, ‘’club’’ esintili klasik renkler. Opak renkler ile pastel tonların birleşiminin parlak mor ve mavi ile karışımını barındırıyor. Kadın, antik yunan ile 80’lerin Japon tasarımcılarının yapı bozucu hacimlerinin bir araya gelmesi. Geniş yazlık montlar ve paçaları kıvrık pantolonlar. Erkek, minimalist düz çizgilerle bezeli ince, dar klasik kesimler ve spor giyimin birbiri ile uyumlu renkleri hakim.
4) Spectacle (gösteri); İyi ve kötü beğeni arasındaki sınırda kışkırtıcı ve tutkulu. Çok iddialı. Renkler, çok renkli vintage tarza sıcak, içten sarı ve pas rengi tonlar, gül kurusu ve kırmızı renkler eşlik ediyor, bunlara ek olarak retro mavi ve yeşilleri de içinde barındırıyor. Kadın, ‘’ kitsch olan da kadınsı olabilir’’ düşüncesinden hareketle yüksek bel kesimleri, uçuşan pantolonlar ve ‘’oyun kartı’’ motiflerinin hakim olduğu üstler. Dozunda ayarlanmış aksesuar kullanımı mevcut. Erkek, kent yaşamından sörfçü tarzının hakim olduğu sportif görüntüyü ortaya çıkartan desenler ve kesimler, mendiller ve 50’lerin jean pantolonları… ‘’ show-off’’ ruhuyla yaratılmış aksesuarlarda tamamlayıcı.


Bunların hepsini bir arada hiçbir yerde bulamazsınız değerini bilin ve paylaşmasını bilin. :)

25 Şubat 2008 Pazartesi

MODA TASARIMCILARI DERNEĞİ


Türkiye’ de moda tasarımcılığı adı altında farklı kurumlar var. Fakat, başkanlığının Bahar Korçan’ nın yürüttüğü, Moda Tasarımcıları derneği çok profesyonel modacıların birlik olup yürüttüğü ve gençlere de öncülük ettiği bir kurum. Kurucuları; Bahar Korçan, Arzu Kaprol, Ümit Ünal, İdil Tarzı, Özlem Süer, Hatice Gökçe, Hakan Yıldırım ve Ezra & Tuba Çetin.
Vizyonları; Türkiye de moda tasarım sektörünün, dünya moda akımlarının oluşumunda belirleyici bir ‘’ ekol ‘’ haline gelmesini sağlamak.
Misyonları; İstanbul odaklı Türkiye’yi dünyanın ‘’ Moda Tasarım Havzası’’ yapmak; Kenti bizzat tasarım nesnesi olarak ele alıp, İstanbul’ un kültürel katmanlarını tasarımla buluşturmak. Tasarımın katma değer yaratan rolünü, çok yönlü medya iletişimiyle kamuoyu gündemine taşımak. ‘’ Yaratıcı marka’’ olmak isteyen ‘’Sanayi’’ ile ‘’ Özgün- Yenilikçi’’ olmak isteyen tasarımcıyı buluşturmak. Türk moda tasarım sektörünün mesleki tanım ve standartlarını oluşturmak ve etik değerlerini belirlemek. Türk moda tarihinin ve moda tasarımcılarının arşivini oluşturmak. Moda tasarımcıları ve ilgili disiplinler arasında iletişim ve işbirlikleri geliştirerek Türk moda sektörünün gelişimine katkıda bulunmak…

Neden moda tasarımcıları derneği diye sorarsanız?
Ülkede moda tasarımı konusunda talep artışının olması ve sektörün henüz oluşmamış olması, tasarım pazarının oluşmamış olması, ayrıca standart ve etik değerlerin belirlenmemiş olması.
Buluşma platformu eksikliği, tasarımı ticari değere dönüştürecek kanal eksikliği, sektörel hafıza eksikliği, tasarım yönetimi yapılamamakta ve en önemlisi kavramsal kargaşa.
Moda tasarımcıları derneği üyelerine neler sağlıyor?
Yurt dışı fuarlara katılma imkanı, yurt içi fuarlarda stant desteği, firma tasarımcı eşleştirmeleri, moda etkinliklerinde ürün sergileme imkanı, ulusal ve uluslar arası basın iletişim desteği, iç piyasada metrekare sağlama desteği, projelerde yer alma imkanı.
Moda tasarımcıları derneğine kimler başvurabilir?
4 kategoriden oluşan kişiler moda tasarımcıları derneğine başvurabiliyor.

1) Moda tasarımcıları; en az 10 senedir moda tasarımcılığı yapan, yurtiçi-yurtdışı fuarlara katılmış, en az bir defile, sergi, gösteri düzenlemiş yada koleksiyonu hazırlamış, kendi şirketini kurmuş, markasını yaratmış, istihdam sağlayan ya da firmalara koleksiyon hazırlayan yada firmalara tasarım danışmanlığı yapan kişilerdir.
2) Genç moda tasarımcıları; 0-10 sene arası moda tasarımcılığı yapan ve moda tasarımcıları kategorisi kriterlerinden en az birini yerine getirmiş kişilerdir.
3) Destekçiler; Sektöre ve derneğe katkı sağlayan kişi ve kurumlar.
4) Gönüllüler, üniversite ve eğitim kurumların öğrencileri ve yeni mezun gençlerin oluşturduğu grup. Dernek proje ve organizasyonlarına destek verecek kişilerdir.
Ayrıca gönüllü üyeler, tasarımcılar ile tanışma fırsatı ediniyor ve staj programından yaralanıyor.
Bence, modaya gönül veren tüm tasarımcı arkadaşların burada buluşması vizyonları açısından çok önemli. İnovatif fikirler üretip, tekstil ve moda sektöründe yer almak istiyorsanız bu ve benzeri derneklerde yer almanız gerekli diye düşünüyorum.

17 Şubat 2008 Pazar

ÖNCE MÜŞTERİ (CRM)



Müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) firmanın büyüklüğüne ve içinde bulunduğu sektöre
bakılmaksızın tüm firmaların şu ya da bu şekilde uygulamaya çalıştığı bir model. Bir firma için temel amaç para kazanmak ve bu geliri sürekli hale getirebilmek.
Sürekli gelir ise ya sürekli yeni müşteriler elde etmekten ya da mevcut müşterileri elde tutmaktan geçiyor. İşte CRM bu noktada çok önemli.

Müşteri ilişkileri yönetimi ya da çok popüler kısaltması ile CRM, son birkaç yılda, her ölçekten şirketin stratejik ajandasında yer alan bir yatırım. Üzerine binlerce rapor yazılan, milyonlarca dolar yatırım yapılan ve hala gelişmeyi sürdüren bu alan acaba iş dünyası için neler vaat ediyor?
Öncellikle CRM pazarının son yıllarda nasıl bir gelişme sürecinde olduğuna bakıldığında karşımıza iş dünyasının yaşadığı büyük değişim çıkıyor. Dünyada, hemen hemen tüm pazarlarda rekabetin arttığı, ürünlerin pazara girme sürelerinin kısaldığı ve marjların düştüğü bir ortamda müşteriye daha etkin ulaşmak, müşterinin isteklerini anlayarak ürün ve hizmetleri bu yönde şekillendirmek de büyük önem taşıyor.
CRM’ in C’ si yani müşteri (customer) kavramının son yıllarda yaşadığı değişim gerçekten inanılmaz boyutlara ulaştı. Bu yeni döneme gelinmesinde birkaç temel nokta büyük rol oynadı.

. Ürün ve hizmet çeşitliliğinin inanılmaz biçimde artması ve müşterilerin tercih olasılıklarının çoğalması.

. Bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin kullanan müşterilerin, bilgiye, rakibe ve eşdeğer ürünlere çok kolay erişebilir bir hale gelmesi

. Teknolojik yapılar, ürün ve hizmetlerin pazarlanmasından dağıtım kanalına dek iş süreçlerini değiştirdi ve müşterilere çok farklı kanallardan erişim sağladı. Bu aşamada müşteriyi elde tutmanın yolları da farklılaştırdı.

Müşteriyi elde tutmanın yolu

CRM bir kültürdür ve bu kültürün firmaya yerleşmesi zaman alır. Eskiden mahalle bakkalının uyguladığı sistem aslında müşteri ilişkileri yönetiminin temelini oluşturmaktadır. Mahalle bakkalı müşterilerini birebir tanır, onların hatırını sorar ve hatta ihtiyaçlarını tahmin ederek onlara hatırlatır. Böylelikle sadık müşteri portföyü oluştururdu. Bugün ise binlerce müşterisi ve yüzlerce çalışanı olan bir CRM kültürünün benimsemesi gerekiyor.
Yapılan birçok araştırma, müşteriyi elde tutmanın, yeni müşteri kazanmaktan çok daha karlı bir iş olduğunu ortaya koyuyor. Müşteriyi elde tutmak da, taleplerini tam anlamıyla karşılamak ve bunları kısa sürede kullanılabilir hale getirmekten geçiyor.
Müşteriye ihtiyaç ve arzularına göre farklı çözümler sunabilmek bu doğrultuda çok önemli.
Özellikle, 5 yılda bir müşterinin yaklaşık yarısını kaybeden şirketlerin buna acil bir çözüm bulması gerekiyor. Sonuç olarak CRM iş alanınız ne olursa olsun, müşteri ilişkileri ve müşteri ilişkileri yönetiminden geçiyor.